• Yoga

    Tanrı’yı bilenler onu tanımlamaz. Tanrı’yı tanımlayanlar onu bilmez. Hallac-ı Mansur

    Bengal’deki bir köyde yaşayan dul bir kadın, oğlunu yaşadıkları evden çok uzakta olan bir okula göndermiş ancak otobüs ücretini ödeyecek parası yokmuş. Çocuğun okula gidebilmesi için ormanın içinden yürüyerek kendi başına geçmesi gerekiyormuş. Annesi, oğluna cesaret vermek için şöyle demiş: “Ormandan korkma oğlum. Yanında olması için Tanrı Krişna’yı çağır. O senin dualarını duyacaktır.” ; Çocuk annesinin dediğini yapmış ve Krişna ona görünmüş; sonra da çocuğu her gün okula götürmeye başlamış. Öğretmeninin doğum gününde, çocuk öğretmene hediye alabilmek için annesinden para istemiş. “Hiç paramız yok oğlum” demiş annesi; “Öğretmenine götürmek için Tanrı Krişna’dan bir hediye iste.” Ertesi gün, çocuk derdini Krişna’ya anlatmış. Krişna ona içi süt dolu bir testi vermiş. Çocuk…

  • Tasavvuf

    Adam…

    “Derler ki; adamın biri, Müslüman mezarlığına ölü bir köpeği defnetti. Görenler onu, zamanın kadısına şikayet ettiler. Kadı adamı çağırdı ve işin doğrusunu sordu. Adam: -Doğrudur, öyle yaptım, çünkü; köpeğin bana vasiyeti böyleydi, onun vasiyetini yerine getirdim, dedi. Kadı: -Sen bizim aklımızla alay mı ediyorsun diye çıkıştı. Adam: -Hayır efendim, aynı zamanda bana, kadıya da 10.000 dirhem vermemi vasiyet etti, dedi. Bunu duyan kadı: -Rahmetli köpeğin ölümü bizi fazlasıyla üzdü, dedi. İnsanlar, kadının değişen bu tavrına hayret ettiler. Kadı onlara dedi ki: -Bu durum sizi hayrete düşürmesin, bu köpeğin geçmişini araştırdım, Ashab-ı Kehf köpeğinin soyundan geldiğini keşfettim. Bugün çok kimsenin hali budur. Bazı insanların; değerleri, duruşları, menfaat ve maslahatları çerçevesinde değişir.…

  • Psikoloji

    Başarıya götüren yol

    ‘Aykırı profesör’ elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı. Kutunun hava almadığı açıktı. Salona dönerek: -“Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak dokunan bu dersi geçemez!..” dedi ve salondan çıkıp gitti. Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Kimisi kutunun içindeki fareyi çıkarmayı düşündü ama ‘cesaret edemedi’. İki gün boyunca ders görülen sınıfta kutu öylece kaldı. Ne olacağını merak ederek iki gün geçirdiler. İki gün sonunda tekrar dersi olan profesör salona girdi ve kutuya yaklaşarak açtı. Tabi ki, kutunun içindeki fare artık yaşamıyordu. Öğrencilerden birçoğu üzülmüştü. Profesör sınıfa dönerek: -”farenin neden yaşamını yitirmiş olabileceğini” sordu. Sınıftan birçok farklı ses ve…

  • Psikoloji

    Siz tüm atalarınızın hayalisiniz

    Ailenin ‘Kara Koyunu’ adı verilen uyumsuz/aykırı/sıra dışısı aslında soy ağacı için çıkış/kurtuluş yollarının arayıcısıdır. Aile kurallarına ya da geleneklerine uyum sağlamayanlar, inançları, aile değerlerini alt-üst edenler, aile tarafından işaretlenmiş yolların tersine gidenler, eleştirenler, reddedilmeye, yalnızlaştırılmaya rağmen ezber bozanlar… İşte onlar tüm nesilleri hüsrana uğratan tekrarlayan öykülerin kilitlerini açmak, kördüğüm olmuş geçmiş nesil bağlarını çözmek/serbest bırakmak için çağrılırlar. Kara koyunlar; uyum sağlamayanlar, isyancılar, çığlık atanlar, itiraz edenler; soyağacını onarırlar, zehirden arındırırlar, yeni ve çiçek açan bir dal yaratırlar… Atalarının/Analarının sayısız tatmin edilmemiş arzularını, doyurulmamış hayallerini, gerçekleştirilememiş yeteneklerini kendi ayaklanmalarında ortaya çıkarmaya çalışırlar. Nadir, biricik ve eşsiz oluşunuza dair içinizde şüpheye yer vermeyin! Soy ağacınızın ‘nadide’ ve en değerli çiçeğisiniz. Siz tüm…

  • Tasavvuf

    Aşık mı üstündür yoksa Maşuk mu? Lütfen insaf edilip fetva verile!

    Şeyhu’l İslam Ebû Suud Efendinin soru zembiline şu soru bıraklır; “Âşık mı üstündür yoksa Mâşuk mu? Lütfen insaf edilip fetva verile!” El-cevap: “Azizim! Mâlumdur ki âşık kelimesi iki gözlü harfle yazılır. ‘Ayn’la ve ‘Kaf’la. Binaenaleyh âşık iki gözle bakar ve sever. Fakat ‘ayn’ın ağzı açık olduğu için aşkı dışa dönüktür. Mâşuk kelimesi dört gözlü harfle yazılır, ‘mim’, ‘ayn’, ‘vav’, ‘kaf’. O ise mukabile dört gözle bakar ve sever. Aynı zamanda ‘ayn’ın kafası kapalıdır. Yani bu aşk derûnî aşktır. “Saman alevi gibi dışa dönük değildir.”

  • Felsefe

    Dua

    “Tanrım, beni senin barışının bir aracı yap, Nefretin olduğu yerde sevgi tohumları atayım, Yaranın olduğu yerde, bağışlama, Huzursuzluğun olduğu yerde birlik, Şüphenin olduğu yerde inanç, Yanlışın olduğu yerde doğru, Umutsuzluğun olduğu yerde umut, Üzüntünün olduğu yerde neşe, Karanlığın olduğu yerde ışık olayım. Ey Yüce Tanrım, sen lûtfet ki, Teselli edilmeyi, anlaşılmayı ve sevilmeyi talep etmeyeyim, Teselli etmeyi, anlamayı ve sevmeyi talep ettiğim kadar. Çünkü, veriştedir alışımız, Bağışlarken bağışlanırız, Ve ölürken doğarız, Sonsuz hayata.  St. Francis of Assisi

  • Hayat

    Derdi olan neylesin

    Yavuz Sultan Selim Han, Mısır’ı fethettiğinde bir süre orada kalır. İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir. Bu sırada bir çadırda kalıyor. Çadırı süpürüp temizleyen, yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki, Yavuz Selim Han sabah çıkınca, cariye geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Ha…n çadırına dönüyor. Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim Hanı görür ve Ona âşık olur. Lâkin ümitsiz bir aşk… Zira bir tarafta koskoca Cihan Padişahı Halife-i Rûy-i Zemin, diğer tarafta basit bir cariye… Fakat cariyenin aşkı dayanılmaz seviyeye ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince, ne yapacağını bilemez halde Halifeye açılmaya karar verir. Lâkin aradaki…

  • Tasavvuf

    Şükür

    İsa (a.s) bir ağacın altında dua eden birini görür, dikkatlice baktığında, adamın ayaklarının sakat olduğunu, iki gözünün de görmediğini anlar. Vücudunda ise baras hastalığı olduğunu görür.Ama adamın bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmışcasına dua ettiğini fark eder. “Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabb’im! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun”… Hazreti İsa kötürüm adama yaklaştı: “Yürüyemiyorsun, gözlerin görmüyor. bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğin düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen.” Kapalı gözler ile sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki; “Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, O’nu tanıyorum.…

  • Osho

    40 Yaş

    Yaşamda bir ritim vardır. Ve kırklarına geldiğinde yeni bir boyut, manevi bir boyut ortaya çıkar. Eğer bunu doğru bir şekilde ele alamazsan, eğer ne yapacağını bilmiyorsan hasta olacaksın, huzursuz olacaksın. İnsanlığın tüm gelişimi bir süreklilik arz eder. Şayet bir adımı kaçırırsan o süreklilik ortadan kalkar. Çocuk egoyu edinir. Ve şayet o hiçbir zaman egoyu kenara bırakmayı öğrenmezse sevemez, hiç kimse ile rahat hissedemez. Ego sürekli olarak savaş içerisinde olacaktır. Sen sessizce oturuyor olabilirsin ama ego sürekli çatışma halindedir. Sadece tahakküm etmenin, diktatör gibi olmanın, dünyanın hâkimi olmanın yollarını araştırıyordur. Bu her yerde sorunlar yaratır. Arkadaşlıkta, sekste, aşkta, toplumda; sen her yerde çatışma halindesindir. Hatta sana bu egoyu veren ebeveynlerle bile…

  • Hayat

    Ne ekersen onu biçersin

    Kızılderili Şef Geronimo… Yalan Tohumdur. Bire kırk verir. Verdiği kırkın her biri bir tohumdur ki o da bire kırk verir. *** Bilgi de tohumdur. Bire yüz verir. Verdiği yüzün her biri Bir tohumdur ki; sana bilgelik, torunlarına da ilham verir. *** Zeka Şudur. Tohumları yeşertir. Yalanı da bilgiyi de. *** Yetenek Topraktır. Ne ekersen onu biçersin Ekmezsen üzerinde ayrık otları biter. *** Emek Güneştir. Tohuma da suya da toprağa da hayat verir.. *** Kader Çadırındaki kilim gibidir. İpligini Ulu Manitu verir Sen dokursun. Deseni sendendir, renkleri Tanrı’dan. *** Şans Doğal gübredir. B..tan bir şeydir yani. Ne zaman nereye düşeceği belli olmaz. Kilimine düşerse kirletir. Desenini değiştirir. Her şeyi b.. eder.…

Araç çubuğuna atla