Tag Archives: Mevlana

Dünyanın neresi iyi

Mevlana Şems’ten naklediyor: “Büyük bir kafilenin yolu çöle düşmüştü. Su yoktu. Bunalmış bir halde yol alırlarken bir kuyuya rastladılar. Hemen kovayı sallandırdılar. Fakat az bir zaman sonra ip hafifledi. Çektiler gördüler ki ip kesilmiş. Kesik ipe başka bir ip eklediler,

İdrak

ARİFLERİN MENKÎBELERİ ‘nden Müderrislerin sultanı ve dostların ulularından olan, hikmet ve felsefenin her dalında parmakla gösterilen ve bu hususlarda üzerinde sözbirliği edilen Malatya’lı Mevlânâ Şemseddin rivayet etti ki: Bir gün Mevlânâ hazretlerinin refakatinde zamanın Cüneyd’i ve devrin Marufu Çelebi Hüsameddin’in

Ne arıyorsan O sun sen

Görünen her şey gölgedir… Ne arıyorsunki sen yabancı, Neyi arıyorsan O sun sen, Işık arayan gölgeler ışık zuhur ettiğinde yok olur gider, Zulmün peşindeysen zalimsin, Hakkı arıyorsan aşık, Neye bakıyorsun sen?nasıl bakıyorsan O sun, Dünya gözüyle bakan gözü, Gönül gözüyle

Doğanın Bir Armağanı Zekâ

İlk olarak entelektüelliğin zekâ olmadığını çok iyi bilmelisin. Entelektüel olmak sahtedir; o zekâya öykünür. O gerçek değildir çünkü o senin değildir, ödünç alınmıştır. Zekâ içsel bilincin gelişmesidir. Onun bilgiyle hiçbir alakası yoktur, onun meditasyon halinde olmakla ilgisi vardır. Zeki bir kişi geçmiş

Mevlânâ’nın Adalet Felsefesi

Giriş Bizim Mevlana olarak, Batı dünyasının Rumi lakabıyla bildiği evrensel düşünür, arif ve bilge, çok yönlülüğü içinde aynı zamanda yetkin bir hukukçu kimliğine sahiptir. Onun eserlerine günümüz sosyal bilimleri perspektifinden bakıldığında, çağdaş hukuk gündeminin birçok konusuna değinildiği görülmektedir. Bu bağlamda

Sır

Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile

Yüzük olmayı dileyen taş; ezilmeyi, yontulmayı göze almalıdır

”Üzülme, taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz. Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi, yontulmayı göze almalıdır. ” Hz.Mevlânâ ”Hâzineyi dış âlemde arayan birisi Kendi köklerinden kopmuştur. Köksüz kalınca huzursuz olur; huzursuz olunca zihni zayıflar ve zihni bu hale gelince de Göklerin

Fakrın (muhtaç olma) hakikati nedir?

Birgün Hz. Pîr-i Mevlâna, Sadreddin Konevi ve meşayıhtan bir zat oturuyorlarmış. O zat Hz. Pîr’ e sormuş: -Fakrın (muhtaç olma) hakikati nedir? Hz. Pîr susmuş, bir şey dememiş. Adam sorusunu yinelemiş, ama o yine soruyu suskunlukla karşılamış. Tekrar ısrar edince

”Nasıl susamış bir dudak suyu ararsa, su da susuzluğunu dindireceği bir dudak arar. Hz. Mevlânâ”

Buda çok sıcak bir yaz günü bir köyden diğerine giderken susadı. Artık yaşlanmıştı ve bu nedenle müridi Ananda’ya seslendi: “Ananda. Üzgünüm ama geri gitmen gerek. İki ya da üç mil geride küçük bir dere var. Ben çok susadım. Git ve

Halkın ihtilâfı addan meydana gelir. Fakat mânaya ulaşınca rahatlaşırlar

Sen surete kapılmış yolunu yitirmişsin. Mânayı elden bıraktığın için onu bulamıyorsun. Ona gâh ağaç derler, gâh güneş. Gâh deniz adını takarlar, gâh bulut! Hulâsa o öyle şeydir ki yüz binlerce eseri var. En aşağılık hassası, sahibine ebedî bir hayat bağışlamasıdır.

Araç çubuğuna atla