Tag Archives: Edeb

Yüzük olmayı dileyen taş; ezilmeyi, yontulmayı göze almalıdır

”Üzülme, taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz. Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi, yontulmayı göze almalıdır. ” Hz.Mevlânâ ”Hâzineyi dış âlemde arayan birisi Kendi köklerinden kopmuştur. Köksüz kalınca huzursuz olur; huzursuz olunca zihni zayıflar ve zihni bu hale gelince de Göklerin

Fakrın (muhtaç olma) hakikati nedir?

Birgün Hz. Pîr-i Mevlâna, Sadreddin Konevi ve meşayıhtan bir zat oturuyorlarmış. O zat Hz. Pîr’ e sormuş: -Fakrın (muhtaç olma) hakikati nedir? Hz. Pîr susmuş, bir şey dememiş. Adam sorusunu yinelemiş, ama o yine soruyu suskunlukla karşılamış. Tekrar ısrar edince

İnsan Olmak

Her şeyin olabilir ve her şey olabilirsin. Evlerin, arabaların. Bilgisayar vs. her türlü teknolojik imkanın, renk renk elbiselerin, pahalı parfüm, ya da kremlerin, pahalı alışkanlıkların. Güzel ya da çirkin, Uzun ya da kısa, boylu poslu, gösterişli, ya da gösterişsiz, tombul,

Halkın ihtilâfı addan meydana gelir. Fakat mânaya ulaşınca rahatlaşırlar

Sen surete kapılmış yolunu yitirmişsin. Mânayı elden bıraktığın için onu bulamıyorsun. Ona gâh ağaç derler, gâh güneş. Gâh deniz adını takarlar, gâh bulut! Hulâsa o öyle şeydir ki yüz binlerce eseri var. En aşağılık hassası, sahibine ebedî bir hayat bağışlamasıdır.

Tanrı ile Çiftçi

Çok becerikli bir çiftçi, halkın ihtiyacı kadar ürün alamayınca üzüntüsünden Tanrı’ya sitem etmiş: “Sen Tanrısın; Dünya’yı ve biz kullarını da sen yarattın. Bir yıl süre ile beni aksiliklerden koru. Sonunda evrende hiç yoksulluk kalmadığını göreceksin.” Tanrı, çiftçiye bir yıl süre

Bir sakiden içtik şarap

Bir sakiden içtik şarap arştan yüce meyhanesi Ol sakinin mestleriyiz canlar anın peymanesi Aşk odına yananların külli vücudu nâr olur Ol od bir oda benzemez hiç belirmez zebanesi Bu meclisin mestlerinin Enelhak olur demleri Yüz hallac-ı Mansur gibi anın kemin

Ey Beni Ayıplayan

Ey beni ayıplayan, gel beni aşktan kurtar Elinden gelmez ise, söyleme fasid haber Hiç kimsene kendinden, halden hale gelmedi Cümlemizin halini, maşuk eder mukarrer Aşıkların her hali, Maşuk katında biter Sözün var ona söyle, benim elimde ne var Her kim

Aşık Maşuk

Helal kıldı ma’şuka aşık kendi kanını Ma’şuk nakşından okur aşk eri Kur’anını Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir Aşık kendi bırakır boynuna urganını Gitmez aşık gözünden hergiz ma’şuk hayali Nitekim zilha verir Yusuf’un nişanını Dirlik budur aşıka ma’şuk yolunda öle

Derdi olan neylesin

Yavuz Sultan Selim Han, Mısır’ı fethettiğinde bir süre orada kalır. İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir. Bu sırada bir çadırda kalıyor. Çadırı süpürüp temizleyen, yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki, Yavuz Selim Han sabah çıkınca, cariye

Bir ustaya Hakiki bağlanmanın Önemi

Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük velilerden biri olan Hacı Bayram (XV. y.yıl) Anadolu kökenli başka birçok bilgin ve ‘erenin de üstadıdır. Bunlardan biri de Fatih’in hocalarından Akşemseddin idi. Akşemseddin Hacı Bayram’a bağlanışından kısa bir zaman sonra zekası, anlayışı, kavrayışı, en önemlisi

Araç çubuğuna atla