• Psikoloji

    Evham

    Günümüzde yaşananlarla çok benzer bir hikaye eski bir Arap kıssasında(1)  şöyle nakledilir.: Veba (hastalığı) şehirlerden birine giderken bir adam onu gördü ve sordu: -Nereye gidiyorsun ey veba? Veba cevap verdi: -Şu şehre gidip oranın halkından bin kişinin canını almakla emrolundum. Bir müddet sonra veba şehri terkederken adam onu görünce dedi ki: -Yazıklar olsun sana ey veba, ne kadar acımasızsın!.. Sen şehir halkından yirmi bin kişiyi öldürdün. Veba cevap verdi: -Ben sadece bin kişiyi öldürdüm. Geri kalanı (19.000 kişiyi) ise vehm(2)(hastalık korkusu, evham(3) ) öldürdü. Hastalığın yarısı evhamdır. Devanın (şifanın) yarısı sükunettir, (kalbin) mutmainliğidir.(4) Sabr şifanın ilk adımıdır. Rabbimiz(5) bizi gereksiz evhamdan koru.. Kalbimize sükunet ver. Sabrı bize azık eyle. amin…

  • Felsefe

    İyilik

    Köyün birinde yaşlı bir ressam yaşıyordu. Olağanüstü güzel resimler yaptığından resimlerinin alıcı çoktu. Müşteri seçer, sanatseverleri bekler, çok da iyi fiyata satardı. Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki : “Yahu senin durumun iyi. Neden kimseye yardım yapmıyorsun. Bak fırıncı fakirlere sıkça bedava ekmek veriyor. Kasap ara sıra bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun?..” Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi. Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde konuşuyor ve ressamı kötülüyordu. Bir gün ressam hasta oldu. Kimse de onun yanına ziyarete gelmedi ve sonunda ressam öldü. Aradan bir kaç gün geçti. Ama artık ne fırıncı ekmek veriyordu fakirlere, ne de kasap et. Sordular; “Neden fakirlerin…

  • Tasavvuf

    İki Değil

    Hz. Fatıma, ‘-Ya Ali’ Hasan, Hüseyin aç, evde yiyecek yok.. gidip yiyecek birşeyler alsana” der. Hz. Ali’nin sadece altı dirhemi vardır. Yiyecek almak için evden çıkar ve giderken yolda kavga eden iki insan görür. Hz Ali: “Niçin kavga ediyorsunuz? Şu âlemde Allah’ı düşüneceğiniz yerde niçin birbirinizle mücadele ediyorsunuz?” diye sorar. Kavga edenlerden biri, diğerinden altı dirhem alacağı olduğunu, vermediğini, söyler. Hz Ali cebindeki altı dirhemi çıkarır ve alacaklıya verir. Evine geldiğinde eli boştur, Hz.Fatma, “- Ya Ali, hiç mi bir şey almadın?” diye sorunca, “- Ama ara düzelttim ya Fatma” der. Hz Fatma’nın yüzünde nurlu bir gülümseme belirir. Memnundur kocasının bu güzel hareketinden. Daha sonra Hasan’la Hüseyin ağlamaya başlarlar, ‘açız’…

  • Hayat

    Ada Sahibi Ya da Ada Olmak  

    Tanınmış gezgin Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu’nun ıssız bir yerinde, çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü. Kulakları sağır edecek denli yüksek sesle çığlıklar atan kuşların kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgaları arasına atıyorlardı. Onlar bu son hareketleriyle yaşamlarına son veriyorlar, kendilerini okyanusun dalgalarına bırakırken, çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardı. Bu olaya yalnızca Thomas Cook değil, o bölgede ki balıkçılarda yıllardır tanık olmuşlardı. Kuş bilimcileri ise, yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfediyorlar, fakat onların, birbirleri peşi sıra kendilerini ölümün kucağına atmalarının nedenini bir türlü çözemiyorlardı. Gerçek, geçtiğimiz yüzyılın ortalarında anlaşıldı. Bu trajik olayın yaşandığı yerde bir zamanlar bir ada vardı.…

  • Tasavvuf

    Eyvallah

    İkindi vakti öncesi abdest almak için avluya çıkan şeyh; dervişin birinden bir ibrik su ister. Derviş getirir. Yere çömelmiş abdest almaya çalışan şeyh bir yandan da bahçedeki dervişleri gözetlemektedir. Su döken derviş bakar ki şeyh elini yıkarken bazı yerleri kuru kalır.İçinden; -‘Bir de bize mürşit olacak, doğru dürüst abdest almayı bile beceremiyor’ diye geçirir. Bakışları alaycı ve suizandır. Şeyh kafasını kaldırır dervişin bakışlarını yakalar aklından geçenleri okur; -‘Evlat sen bize yaramazsın akşama kalmadan dergahımızı terk et’,der. Derviş şeyhi için böyle düşündüğü için bin pişman olmuştur ama nafile kovulmuştur artık. Akşam arkadaşları ile helalleşerek ıssız bir dağ yamacındaki dergahtan ayrılır. Ne ailesi vardır ne gidecek yeri. Deli divane dağ tepe yürür,…

  • Tasavvuf

    Adalet

    Üçüncü halîfe Osman’ın katledilmesinden sonra, halîfelik makamı yedi gün boş kaldı. Bunun üzerine Hz.Ali’ye başvuruldu; herkes Hz.Ali’ye bey’at etmek istiyordu; çünkü Hz.Ali, Muhammedî ahlâkın, doğruluğun, adâletin bir mümessiliydi. Din ve adâlet; artık bir örtü, bir sığınak olmuştu. Boy gayreti, dünya serveti, yürekleri artıran gözleri ışıklandıran iki mihraktı. Dünya değişmemişti, fakat dünyadakiler değişmişti. Hz.Ali: “Size emir olmaya ihtiyacım yok, kimi isterseniz ona bey’at edin, ben de râzı olurum” ve “Bırakın beni, benden başka birini arayın, bulun; çünkü görüyorum ben; bu işin sonunda çok işler var; çok renklere boyanacak bu iş, öyle bir hale gelecek ki yürekler dayanamayacak, akıllar almayacak. Çevre süslendi, delil inkâr edilir oldu. Davetinize uyarsam, biliyorum neye uğrayacağım. Beni…

  • Hayat

    Eskiden Kadın olmak Daha Kolaydı

    Eskiden kadınlar sadece evde olur, yemek yapar, çocuk bakarlardı. Sadece eşinin geliri düşükse kadın çalışırdı ve çalışan kadına acınırdı. Kadın çalışıyorsa evine bakamıyacağı düşünülürdü, zaten kadın bekarken çalışıyor ise evlenince evinin kadını olurdu. 90’lı yıllara gelindiğinde kadın sadece evde olmak istemedi, artık çalışmak ekonomik olarak özgürlük istiyordu. Önce üniversite okumaya sonra çalışmaya başladı. Bu kadının hoşuna gitmişti. Çalışıyor, istediği gibi harcıyor ve geziyordu. Artık çalışan kadın evli olmak yerine bekar olup gününü gün etmek istiyordu. Yaşasın özgürlük… Çalışan kadın artık işkolik olmuştu, çalışıyor ve yükseliyordu. Zirveye ulaşmıştı. Bir çok şirkette önce orta kademe sonra üst kademe yönetici kadın oldu. 90’lı yılların sonlarına gelindiğinde şirketler işkolik ve yalnız 30’lu yaşlarda kadınlarla…

  • Psikoloji

    Başarıya götüren yol

    ‘Aykırı profesör’ elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı. Kutunun hava almadığı açıktı. Salona dönerek: -“Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak dokunan bu dersi geçemez!..” dedi ve salondan çıkıp gitti. Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Kimisi kutunun içindeki fareyi çıkarmayı düşündü ama ‘cesaret edemedi’. İki gün boyunca ders görülen sınıfta kutu öylece kaldı. Ne olacağını merak ederek iki gün geçirdiler. İki gün sonunda tekrar dersi olan profesör salona girdi ve kutuya yaklaşarak açtı. Tabi ki, kutunun içindeki fare artık yaşamıyordu. Öğrencilerden birçoğu üzülmüştü. Profesör sınıfa dönerek: -”farenin neden yaşamını yitirmiş olabileceğini” sordu. Sınıftan birçok farklı ses ve…

  • Felsefe

    Dua

    “Tanrım, beni senin barışının bir aracı yap, Nefretin olduğu yerde sevgi tohumları atayım, Yaranın olduğu yerde, bağışlama, Huzursuzluğun olduğu yerde birlik, Şüphenin olduğu yerde inanç, Yanlışın olduğu yerde doğru, Umutsuzluğun olduğu yerde umut, Üzüntünün olduğu yerde neşe, Karanlığın olduğu yerde ışık olayım. Ey Yüce Tanrım, sen lûtfet ki, Teselli edilmeyi, anlaşılmayı ve sevilmeyi talep etmeyeyim, Teselli etmeyi, anlamayı ve sevmeyi talep ettiğim kadar. Çünkü, veriştedir alışımız, Bağışlarken bağışlanırız, Ve ölürken doğarız, Sonsuz hayata.  St. Francis of Assisi

  • Tasavvuf

    Şükür

    İsa (a.s) bir ağacın altında dua eden birini görür, dikkatlice baktığında, adamın ayaklarının sakat olduğunu, iki gözünün de görmediğini anlar. Vücudunda ise baras hastalığı olduğunu görür.Ama adamın bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmışcasına dua ettiğini fark eder. “Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabb’im! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun”… Hazreti İsa kötürüm adama yaklaştı: “Yürüyemiyorsun, gözlerin görmüyor. bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğin düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen.” Kapalı gözler ile sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki; “Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, O’nu tanıyorum.…

Araç çubuğuna atla