• Gurudwara

    Kulaktan-Kulağa : Hüdhüd

    Çocukken kulaktan kulağa oynardık, grubun başındaki arkadaşımız ‘bayram haftası’ dediğinde 4-5 kişi sonra bile ‘mangal tahtasına’ dönüşürdü söylenen tamlama. Böyle olunca anlatılanın anlatana ulaşabilmesi içinde yoğun bir dinleme becerisi gerektirirdi. Buradan baktığımızda yazının henüz bulunmadığı ya da yaygın kullanımın olmadığı ancak ayrıcalıklı zümrelere mahsus olduğu dönemlerde mitos, efsane, söylence, masal anlatımı çok yoğun kullanılırdı. Sözlü edebiyat geleneğinin yaygın kullanımı insanların pek çok şeyi hafızalarına kaydetmelerini de beraberinde getirdi. Ama bu kayıtlar ne söylendiği kadar, ne anlandığına da bağlı olarak kimi zaman kulaktan kulağa oyunundaki gibi değişerek, kimi zaman dönüşerek bazen kervanlarla, bazen savaşlarla, bazen seyyahlar, bazen paralı askerler, bazense gezgin dervişler eliyle ovadan ovaya, yayladan yaylaya, çoban ateşlerinden, oba ateşlerine,…

  • Mevlana

    Hiç

    Anlatılanlara göre bir gün Mevlânâ, Şems-i Tebrizî’yi evine davet eder. Şems, Celalettin Rumi’nin evine gider ve ev sahibinin ikramını gördükten sonra ona sorar:– Benim için şarap hazırladın mı?Mevlânâ hayret içerisinde sorar:– Meğer sen şarap içiyorsun, öyle mi?Şems cevap verir:– Evet.Mevlânâ:– Bunu bilmiyordum.– Mademki öğrendin bana şarap ikram et.– Bu gece vakti şarabı nereden bulabilirim?– Hizmetçilerinden birine söyle gidip alsın.– Bu iş yüzünden Tanrı’nın karşısında şeref ve haysiyetim beş paralık olur.– O zaman, git kendin al.– Bu şehirde beni herkes tanır. Ecnebi mahallesine gidip nasıl şarap alabilirim ki?– Eğer bana saygın varsa benim rahatım için bunu yapmalısın. Çünkü ben geceleri şarapsız ne yemek yiyebilir, ne konuşabilir, ne de uyuyabilirim.Mevlânâ, Şems’e olan…

  • Biyoenerji

    Şifa

    “İnsanın kendi kendisini iyileştirebilen iyi bir şifacı olması için olağanüstü psişik güçlere ya da duru görü yeteneğine sahip olması gerekmez. Çok basit bir şeye; bedenle ilintili bir farkındalığa sahip olmak yeterlidir. Hayatları heba olmuş pek çok yetenekli psişik tanıdım; insanın manevi becerilerini kendisi yerine başkalarında kullanmasının trajik sonuçlarını gözlemledim. Bir başka gözlemim de en iyi şifacıların iyi ve uyumlu insanlardan çıktığıydı; şifalarını genellikle tam zamanında yapılmış bir telefon konuşması ya da sevgiyle verilmiş bir armağan olarak sunuyorlardı. En iyi şifacılar kolları sıvayıp bütün hastalıkları bir çırpıda ortadan kaldıranlar değil, kişinin kendi kendisini iyileştirmesine yardım edenlerdir. En iyi şifacılar size evrenin yaratıcı enerjileriyle ya da Yaradan’la olan bağınızı hatırlatanlardır. İlahi üstünlük…

  • Mevlana

    İdrak

    ARİFLERİN MENKÎBELERİ ‘nden Müderrislerin sultanı ve dostların ulularından olan, hikmet ve felsefenin her dalında parmakla gösterilen ve bu hususlarda üzerinde sözbirliği edilen Malatya’lı Mevlânâ Şemseddin rivayet etti ki: Bir gün Mevlânâ hazretlerinin refakatinde zamanın Cüneyd’i ve devrin Marufu Çelebi Hüsameddin’in bahçesinde idik….. Mevlânâ hazretleri de ayaklarını ırmağın suyuna sokmuş ilâhî bilgiler saçıyordu. Söz sırasında, fakirlerin sultanı Mevlânâ Şemseddin-i Tebrizî’nin medhi ile meşgul oluyor ve sonsuz medihlerde bulunuyordu. Kutupların makbulü ve arkadaşların ulularından olan Müderris oğlu (Veled -i Müderris)Bedreddin (Tanrı ona rahmet etsin) bunu işitince bir ah çekti ve: “Çok yazık, çok yazık” dedi. Mevlânâ: “Niçin yazık, neye yazık? Niçin hayıflanıyorsun? Hayıflanmanın sebebi nedir? Bizim aramızda hayıflanma ne demek oluyor?” diye…

  • Felsefe

    İyilik

    Köyün birinde yaşlı bir ressam yaşıyordu. Olağanüstü güzel resimler yaptığından resimlerinin alıcı çoktu. Müşteri seçer, sanatseverleri bekler, çok da iyi fiyata satardı. Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki : “Yahu senin durumun iyi. Neden kimseye yardım yapmıyorsun. Bak fırıncı fakirlere sıkça bedava ekmek veriyor. Kasap ara sıra bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun?..” Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi. Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde konuşuyor ve ressamı kötülüyordu. Bir gün ressam hasta oldu. Kimse de onun yanına ziyarete gelmedi ve sonunda ressam öldü. Aradan bir kaç gün geçti. Ama artık ne fırıncı ekmek veriyordu fakirlere, ne de kasap et. Sordular; “Neden fakirlerin…

  • Psikoloji

    Gençlik hayatın belli bir çağı ile İlgili değildir

    Kristof Kolomb Amerika’yı keşfe çıktığı ilk yolculuğunda 50 yaşını çoktan aşmış durumdaydı.Pasteur kuduz aşısını bulduğunda 60 yaşındaydı.Mimar Sinan, Süleymaniye Cami’sini bitirdiğinde 70 yaşını geçmişti. Selimiye Cami’sini tamamladığında ise 86 olmuştu.Galileo, ayın günlük ve aylık çizimlerini yaparken 73 yaşındaydı.Charlie Chaplin, 76 yaşında film yönetmenliği yaparak hala işinin başındaydı.Goethe, en büyük eseri Faust’u ölümünden bir yıl önce, yani 82 yaşında bitirmişti.Nobel ödüllü Alman doktor Albert Schweitzer 88 yaşına rağmen Afrika hastanelerinde durmaksızın çalışarak ameliyat yapıyordu.Ressam Titian 99 yaşında hayata gözlerini yumdu. “Lepanto Savaşı” adlı ünlü tablosunu ölümünden bir yıl önce tamamladı.Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir.İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır.Cesareti derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır.Ümitleri derecesinde…

  • Hayat

    Bir kahvenin 40 yıl hatırı var

    ” Bir kahvenin 40 yıl hatırı var ” deyiminin gerçek tarihçesi, Üsküdarlı Bilge Yusuf ile Rum balıkçı Stelyo’nun hikâyesine dayanır. 1895 Eminönü Yemiş İskelesi, balıkçı kahvesine giren Osmanlı zabiti; ” – bre Yusuf, herkese benden okkalı bir kahve, ama şurda oturan Rum palikaryasına yok..Ona, kahvem de akçem de haramdır “..der… Bilge Yusuf kahveleri ikram eder, bir kahve de Palikarya Stelyo nun önüne koyar… Zabıt adeta kükrer.. ” – ben, ona haramdır demedimmi Yusuf ” .. Bilge Yusuf, hiç istifini bozmaz.. ” – Komutan, o kahve benden, ona da helaldir ” der… Stelyo minnetle bakar Yusuf’a.. 1905 olur, Samos ( Sisam ) arasında Rum isyanı başlar.. Damat Ferit Paşa adaya asker…

  • Tasavvuf

    İki Değil

    Hz. Fatıma, ‘-Ya Ali’ Hasan, Hüseyin aç, evde yiyecek yok.. gidip yiyecek birşeyler alsana” der. Hz. Ali’nin sadece altı dirhemi vardır. Yiyecek almak için evden çıkar ve giderken yolda kavga eden iki insan görür. Hz Ali: “Niçin kavga ediyorsunuz? Şu âlemde Allah’ı düşüneceğiniz yerde niçin birbirinizle mücadele ediyorsunuz?” diye sorar. Kavga edenlerden biri, diğerinden altı dirhem alacağı olduğunu, vermediğini, söyler. Hz Ali cebindeki altı dirhemi çıkarır ve alacaklıya verir. Evine geldiğinde eli boştur, Hz.Fatma, “- Ya Ali, hiç mi bir şey almadın?” diye sorunca, “- Ama ara düzelttim ya Fatma” der. Hz Fatma’nın yüzünde nurlu bir gülümseme belirir. Memnundur kocasının bu güzel hareketinden. Daha sonra Hasan’la Hüseyin ağlamaya başlarlar, ‘açız’…

  • Tasavvuf

    Bir Gören Var…

    Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri, üstadı Üftade Hazretleri’nin hizmetinde talebe iken, birçok talebe arkadaşlarının arasında, üstadının yanında ayrı bir yeri vardı. Üftade Hazretleri, talebeleri arasında en çok onunla ilgilenir, bir çok iltifatlar eder ve onun yetişmesine ayrı bir ihtimam gösterirdi. Üstadın o talebesi ile fazla meşgul olmasını diğer talebeler çekemezler ve çok kıskanırlardı. Talebelerin bu halini sezen Üftade Hazretleri, onları imtihan etmek istedi. Hepsini huzuruna çağırarak ellerine birer bıçak ve birer de tavuk verip: -Bunu gidip kimsenin görmediği yerde kesip geleceksiniz. Tek şartım, keserken hiç kimsenin sizi görmemesi ve yalnız olmanızdır. Kim daha çabuk gelirse, benim en çok takdirimi o talebem kazanmış olur, buyurdular. Bıçakla tavuğu alan talebeler süratle yayıldılar…

  • Hayat

    Azim

    Yoksul bir ailede dünyaya geldi. Anne babası okuma yazma bilmezdi. Tarlada ırgatlık yaptı. Bakkalda çıraklık yaptı. 10 yaşında annesini kaybetti. 21 yaşında işini kaybetti. Bocalama dönemi başladı. 24 yaşında tekrar işinden oldu. 25 yaşında dört çocuğundan üçü vefat etti. 27 yaşında ruhsal bunalıma girdi. 34 yaşında kongre seçimlerini kaybetti. 36 yaşında kongre seçimlerini tekrar kaybetti. 38 yaşında eyalet seçimini kaybetti. 45 yaşında senato seçimlerini kaybetti. 47 yaşında başkanlık seçimlerini kaybetti. 49 yaşında tekrar senato seçimlerini kaybetti. 52 yaşında ABD’ye başkan seçildi. Bu kişi Abraham Lincoln’du.

Araç çubuğuna atla