• Felsefe

    Gerçekten öğrenmek isteyen herkese öğretirim. Benimle gel

    “Bir gün Buda bir köyden geçiyordu. Çok sinirli ve terbiyesiz genç bir adam gelip ona hakaretler etmeye başladı” “Diğerlerine öğretme hakkın yok” diye bağırdı. “Sen de diğer herkes kadar salaksın. Sen tamamen sahtesin” Buda bu hakaretler yüzünden üzülmedi. Tam tersine genç adama şunu sordu: “Söyle bana, eğer birisine bir hediye alırsan ve o kişi bu hediyeyi kabul etmezse, o zaman bu hediye kime ait olur?” Adam böylesine garip bir soru karşısında şaşırdı ve cevap verdi: “Bana ait olur çünkü hediyeyi ben aldım.” Buda gülümsedi ve şöyle söyledi: “Bu doğru. Ve aynısı senin öfken için de geçerli. Eğer bana öfkelenirsen ve ben bundan rencide olmazsam, öfke geri sana kalır. O zaman…

  • Yoga

    Surya Namaskar’ın Antik Kökenleri : Güneşi Selamlama

    Yoganın merkezinde öğretmen-öğrenci ilişkisi bulunur. Özgürlüğü öğrenmemiz ustalarımız yoluyla olur. Vedik zamanlarda guru ve shishya (usta ve öğrenci) arasındaki ilişki gayet yakındı, şu andakinden farklı bir şekilde neredeyse aile gibiydiler. Şu anda ise yoga öğrencileri eğitimlere internet üzerinden kayıt olabiliyor, kredi kartı ve PayPal ile ödeme yapabiliyor ve bu eğitimlerini önceden belirlenmiş bir zaman diliminde tamamlayabiliyorlar. Eskiden seçtikleri öğretmenleri tarafından kabul edilecek kadar şanslı olan öğrenciler, öğretmenleri onlara yeterince olgunlaştıklarını söyleyene kadar o ashramda yaşarlardı. Bu zaman zarfında öğrenci öğretmenine odun kesmek, su taşımak, hayvanları ve ekinleriyle ilgilenmek gibi yararlı uygulamalarla ya da ne gerekiyorsa onu yaparak hizmet etmekten sorumluydu. Öğretmen-öğrenci ilişkisi kelimenin tam anlamıyla paha biçilemezdi; ama öğrenci öğretisini…

  • Tasavvuf

    Marifet

    Vaktiyle bir mürid, bir arif kişiye giderek ondan marifet ilmini öğrenmek istemiş. O sırada deniz kenarında bulunuyorlarmış. Arif, ilme talip olana demiş ki: ” Şu kevgiri al, denizden doldur.” Mürit çok denemiş, fakat başaramamış. Kevgiri denize daldırdığında içi su doluyor, fakat çıkarır çıkarmaz boşalıyormuş. Sonunda Usta’sı : “Dur da göstereyim,” demiş. Kevgiri elinden kaptığı gibi, denize fırlatmış. Kevgir dibe batmış. Efendisi müride dönmüş: “İşte, kevgiri suyla doldurmanın yolu budur.” demiş.. (bir ilmi öğrenmek için batıp çıkmak değil, dalıp batmak gerek vesselam)

  • Felsefe

    Sır

    Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi: “Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.” Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu! Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın. “Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp: “Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım. Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha…

  • Hayat

    Gerçeği görmek

    Dört tane kurbağa nehrin kenarında nehir boyunca uzanmış bir kütüğün üzerinde otururken kütük aniden bir akıntıya yakalanır ve yavaşça nehirden aşağı sürüklenmeye başlar. En sonunda ilk kurbağa, “Aslında bu kütük en muhteşem kütük. Sanki canlıymış gibi hareket ediyor. Böylesine bir güzelliğin daha önce fark edilmemiş olması tuhaf” dedi. Ardından ikinci kurbağa dile geldi ve dedi ki: “Hayır sevgili dostum, bu kütükte tıpkı diğer kütükler gibi ve hareket edemez. Şu anda bizi kütüğün üzerinde hareket ettiren ve denize doğru ilerleyen şey nehrin ta kendisidir.” Kütük üzerindeki üçüncü kurbağa, “Hareket eden ne kütük ne de nehir. Hareket eden bizim düşüncemiz. Düşünce gücü olmaksızın hiçbir şey hareket etmez” dedikten sonra üç kurbağa gerçekte…

  • Yoga

    Bhagavadgītā

    Hinduların Kutsal Kitabı Yedi yüz beyitten oluşan, temiz ve akıcı Sanskritiyle birçok Hint kutsal kitabı arasında özel bir yeri olan Bhagavadgītā, Veda döneminin Güneş tanrılarından Vishnu’yu, çoban tanrı Krishna’yı, Upanishadların Brahma felsefesini ve daha başka birçok unsuru bir potada eritmiş muazzam bir eserdir. Yazın geleneği onu Mahābhārata Destanı içerisine yerleştirir. Bhagavat Gita, Mahabarata Hint destanının bir bölümüdür ve genel görüşe göre, Mahabharata Hint destanının özünü içerdiği söylenir. Elimizde bulunan tarihsel verilere göre, Gita, Musa’dan 1700 yıl, Buddha’dan 2500 yıl, İncil’den 3000 yıl, Kur’an’dan 3800 yıl önceye denk gelen; MÖ 3102 yılında Pandava ve Kaurava aileleri arasında geçen bir savaş meydanında yazılmıştır. Akrabaların savaştığı bir savaşın başlangıcında, ölümü sorgularken araya sıkıştırılan…

  • Felsefe

    Karma

    “Karma, insanın özgürlüğünün sonsuz ispatıdır.  Düşüncelerimiz, sözlerimiz, davranışlarımız;  kendimizi boşlukta üstüne attığımız ağın ipleridir.” Swami Vivekananda Adam, ormanda dolaşırken, çalıların arasında bir tilki görmüş. Ama bu tilkinin dört ayağı da sakatmış. Adam, bu tilki böyle nasıl yaşıyor, merak etmiş. İzlemeye başlamış. Birden çalıların arasından ağzında bir tavukla bir aslan çıkmış gelmiş. Aslan tavuğun yarısını tilkiye vermiş, diğer yarısını kendi yemiş ve çekip gitmiş.  Adam bu mucize karşısında donmuş kalmış. “Allah’ım” demiş,  “Sen kullarını nasıl koruyup kolluyorsun. Ben de sana teslim oluyor ve kendimi sana bırakıyorum.”  Ve gitmiş bir ağacın altına oturmuş, beklemeye başlamış. Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş hiçbir şey olmamış.  Adam açlıktan ölecek. Ellerini açmış, göğe seslenmiş  “Allahım,…

  • Osho

    Usta Sahte Bile Olsa

    Gerçek olaylara dayanmıyor olabilir ama son derece önemlidir. Ben olayları pek umursamıyorum. Benim üzerinde durduğum şeyse tamamıyla farklı bir şey olan taşıdığı hakikat ve önemdir. Marpa bir usta olduğunu duymuştu. Ustayı aradı ve ona gitti, ustanın önünde eğildi, tamamen ona güvendi. Ve ustaya sordu: “şimdi yapmam gereken şey nedir?” Usta dedi ki: “Bir kez benim önümde eğilip kendini teslim ettin mi, yapman gereken hiçbir şey yoktur. Sadece bana inan. Benim adım senin için yegane gizli mantradır. Ne zaman zora düşersen, sadece benim adımı anımsa ve her şey düzelecektir.” Marpa onun ayağına dokundu. Ve hemen denedi onu, o öylesine basit bir adamdı ki, nehrin üzerinde yürüdü. Usta ile yıllardır birlikte olan…

  • Osho

    Aranan Arayandır

    Duyularımızın hepsi dışa dönük. Gözler dışa açılıyor, eller, bacaklar dışa doğru hareket ediyor, kulaklar dışarıdaki sesleri dinliyor. Sahip olduğun her şey dışa doğru açılıyor; beş duyu dışa dönük. Aramaya oradan başlıyorsun; gördüğün, hissettiğin, dokunduğun şeylerden. Duyuların ışığı dışa çevrili ve arayan ise içerde. ilk bilinecek şey bu; tam olarak ne aradığın. Bu konuda ısrarlıyım; çünkü arayışının hedefine gözlerini ne kadar odaklarsan, hedef de o kadar gözden kaybolur. Gözlerin tam olarak sabitlendiğinde, aniden, aranacak hiçbir şey yoktur; o anda gözlerin kendine doğru yönelmeye başlar. Arayışın hiçbir hedefi olmadığında, bütün hedefler kaybolduğunda, boşluk vardır. Dönüşüm, içe dönüş, o boşluğun içindedir. Birden kendine bakmaya başlarsın. Şimdi arayacak hiçbir şey yoktur. Ve bu arayanın…

  • Felsefe

    Değer bilebiliyor muyuz?

    Vaktiyle olgun bir Usta, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisini imtihan etmek ister. Onun eline iri bir inci verip: “Evladım” der “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.” Öğrenci elinde inci bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu alır mısınız?” diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der. Öğrenci teşekkür edip çıkar. Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir düğmeye benzettiği inciye ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak saraç’a gider: Buna ne verirsiniz?” diye sorar. Saraç…

Araç çubuğuna atla