• Yoga

    Tanrı’yı bilenler onu tanımlamaz. Tanrı’yı tanımlayanlar onu bilmez. Hallac-ı Mansur

    Bengal’deki bir köyde yaşayan dul bir kadın, oğlunu yaşadıkları evden çok uzakta olan bir okula göndermiş ancak otobüs ücretini ödeyecek parası yokmuş. Çocuğun okula gidebilmesi için ormanın içinden yürüyerek kendi başına geçmesi gerekiyormuş. Annesi, oğluna cesaret vermek için şöyle demiş: “Ormandan korkma oğlum. Yanında olması için Tanrı Krişna’yı çağır. O senin dualarını duyacaktır.” ; Çocuk annesinin dediğini yapmış ve Krişna ona görünmüş; sonra da çocuğu her gün okula götürmeye başlamış. Öğretmeninin doğum gününde, çocuk öğretmene hediye alabilmek için annesinden para istemiş. “Hiç paramız yok oğlum” demiş annesi; “Öğretmenine götürmek için Tanrı Krişna’dan bir hediye iste.” Ertesi gün, çocuk derdini Krişna’ya anlatmış. Krişna ona içi süt dolu bir testi vermiş. Çocuk…

  • Yoga

    Öğretmenlik ve Öğretmek Üzerine 2

    Yoga konferanslardan öğrenilemez. Yoga ilkelerle öğretilir ve öğretim sırasında pratik bilgiler işin içine girer. Öğretmenin iyi olup olmadığını anlamak öğrenciler için çok kolaydır. Öğretmenleri suçlamam ama standartlarını yargılamadan onlara giden insanları suçlarım. Öğrenciler yargılamaya başladığında, öğretmenler de izlendiklerini bileceklerdir. Bu sayede bilgilerinin ne denli az olduğunu anlayarak daha çok uygulama yapacaklar ve belki de çok daha iyi öğretmenler olacaklardır. Bu konuda kararı öğrencilere bırakıyorum. Öğretmenlik sertifikalarının değerleri çok azdır. Asıl değerli şey öğretmenin öğretime olan yaklaşımıdır. Dünya saftır, “atman” saftır, ne yazık ki dünyada yaşayanlar çok bozuk. Yoga batıda popüler olunca, bir çok kişi Iyengar methodu ile öğrettiğini iddia ederek Yoga öğretmeye başladı. Bazıları benim ismimi kullanarak hiç bir zaman…

  • Tasavvuf

    Marifet

    Vaktiyle bir mürid, bir arif kişiye giderek ondan marifet ilmini öğrenmek istemiş. O sırada deniz kenarında bulunuyorlarmış. Arif, ilme talip olana demiş ki: ” Şu kevgiri al, denizden doldur.” Mürit çok denemiş, fakat başaramamış. Kevgiri denize daldırdığında içi su doluyor, fakat çıkarır çıkarmaz boşalıyormuş. Sonunda Usta’sı : “Dur da göstereyim,” demiş. Kevgiri elinden kaptığı gibi, denize fırlatmış. Kevgir dibe batmış. Efendisi müride dönmüş: “İşte, kevgiri suyla doldurmanın yolu budur.” demiş.. (bir ilmi öğrenmek için batıp çıkmak değil, dalıp batmak gerek vesselam)

  • Felsefe

    Sır

    Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi: “Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.” Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu! Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın. “Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp: “Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım. Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha…

  • Felsefe

    Öğrenmek

    Öğrenmek için zaman gerekir, sabır gerekir, ustaları izlemek gerekir. Dünya hızlandıkça zaman kısalabilir, ama öğrenmenin esası değişmez. Uzakdoğu’da yüzlerce yıldır anlatılan bir hikâyede konu, öğrenmenin değişmeyen esasıdır… Genç bir adam, değerli taşlara ilgi duyarmış ve mücevher ustası olmaya karar vermiş. “Bu mesleği yapacaksam, iyi bir mücevher ustası olmalıyım,” diye düşünmüş ve ülkedeki en iyi mücevher ustasını aramaya başlamış. Sonunda bulmuş; yanına varmış, bir süre bekledikten sonra usta tarafından kabul edilmiş. “Anlat, dinliyorum,” demiş usta. Genç adam anlatmaya başlamış, taşlara ilgi duyduğunu ve iyi bir mücevher ustası olmaya karar verdiğini heyecanla anlatmış. Yaşlı usta sesini çıkarmadan genç adamı dinlemiş, sözleri bitince de ona bir taş uzatmış, “Bu bir yeşim taşıdır,” dedikten…

  • Zen

    Anda kalmak

    Bir Zen Öğretmeni beş öğrencisinin bisikletleriyle pazardan geldiğini görmüş. Öğrenciler bisikletlerinden indiğinde, öğretmen sormuş: “Niçin bisiklete biniyorsunuz?” Öğrencilerden ilki “Bisiklet, bu patates çuvalını taşıyor. Onları sırtımda taşımak zorunda kalmadığıma memnunum!” diye yanıtlamış. Öğretmen övgüyle “Akıllı çocuksun. Yaşlandığında benim gibi kambur yürümeyeceksin.” demiş. İkinci öğrenci ” Yoldan aşağı inerken yanından geçtiğim ağaçları ve kırları izlemeyi seviyorum” yanıtını vermiş. Öğretmen “Gözlerin açık ve dünyayı görüyorsun” diyerek onu da övmüş. Üçüncü öğrencinin yanıtı “Bisikletime bindiğimde “nam myoho renge kyo” nakaratını tekrarlamak beni hoşnut ediyor” olmuş. Öğretmen ona da övgü dolu sözlerle ” Zihnin yepyeni bir tekerlek gibi kolaylıkla akıp gidecek” demiş. Dördüncü öğrencinin yanıtı “Bisikletimi sürerken, tüm varlıklarla ahenk içinde olurum” olmuş. Öğretmen…

  • Osho

    ”Nasıl susamış bir dudak suyu ararsa, su da susuzluğunu dindireceği bir dudak arar. Hz. Mevlânâ”

    Buda çok sıcak bir yaz günü bir köyden diğerine giderken susadı. Artık yaşlanmıştı ve bu nedenle müridi Ananda’ya seslendi: “Ananda. Üzgünüm ama geri gitmen gerek. İki ya da üç mil geride küçük bir dere var. Ben çok susadım. Git ve bana su getir.” Ananda bunun üzerine “Üzülmene gerek yok. Sana her türlü hizmeti zevkle yaparım. Bunu yaptığım için ben sana minnettarım, senin minnettar olmana gerek yok. Sen bu ağacın altında dinlen Ben şimdi gidiyorum,” dedi. Geri gitti. Çok kısa bir süre önce oradan geçtikleri için derenin nerede olduğun tama olarak biliyordu. Derenin yanından geçtiklerinde suyun oldukça temiz olduğunu görmüştü. Dere berrak bir dağ kaynağından geliyordu. Ama su almak için geri…

  • Hayat

    Fener

    Zengin bir iş adamı, hafta sonu tatilini bir kayak merkezinde geçirmek istemiş. Ve orada kaldığı günlerden bir gün, kayma niyetiyle dışarı çıktığında, yoğun bir tipi yüzünden kaybolmuş. Telefonlar çekmiyormuş o civarlarda, bu yüzden de kimselere ulaşamamış. önce biraz yükseklere tırmanmayı denemiş, her tarafı rahatça görmek için ama, tipi oralarda daha da şiddetliymiş. Sonra tekrar aşağıya yöneldiğinde, kendisini ormanlık bir alanda bulmuş. Hava yavaş yavaş kararıyormuş, beyaz görmekten yorulan gözleri gibi. Uzaktan kurt sesleri duyduğunda, korkuya kapılarak paniklemiş. Mağara bile olsa, bir yerlere sığınması gerekiyormuş. Etrafına bir kez daha göz gezdirince, ormanın alt yamacında zayıf bir ışık görmüş. Bazen sönecek gibi titreyen zayıf bir ışık. Adam son bir gayretle, bata-çıka, düşe-kalka…

  • Tasavvuf

    Görmek İstemeyenden Daha Kör Kimse yoktur

    Günün birinde bir derviş, ustasına; “Efendim ‘ayna olmak’ diye bahsettiğiniz konuyu tam olarak idrak edebildiğimi düşünmüyorum. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz?” der. Usta dervişi dinler ve ertesi sabah onunla göl kenarında buluşmasını ister. Derviş gün ağarmadan yola çıkar. Bu kadar erken bir saatte üstadın ne anlatacağını merak etmektedir. Gölün kenarında konuşurlar: – Evlat, senin iki gözbebeğinden birinde bir leke var. Hangisi olduğunu biliyor musun? -Efendim çok ufak yaştan beri yanınızdayım. Tekkemizde benim bildiğim hiçbir yerde ayna yok. Uzun zamandır kendi gözbebeklerime bakma şansım olmadı. – Önce gözlerini kapat ve hangi gözbebeğinde leke olduğunu bana söyle. Ama sakın yanlış söyleme. Eğer bilemiyorsan bilmiyorum de. GÖRMEK İSTEMEYENDEN DAHA KÖR KİMSE YOKTUR!…

  • Psikoloji

    Neden ben

    “1983’te Kalp ameliyatı sırasında aldığı bir kan nedeniyle Aids’ten ölen efsanevi Wimbledon oyuncusu Arthur  Ashe’ ye taraftarlardan birisi ölmeden önce bir soru sorar;  Tanrı neden böyle kötü bir hastalık için seni seçti? Arthur, buna şöyle cevap verdi; 50 milyon çocuk tenis oynamaya başladı,  5 milyonu tenis oynamayı öğrendi, 500 bin’i profesyonel tenis oynamayı öğrendi,  50 bin’i devreye girdi,  5 bin’i Grand Slam’e ulaştı, 50’si Wimbledon’a katıldı, 4’ü yarı finallere kaldı,  2’si finale yükseldi… …ve ben kupayı elime aldığımda Tanrı’ya hiç sormadım, ”Neden ben ?” Şimdi acı çektiğim için bunu Tanrıya nasıl sorabilirim? Neden ben? Bazen hayatınızdan memnun değilsiniz, bu dünyadaki birçok insan sizin yaşadığınız hayatı yaşayabilmeyi istiyor. Bir çiftlikte yaşayan bir…

Araç çubuğuna atla