Tag Archives: Derviş

Görmek İstemeyenden Daha Kör Kimse yoktur

Günün birinde bir derviş, ustasına; “Efendim ‘ayna olmak’ diye bahsettiğiniz konuyu tam olarak idrak edebildiğimi düşünmüyorum. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz?” der. Usta dervişi dinler ve ertesi sabah onunla göl kenarında buluşmasını ister. Derviş gün ağarmadan yola çıkar. Bu

Bir sakiden içtik şarap

Bir sakiden içtik şarap arştan yüce meyhanesi Ol sakinin mestleriyiz canlar anın peymanesi Aşk odına yananların külli vücudu nâr olur Ol od bir oda benzemez hiç belirmez zebanesi Bu meclisin mestlerinin Enelhak olur demleri Yüz hallac-ı Mansur gibi anın kemin

Bir ustaya Hakiki bağlanmanın Önemi

Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük velilerden biri olan Hacı Bayram (XV. y.yıl) Anadolu kökenli başka birçok bilgin ve ‘erenin de üstadıdır. Bunlardan biri de Fatih’in hocalarından Akşemseddin idi. Akşemseddin Hacı Bayram’a bağlanışından kısa bir zaman sonra zekası, anlayışı, kavrayışı, en önemlisi

Niyet…

Bizim çocukluğumuzda oduncular  ormana giderken baltalarını bir beze sarıp hasırdan örülmüş zembillerinde taşırlardı. Ormana vardıklarında kesim vaktinin geldiğini düşündükleri ağacı önce elleriyle bir sever, sıvazlar, sonra bir başkasına geçer, sonra bir başkasına geçerlerdi. Sonra birden bir ağaçta karar kılarlardı. Çocuk

B/AŞKA bir lisan…

Vaktiyle gül kokulu meclislere aşina bir derviş, memleketinden uzaklara gitmek zorunda kalmış… Ruhu beden gurbetinde mahpus olan insan, bir de bedeni ile giderse siz düşünün halini! Ne halden anlayan bir dost, ne kapısını çalabileceği bir yaran, ne aynı dilden konuşabildiği

Canı Yağmaya Verdik

Niderüz biz hayat suyun, canı yağmaya verdik Cevherleri sarraflara, madeni yağmaya verdik Benim ol bezirgan kim, hiçbir assı gözetmedim Çünki assıdan da geçtik, ziyanı yağmaya verdik Bu yolun arifleri geçirmezler her metaı Biz şöyle uryan gideriz, cihanı yağmaya verdik Küfür

Kabul

Cüneyd-i Bağdâdî yedi yaşında iken, mektepten gelince babasının ağladığını görüp, sebebini sordu: “Zekât olarak dayın Sırrî-yi Sekâtî’ye birkaç gümüş göndermiştim, almamış. Kıymetli ömrümü, Allah adamlarının, beğenip almadığı gümüşler için geçirmiş olduğuma ağlıyorum.” dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; “Babacığım, parayı ver ben götüreyim.”

Okçu

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları. Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır. Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.

Değer bilebiliyor muyuz?

Vaktiyle olgun bir Usta, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisini imtihan etmek ister. Onun eline iri bir inci verip: “Evladım” der “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve

Gruplar Üstüne

Bir grubun bir tek makine gibi çalışması gerekir. Makinenin parçalarının birbirini tanıması ve birbirine yardım etmesi gerekir. Bir grubun içinde diğerlerinin çıkarlarına veya çalışmanın çıkarlarına karşı olan bireysel çıkarlar, çalışmayı engelleyecek kişisel sempatiler veya antipatiler olamaz. Bir grubun tüm üyeleri

Araç çubuğuna atla