• Gurudwara

    Kulaktan-Kulağa : Hüdhüd

    Çocukken kulaktan kulağa oynardık, grubun başındaki arkadaşımız ‘bayram haftası’ dediğinde 4-5 kişi sonra bile ‘mangal tahtasına’ dönüşürdü söylenen tamlama. Böyle olunca anlatılanın anlatana ulaşabilmesi içinde yoğun bir dinleme becerisi gerektirirdi. Buradan baktığımızda yazının henüz bulunmadığı ya da yaygın kullanımın olmadığı ancak ayrıcalıklı zümrelere mahsus olduğu dönemlerde mitos, efsane, söylence, masal anlatımı çok yoğun kullanılırdı. Sözlü edebiyat geleneğinin yaygın kullanımı insanların pek çok şeyi hafızalarına kaydetmelerini de beraberinde getirdi. Ama bu kayıtlar ne söylendiği kadar, ne anlandığına da bağlı olarak kimi zaman kulaktan kulağa oyunundaki gibi değişerek, kimi zaman dönüşerek bazen kervanlarla, bazen savaşlarla, bazen seyyahlar, bazen paralı askerler, bazense gezgin dervişler eliyle ovadan ovaya, yayladan yaylaya, çoban ateşlerinden, oba ateşlerine,…

  • Gurudwara

    Kobra Etkisi

    1940 Hindistan’ı. İngiliz hükümetinin Hindistan yönetimini elinde tuttuğu dönemler. İngiliz Sömürge yönetimi bu dönemde kobralardan çok çeker. Çok fazla yılan sokma vakası bildirilmektedir. Sömürge Hükümeti kobralara karşı savaş başlatır. Ne var ki İngilizler yılanlarla haşır neşir oldukça daha çok İngiliz kobra zehiriyle tanışır. Bunu fark eden “zeki” bir İngiliz neden biz uğraşıyoruz?  Kobra kafası getiren Hintli’ye ödül verelim olsun bitsin.” der. Bunun üzerine kampanya başlar. Sömürge hükümeti, ölü kobra getirene ödül vaat eder. Önceleri yerel halk kobraları öldürüp bolca ödül alırlar, böylece gerçekten kobraların sayısı azalır; ancak zor koşullara muhteşem uyumları ile bilinen Hintli’ler “Madem bunlar her ölü yılana para veriyor o zaman biz bu kobraları besleyelim üretelim. Hem kim koşacak kobra…

  • Hayat

    Geldim Şu Alemi İslah Edeyim

    Geldim şu alemi islah edeyim, islah edeyim Özümü meydanda gördüm sonradan,  gördüm sonradan Zaman mahlukuna meylimi verdim, meylimi verdim Sermayemden zarar, gördüm sonradan, gördüm sonradan Sermayemden zarar, gördüm sonradan Geldi bizim ile, sevdi sevişti, sevdi sevişti Al kadeh ver kadeh, doldurdu içti, doldurdu içti Sadık yarim diye, yeminler içti, yeminler içti Özü çürük imiş, duyduk sonradan, duyduk sonradan Özü çürük imiş, duyduk sonradan Şu zalımın kara, kara yüzleri, kara yüzleri Yaramıza yaramadı tuzları, hey dost tuzları İki dinli şu cahilin sözleri, hey dost sözleri Durdukça kar etti cana sonradan, cana sonradan Durdukça kar etti cana sonradan… https://youtu.be/wN–34NdYhE

  • Gurudwara

    İnsanın Ölümsüzlük Arayışı 5

    Arayışımız coğrafi olarak yönünü doğuya döndüğünde kaçınılmaz bir şekilde Çin ve Japonya ya ulaştı. Ve arayış boyunca bin farklı isimle çağrılmakta olduğunu gördüğümüz ve  başlangıçta Olimpos’ taki ölümsüz Tanrıların sarayından hikayemize katılan ölümsüzlük iksiri bu kez ölümlü bir imparator sarayında ortaya çıktı… İmparatorun dileği, hem kendi yaşamında hem de iki ülkenin kaderinde büyük rol oynadı. Yapılan yeni bir arkeolojik keşfe göre, Çin’in ilk imparatoru Qin Shi Huang’ın (MÖ 210) ölmeden önce verdiği emri içeren bir yazıt bulundu. Ünlü Terrakotta Ordusunu yaptıran Qin Shi Huang, efsanevi ölümsüzlük iksirinin bulunması için ülke çapında bir araştırma emri vermişti. Söz konusu bulgu, 2002’de Hunan eyaletindeki bir kuyunun dibinde, ahşap bir plakanın üstüne yazılmış olarak…

  • Gurudwara

    İnsanın Ölümsüzlük Arayışı 4

    Arayışımız kronolojik tarihsel olarak olmasa da coğrafi olarak yönünü doğuya döndüğünde Pers İmparatorluğu’nun sınırlarına ulaşır. Ve arayış boyunca bin farklı isimle çağrılmakta olduğunu gördüğümüz taş doğuya doğru ete kemiğe bürünür. Bu binlerce ismin amacı onu saklamak değil, ifşa etmek olmasına rağmen sembol dilinin çok daha etkin kullanıldığı doğu bilgeliğinde hiçbir zaman gerçek ismiyle, daha doğrusu herkesin bildiği ismiyle adlandırılmamıştır. Tıpkı Hz.Ali’nin de yüzlerce yıl sonra ifade edeceği gibi “İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı.” Öğrenci ona verilen her “ismin” maddenin belli bir niteliğini, halini veya görünüşünü anlattığını, bu şekilde daha kolay tanınabileceğini unutmamalıdır. ‘Surette kalırsan putperestsin. Her şeyin suretini bırak, manaya bak. Hacca giderken hac yoldaşı ara. Ama ha Hintli…

  • Gurudwara

    İnsanın ölümsüzlük Arayışı 3

    1900 lerden itibaren, insanlığın artan refah seviyesi ile birlikte insanın tüm kültürel üretimlerinin incelenmesi başladığında en ilginç üretimlerden biri olan mitlerde bu incelemeden payın aldı. Bu aşamada mitolojik anlatılarla kronolojik tarihi uzlaştırma girişimleri sırasında ‘yeterli bilimsel temele ulaşılamadığından’ kısa bir süre sonra mitler tarih bilimi incelemesinin konusu olmaktan çıktı. Gökyüzü cisimlerine izafe edilen mitolojinin aslında insanların veya halkların ruhsal sistemlerinin gökyüzüne yansıtılmasından ibaret olup olmadığı hep tartışılagelmiştir. Modern fizik  bize nesnel bilginin tamamen insan öznelliğine dayandığını söylüyorsa, teorik ve deneysel fizikte vardığımız sonuçlar  çelişmiyorsa, zihnimizde işlettiğimiz matematiği gözlediğimiz görünen evrene uyguladığımızda hesaplar tutuyorsa, insanın zihinsel işleyişini gökyüzüne yansıtmadan edemediğini düşünmemiz pek garip kaçmamalı… Yıldızların insan hayatını yönlendirebilecek güce sahip olduğuna…

  • Felsefe

    Marifet İlmi

    Vaktiyle bir mürid, bir arif kişiye giderek ondan marifet ilmini öğrenmek istemiş. O sırada deniz kenarında bulunuyorlarmış. Arif, ilme talip olana demiş ki: ” Şu kevgiri al, denizden doldur.” Mürit çok denemiş, fakat başaramamış. Kevgiri denize daldırdığında içi su doluyor, fakat çıkarır çıkarmaz boşalıyormuş. Sonunda Ustası : “Dur da göstereyim,” demiş. Kevgiri elinden kaptığı gibi, denize fırlatmış. Kevgir dibe batmış. Efendisi müride dönmüş: “İşte, kevgiri suyla doldurmanın yolu budur.” demiş.. (bir ilmi öğrenmek için batıp çıkmak değil, dalıp batmak gerek vesselam)

  • Tasavvuf

    Kir

    Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır.Neden sonra,yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister.O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu.Durumu Hacı Bektaş Veli ‘ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir.Bunun üzerine adam Mevlevî dergahına gider ve aynı durumu Mevlânâ ‘ya anlatır. Mevlânâ ise bu hediyeyi kabul eder.Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmediğini söyler ve Mevlânâ’ya bunun sebebini sorar. Mevlânâ şöyle der: – Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir.Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu…

  • Osho

    Anahtar

    Farz edelim ki elimizde bir anahtar var. Anahtarın kendisine bakarak doğrudan ne işe yaradığını anlamamız veya büyük bir hazineye onun sayesinde ulaşılabileceğini hayal etmemiz mümkün değildir. Anahtarın içinde hazineyle ilgili bir işaret gizli değil; anahtar kendi içinde kapalı. Onu kırar veya parçalara bölersek hangi metalden yapılmış olduğunu bulabiliriz ama ortaya çıkarma yetisine sahip olduğu hazine hakkında hiçbir şey bulamayız. Ve böyle bir anahtar hazine hakkında hiçbir ipucu olmaksızın uzun süre saklandığı zaman yalnızca yaşamımızdaki bir yüke dönüşür. Yaşamda bugün bile birçok hazinenin kapısını açabilecek pek çok anahtar mevcut ancak ne yazık ki ne hazineler, ne de açılabilecek kilitler hakkında hiçbir bilgimiz yok. Ve ne hazine, ne de kilitler hakkında hiçbir…

  • Gurudwara

    İnsanın Ölümsüzlük Arayışı 2

    “İnsanoğlu bilinçlendiği günden bugüne kadar Simya ilminin varoluşunun ana kaynağı olan ve simyacıların Felsefe Taşı diye adlandırdıkları sırdan daha büyük ve derin bir sır yaratmamıştır. Felsefe taşını bulmak için yola çıkan simyacıların çoğunun sonu, Sfenks’in sorusunu cevaplamaya kalkanlarla aynı olmuştur. Sfenks, kafası koç, kuş, veya insan, gövdesi ise uzanan bir aslan şeklini alan heykellere deniyor. İlk önce Antik Mısır’da rastlanan Sfenks, antik Yunan mitolojisinde büyük kültürel önem taşımıştır ve ismini buradan almıştır (Yunanca: Sphinks). Sözcüğün Mısır dilindeki orijinal biçimi kepes ankh ya da “yaşayan heykel” anlamında şeşep (sheshep) ankh‘tır. Sfenkslerin en tanınmışı Büyük Gize Sfenks’idir. Dünyadaki en büyük tek-taş heykeli olup 73,5 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde ve 20 metre yüksekliğindedir. Pençelerinin arasında bir tapınak olan ve yatan aslan biçiminde, kafası ise bir firavun başı şeklindedir. Aslanlar Antik Mısır mitolojisinde kutsal sayıldıkları için…

Araç çubuğuna atla