• Gurudwara

    Kulaktan-Kulağa : Hüdhüd

    Çocukken kulaktan kulağa oynardık, grubun başındaki arkadaşımız ‘bayram haftası’ dediğinde 4-5 kişi sonra bile ‘mangal tahtasına’ dönüşürdü söylenen tamlama. Böyle olunca anlatılanın anlatana ulaşabilmesi içinde yoğun bir dinleme becerisi gerektirirdi. Buradan baktığımızda yazının henüz bulunmadığı ya da yaygın kullanımın olmadığı ancak ayrıcalıklı zümrelere mahsus olduğu dönemlerde mitos, efsane, söylence, masal anlatımı çok yoğun kullanılırdı. Sözlü edebiyat geleneğinin yaygın kullanımı insanların pek çok şeyi hafızalarına kaydetmelerini de beraberinde getirdi. Ama bu kayıtlar ne söylendiği kadar, ne anlandığına da bağlı olarak kimi zaman kulaktan kulağa oyunundaki gibi değişerek, kimi zaman dönüşerek bazen kervanlarla, bazen savaşlarla, bazen seyyahlar, bazen paralı askerler, bazense gezgin dervişler eliyle ovadan ovaya, yayladan yaylaya, çoban ateşlerinden, oba ateşlerine,…

  • Hayat

    Geldim Şu Alemi İslah Edeyim

    Geldim şu alemi islah edeyim, islah edeyim Özümü meydanda gördüm sonradan,  gördüm sonradan Zaman mahlukuna meylimi verdim, meylimi verdim Sermayemden zarar, gördüm sonradan, gördüm sonradan Sermayemden zarar, gördüm sonradan Geldi bizim ile, sevdi sevişti, sevdi sevişti Al kadeh ver kadeh, doldurdu içti, doldurdu içti Sadık yarim diye, yeminler içti, yeminler içti Özü çürük imiş, duyduk sonradan, duyduk sonradan Özü çürük imiş, duyduk sonradan Şu zalımın kara, kara yüzleri, kara yüzleri Yaramıza yaramadı tuzları, hey dost tuzları İki dinli şu cahilin sözleri, hey dost sözleri Durdukça kar etti cana sonradan, cana sonradan Durdukça kar etti cana sonradan… https://youtu.be/wN–34NdYhE

  • Hayat

    Şifâ-yı vasl-ı kadrin hecr île bîmâr olandan sor

    Şifâ-yı vasl-ı kadrin hecr île bîmâr olandan sor Zülâl-i zevk-i şevkin teşne-i dîdâr olandan sor Lebin sırrın gelip güftâre ey meh özgeden sorma Bu pinhan nükteyi bir vâkıf-ı esrâr olandan sor Gözü yaşluların hâlin ne bilsin merdüm-i gâfil Kevâkib seyrini şeb tâ seher bîdâr olandan sor Gamından şem’ tek yandım sabadan sorma ahvalim Bu ahvali benimle ta seher bidar olandan sor Habersiz olma fettân gözlerin cevrin çekenlerden Habersiz mestler bîdâdını hüşyâr olandan sor Harâb-ı câm-ı aşkım nerkis-i mestin bilir hâlim Harabât ehlinin ahvâlini hammâr olandan sor Muhabbet lezzetinden bî-haberdir zâhid-i gâfil Fuzûlî aşk zevkin zevk-i aşkı var olandan sor Fuzuli

  • Mevlana

    Hiç

    Anlatılanlara göre bir gün Mevlânâ, Şems-i Tebrizî’yi evine davet eder. Şems, Celalettin Rumi’nin evine gider ve ev sahibinin ikramını gördükten sonra ona sorar:– Benim için şarap hazırladın mı?Mevlânâ hayret içerisinde sorar:– Meğer sen şarap içiyorsun, öyle mi?Şems cevap verir:– Evet.Mevlânâ:– Bunu bilmiyordum.– Mademki öğrendin bana şarap ikram et.– Bu gece vakti şarabı nereden bulabilirim?– Hizmetçilerinden birine söyle gidip alsın.– Bu iş yüzünden Tanrı’nın karşısında şeref ve haysiyetim beş paralık olur.– O zaman, git kendin al.– Bu şehirde beni herkes tanır. Ecnebi mahallesine gidip nasıl şarap alabilirim ki?– Eğer bana saygın varsa benim rahatım için bunu yapmalısın. Çünkü ben geceleri şarapsız ne yemek yiyebilir, ne konuşabilir, ne de uyuyabilirim.Mevlânâ, Şems’e olan…

  • Hayat

    Hayatım Sana Olan Aşkımdan Başka Bir Şey Değil

    Gözlerin sorguluyor beni Hüzünlü ve sessiz Düşüncelerime sızmaya çalışarak, Tıpkı ayın okyanusun derinliklerini görmek istemesi gibi… Hiç bir şey saklamadan..hayatımı..apaaçık önüne serdim Bu yüzden çözemiyorsun beni. Eğer…hayatım Sıradan,renkli bir taş olsaydı Onu yüz parçaya bölebilir ve Boynunda taşıman için sana bir kolya yapabilirdim ondan Eğer… o Yuvarlak,kokulu,sıradan,küçük bir çiçek olsaydı Onu…hemen Sapından koparabilir ve Saçlarına iliştirebilirdim. Sen…hüküm sürdüğün krallığın sınırlarından habersizsin. Eğer…hayatım Yalnızca bir zevk anı olsaydı Huzurlu bir gülümseyişte belirebilir ve Sen …onu…anında çözebilirdin. Eğer…o Yalnızca bir keder yumağı olsaydı Berrak gözyaşlarıyla sırrını sessizce açığa vurabilirdi. Ama… Benim hayatım…sana olan aşkımdan başka bir şey değil Ey benim en sevdiğim! Zevkim ve cezam sınırsız Yoksulluğum ve zenginliğim sonsuz… Kalbim…Kendi hayatın…

  • Tasavvuf

    Hakiki Mevlâna Nerede?

    Mahmud Erol Kılıç: Ben Osmanlı’nın kurucu babaları olarak İbn Arabî’yi ve Mevlâna’yı görüyorum Hz. Mevlana ve hayatı hakkında ortaya atılan bazı iddiaları ve Osmanlı döneminde nasıl algılandığını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç ile konuştuk. Halil Solak’ın röportajı. Hz. Mevlâna’nın soyu meselesi çok tartışılıyor. Türk mü, İranlı mı vs. Buradan başlayalım istiyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim: Ancak bu yüzyılın başında moda haline gelmiş bir akım var. Bir insanı değerlendirmek için onun düşünce dünyasının kriterlerini terk edip mensup olduğu kabilenin veyahut ırkın ya da ayakkabı numarasının, saç renginin vs. ne olduğu gibi tamamen ikincil, üçüncül önemi haiz vasıfların öne çıkarılması bir bakıma konuyu esas manasından da uzaklaştırmaktadır.…

  • Tasavvuf

    Nükte

    “eger an turk-i şîrâzî bedest âred dîl-î mârâ be hal-i hinduyeş bahşem semerkand u buhârârâ” Hafız-ı Şirazî “o şirazlı güzel, bize iltifat eder, gönlümüzü alır, aşkımızı kabul eylerse yanağındaki kara bene Semerkand’i de bağışlarız, Buhara’yı da” Bu beyit bir başka tarihi olayla ilgili olarakta bir rivayete konu olduğundan iyi bilinir… Rivayet edildiğine göre, Tîmûr Han 1387’de Şiraz’ı fethettiğinde şehir halkını vergiye bağlamıştır. Hafız-ı Şirazî’ye de bir miktar vergi düşer. Hafız, vergiyi verecek durumda olmadığı için Timûr Han’a giderek iflas ettiğini ve fakir olduğunu söyler. Timûr Han ona söylediği bu beytini hatırlatarak; “semerkand’le buhara iki mamur ve büyük islam şehri. Maşûkunun  yüzündeki bene Semerkant ve Buhara’yı bağışlayan insan müflis olamaz!” deyince;…

  • Mevlana

    Dünyanın neresi iyi

    Mevlana Şems’ten naklediyor: “Büyük bir kafilenin yolu çöle düşmüştü. Su yoktu. Bunalmış bir halde yol alırlarken bir kuyuya rastladılar. Hemen kovayı sallandırdılar. Fakat az bir zaman sonra ip hafifledi. Çektiler gördüler ki ip kesilmiş. Kesik ipe başka bir ip eklediler, başka bir kap buldular, kuyuya saldılar. Bu ip de kesildi. Nihayet kafiledeki akıllı birisi, ben ineyim de bir bakayım dedi, kim kesiyor bu ipi? Kuyuya indiğinde bir de ne görsün? İçerde zebella gibi bir zenci var, kılıcını çekmiş beklemede. Kuyunun bir yanına da adam kelleleri yığılmış. Zenci inen adama sordu:, – Dünyanın neresi iyi? Akıllı adam, ‘aniden herhangi bir yere iyi dersem belki onca orası kötüdür’ diye düşündü ve şu…

  • Felsefe

    Yol, yolcu, yolculuk

    Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat arkana bakma… Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de… Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp, yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal… “En doğru yol: En dikensiz yoldur” diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır. aldırma… Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır. Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever. Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat, şu gerçeği de hiç unutma: Yürümekle…

  • Hayat

    Gönül

    Bir güzellik yap kendine! Ve sadece sahip olduklarını düşün; mutlu ol onlarla! Sahip olamadıkların üzülsün senin olmadıklarına… Bir güzellik yap kendine! …Keşkeleri hiç düşünme! Mutlu ol seçimlerinle. Bırak keşkeler üzülsün senin seçimlerine… Bir güzellik yap kendine! Her yeni günü senin günün ilan et ve şımart kendini olabildiğince! Bırak dünler üzülsün seçilmediğine… Bir güzellik yap kendine! Kalbinde daha da büyüt sevgisini sevdiklerinin! Bırak sevmediklerin üzülsün kalbinde yerleri yok diye! Bir güzellik yap kendine! Sev kendini, kimseleri sevmediğin kadar. Mutlu ol varlığınla! Bırak seni sevmeyenler üzülsün! Yüreklerine sığamayacak kadar büyüksün diye! PAUL AUSTER

Araç çubuğuna atla