• Felsefe

    Gerçekten öğrenmek isteyen herkese öğretirim. Benimle gel

    “Bir gün Buda bir köyden geçiyordu. Çok sinirli ve terbiyesiz genç bir adam gelip ona hakaretler etmeye başladı” “Diğerlerine öğretme hakkın yok” diye bağırdı. “Sen de diğer herkes kadar salaksın. Sen tamamen sahtesin” Buda bu hakaretler yüzünden üzülmedi. Tam tersine genç adama şunu sordu: “Söyle bana, eğer birisine bir hediye alırsan ve o kişi bu hediyeyi kabul etmezse, o zaman bu hediye kime ait olur?” Adam böylesine garip bir soru karşısında şaşırdı ve cevap verdi: “Bana ait olur çünkü hediyeyi ben aldım.” Buda gülümsedi ve şöyle söyledi: “Bu doğru. Ve aynısı senin öfken için de geçerli. Eğer bana öfkelenirsen ve ben bundan rencide olmazsam, öfke geri sana kalır. O zaman…

  • Felsefe

    Bir fikre Mutlak Gerçek gibi sarıldığında…

    Budha olarak da anılan Siddhartha Gautama, öğretisini yaydığı yıllarda takipçilerine şöyle bir öykü anlattı: ‘Genç yaşında dul kalan bir baba, yaşamını biricik oğluna adamıştı. Yavrusunu evde bırakıp köy dışına işe gittiği bir gün, haydutlar köyü bastılar, tüm evleri yaktılar ve küçük oğlunu kaçırdılar. Dönüşünde bir harabe yığınıyla karşılaşan baba, umutsuzca çocuğunu aradı. Dumanları tüten köyde bir çocuğun yanmış cesedini bulunca, oğlunun kalıntıları sandı. Usulünce bir cenaze töreni hazırladı, cesedi tamamen yaktı, külleri topladı ve bir torbaya doldurdu. Omuzuna astı ve hiç çıkarmadı. Bitmeyecek bir yasa girmişti. Artık gittiği her yere külleri koyduğu torbayı da götürüyordu. Oysa oğlu yaşıyordu ve bir gün haydutların elinden kaçmayı başardı. Günlerce yürüyerek köyün yolunu buldu.…

  • Hayat

    Türkiye- Henüz- Batmıyor

    “İlk dönem Budizm’i, hümaniter dinlere en iyi örnektir. Buddha aydınlanmış, büyük bir öğretmendir ve insan varlığının gerçeğini bilir. Doğaüstü bir gücün adına değil, akıl yolunda konuşur. Aklın temsilcisidir ve bunu kendi başına ilk bulan olduğu için, diğer insanları da kendi akıllarını kullanmaya ve gerçeği tanımaya çağırır… Onun şu öyküsü konumuz açısından güzel bir örnektir: Bir mango ağacının altında uyuyan bir tavşan, birden büyük bir gürültü duyar ve dünyanın sonunun geldiğini düşünerek koşmaya başlar. Onun böyle koştuğunu duyan diğer tavşanlar ‘Neden koşuyorsun?’ diye sorduklarında, koşan tavşan ‘Dünya batıyor da ondan.’ cevabını verir. Buna inanan tüm tavşanlar da var güçleriyle koşmaya başlarlar. Onları gören diğer hayvanlar ‘Ne oluyor?’ diye sorarlar ve aldıkları…

  • Osho

    Bilgi ile Bilmek Arasında Ne Fark Vardır?

    Bilgi ile bilmek arasında ne fark vardır? Sözlüğe baktığın zaman bir fark yoktur. Ancak gerçek hayatta inanılmaz bir fark bulunur. Bilgi bir teoridir. Bilmek ise bir deneyim. Bilmek demek, gözlerini açıp, gördüğün anlamına gelir. Bilgi ise, birinin gözünü açıp, gördüğünü ve ondan söz ettiğini ortaya koyar. Sen sadece bu bilgiyi toplamaya çalışırsın. Bilgi sen körken bile vardır. Bilgi her zaman vardır. Gözlerin olmadan ışık hakkında birçok şey öğrenebilirsin. Ama eğer körsen bilmen mümkün değildir. Bilmek, ancak gözlerin iyileşirse, eğer görebiliyorsan mümkündür. Bilmek, temelde senin deneyimindir, Bilgi bir toplamadır. Bilgi bir lanettir. Bir felakettir. Bir kanserdir. Bilgi yüzünden insan bütünden ayrılır. Bilgi mesafe yaratır. Dağlarda yabani bir çiçekle karşılaşırsın ve ne olduğunu…

  • Osho

    Kendinle Uyum İçinde Olmak 3

    2. ŞARTLANDIRMA: İkinci tabaka ise şartlanmadır. Sosyal, politik, dini, ideolojik inanç sistemleri. İnanç sistemleri seni iletişimden alıkoyar. Eğer sen bir Hindu isen ve ben de bir Müslüman isem, anında bir iletişimsizlik oluşur. Eğer sen bir insansan ve ben bir insansam, bir iletişim oluşur. Ama eğer sen bir komünist ve ben de bir faşistsem, iletişim durur. Bütün inanç sistemleri iletişimi yok eder. Ve hayatın kendisi iletişimden başka bir şey değildir. Ağaçlarla iletişim kurmak, nehirlerle iletişim kurmak, güneş ve ay ile iletişim kurmak, insanlar ve hayvanlarla iletişim kurmak. Bu, iletişimdir. Hayat, iletişimdir. İnanç sistemleri, üzerinde yük olduğu zaman diyalog ortadan kalkar. Nasıl diyaloğa girebilirsin? Sen zaten mutlak doğruluğuna inandığın fikirlerle dolusun. Diğerlerini…

  • Felsefe

    Acı Çekmenin ve Hoşnutsuzluğun Kökleri

    Buda, acı ve tatminsizliğin kaynaklarını açıklamıştır Bu kökleri kaldırmadıkça, nihai çözüm olmayacaktır.  Çözüm bu yaşam ve gelecek yaşamlar için bu kökleri ortadan kaldırmak-buharlaştırmak-dönüştürmek olmalıdır. Duygusal patlamalar, dışsal koşullardan kaynaklanan, önemsiz rahatsız edici faktörlere ya da duyusal yoksunluğa bağlanamaz, daha çok, zihnin dengesizliğinden kaynaklanırlar. Peşinden koştuğumuz dengeli, ahenkli bir zihindir, böylece yaşadığımız geçici dengesizliklerin üstesinden gelebiliriz. Koşullu varoluşa iki nedenle atılıyoruz : 1) Zihinsel bozunumlar. 2) Bu zihinsel bozunumlarla oluşturduğumuz eylemler. Bu eylemlerde zihnimizde oluşturduğu akımlarla yeniden doğuşla sonuçlanır. Bunda zihinsel bozunumlardan özellikle bağımlılık önemli rol oynar. Diğer bir deyişle eğer zihinsel bozunum yoksa karmik bir etki olmaz, çok büyük bir bozucu eylem birikimimiz olsa bile zihnimizi bozunumlardan temizlersek bu etkiler…

  • Zen

    Yağmuru Duymak

    Manjusri dedi ki: “Tüm varlıkların acısını nasıl taşıyabiliyorsunuz?” Buda şöyle cevap verdi: “Tüm varlıklar dertsiz tasasız bir Saf Işık Zihni’nden ibaret.” Manjusri: “Peki ya çekişmeler? Ya kötülük?” Buddha öylece kımıltısız duruyordu. “Sugata?” “Şimdi sus Manjusri,” dedi Buda. “Yağmuru dinle.” Manjusri sustu. Yağmuru dinliyordu. Bir süre sonra Buda sordu: “Duyan kim?” Manjusri güldü: “Hiç kimse, Sugata.” Bunun üzerine Buda şu dörtlüğü okudu:   “Hiç kimse duymuyor onu ya duyuluyor yağmur. Hiç kimse tarafından! Kim öyleyse bu konuşan? Yel mi, ateş mi, toz mu, bulut mu?”   Manjusri o an aydınlandı. “Ah!” dedi. Buda, “Aferin Manjusri. Anladın,” diye cevap verdi.   Fil Mezarlığı Sutrası’ndan

  • Zen

    Sessiz Aydınlanma

    Hung Chih Cheng-Chueh (1091-1157) Sheng Yen Usta’nın “Buda Zihnini Kazanmak” adlı kitabından alınmıştır. Türkçesi: Yılmaz Akgünlü SESSİZ AYDINLANMA Sessizlik ve dinginlik içinde, bütün sözcükler unutulur, Açık ve canlı bir biçimde, o önünüzde belirir. Bu fark edildiğinde, zamanın sınırları kalmaz. Bu deneyimlendiğinde, çevreniz yaşamla dolar. Bu parlak farkında oluştur müthiş bir aydınlık veren, Saf aydınlık harikalarla doludur. Ayın görünüşü, bir yıldızlar ırmağı Karla kaplı çamlar, bulutlar dağların zirvesinde gezinir. Karanlıkta, parlaklıkla kızarırlar. Gölgede, görkemli bir ışıkla ışıldarlar. Düşsel bir turnanın engin gökyüzünde uçuşu gibi, Bir sonbahar gölcüğünün berrak, sakin suyu gibi, Sonsuz çağlar hiçlikte erir gider, Her biri bir ötekinden ayırt edilemeyen. Bu aydınlanmada bütün çabalar unutulur. Bu harika nerede var…

Araç çubuğuna atla