• Gurudwara

    Kaybolan Tanrı

    Hititler, Tanrılarını insan biçimli (antropomorfik), insani karakter, yönelim ve duygular barındıran insan dışı varlık olarak düşünmekteydiler. Bu yüzden karşılaştıkları sorunların sebebini öfkelenen bir tanrının ülkeyi/kenti/tapınağı terk etmesine bağlamaktaydılar. Buna göre bir tanrı canı isterse çekip gidebiliyordu. Ancak tanrının gitmesiyle ona bağlı olan doğa olayları da etkileniyordu. Tanrıda oluşan öfke ve kinin nedenini ise büyüsel kirlenmeye bağlamışlardır. Tanrının bu kirlilikten arındırılmaması halinde hastalık, salgın, kıtlık, kuraklık, ev içinde kan, lanet, gözyaşı gibi istenmeyen pek çok durumun ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Hatti kökenli “Kaybolan Tanrı Telipinu” mitosu, bu durumu özetleyen bir örnektir. [1] Mitos, ortalardan kaybolan, kaybolurken de bolluğu, bereketi, ülkede iyi olan her şeyi beraberinde götüren tanrının bulunup geri getirilmesi üzerine…

  • Gurudwara

    İnsanın Kendini arayışı 1

    Bir Fars atasözü der ki: ”O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini; çocuktur, onu eğitin/yetiştirin. O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini; cahildir, ondan uzakça durun. O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini; (belki) uykudadır, onu uyandırın. O ki, biliyor ama biliyor bildiğini; bilge kişidir, onu izleyin. ” Eski Yunan’da Delfi’deki Apollon tapınağının alınlığında altın harflerle ‘Gnothi seauton’ (Yunanca: γνῶθι σεαυτόν), Latince’de söylenişiyle ‘Nosce Te İpsum’, yani “Kendini Bil” yazıyor diye yıllardır aktarageldik. Eski Hint Veda’larından, Upanishad’lardan konuşurken sürekli ‘Kendini tanımadan Tanrı’nın tanınamayacağının erdeminden bahsedip, ustaların ‘kendini tanı’ bilgisine ulaştığını yazarken, ariflerden “men arefe nefsehu fekad arefe rabbehu yani ‘’Nefsini bilen rabbini bilir.’’ diye nakletmişizdir. Rig Veda’da (1500+ BCE) “Ekam sat, viprah bahudha…

  • Hayat

    Yaşamak

    Hayat, deneme yapmaya izin vermeyen bir oyundur. Perde kapanmadan, oyun alkışsız bitmeden şarkı söylemelisiniz, gülmelisiniz, ağlamalısınız, dans etmelisiniz ve hayatının her anını yoğun bir şekilde yaşamalısınız. Gülümseyin! Ama o gülümsemenin arkasına saklanmayın. Bu ne olduğunuzu gösterir. Korkusuz… Gülümsemenin hayalini kuran insanlar var. Benim gibi. Gidin ve yaşayın! Deneyin! Hayat, yaşama girişiminde çıkagelir. Her şeyden önce sevin. Her şeyi ve herkesi sevin. Dünyanın pisliğine gözlerinizi kapamayın, açlığı görmezden gelmeyin. Başarısızlığı unutun gitsin, ama çok geçmeden bununla mücadele etmek için bir şeyler yapın ve kendinizi aciz hissetmeyin Araştırın! Herkeste ve her şeyde neyin iyi olduğunu bulmaya çalışın. Hayat ve insanlar…bunları yaşama nedeniniz yapın. Sizden farklı düşünen insanları anlayın, onları eleştirmeyin Arkanıza bakın,…

  • Hayat

    Geldim Şu Alemi İslah Edeyim

    Geldim şu alemi islah edeyim, islah edeyim Özümü meydanda gördüm sonradan,  gördüm sonradan Zaman mahlukuna meylimi verdim, meylimi verdim Sermayemden zarar, gördüm sonradan, gördüm sonradan Sermayemden zarar, gördüm sonradan Geldi bizim ile, sevdi sevişti, sevdi sevişti Al kadeh ver kadeh, doldurdu içti, doldurdu içti Sadık yarim diye, yeminler içti, yeminler içti Özü çürük imiş, duyduk sonradan, duyduk sonradan Özü çürük imiş, duyduk sonradan Şu zalımın kara, kara yüzleri, kara yüzleri Yaramıza yaramadı tuzları, hey dost tuzları İki dinli şu cahilin sözleri, hey dost sözleri Durdukça kar etti cana sonradan, cana sonradan Durdukça kar etti cana sonradan… https://youtu.be/wN–34NdYhE

  • Hayat

    Verdiğinizi geri alırsınız

    Bir satış görevlisine öfkelenmeniz ile; birkaç saat sonra komşunuzdan köpeğinizin havlamasıyla ilgili bir şikayet telefonu almanız arasında bağ kurmazsınız …. Öğle yemeğinde buluştuğunuz arkadaşınızla ortak bir arkadaşınızı çekiştirdikten sonra; işyerinde önemli bir müşterinizle sorun yaşamanız arasında bağ kurmazsınız …. Akşam yemeğinde haberlerdeki bir şeyle ilgili olumsuz konuşmanız ile; gece mide ağrısından uyuyamamanız arasında bağ kurmazsınız… Sokakta yere bir şey düşüren bir insana yardım etmek için durmanız ile; on dakika sonra market kapısının önünde park yeri bulmanız arasında bağ kurmazsınız Akşam çocuğunuzun ödevine seve seve yardım etmeniz ile; ertesi gün vergi iadesinin beklediğinizden fazla gelmesi arasında bağ kurmazsınız… Bir arkadaşınıza iyilik etmeniz ile; aynı hafta patronunuzun size iki maç bileti ya…

  • Hayat

    Şifâ-yı vasl-ı kadrin hecr île bîmâr olandan sor

    Şifâ-yı vasl-ı kadrin hecr île bîmâr olandan sor Zülâl-i zevk-i şevkin teşne-i dîdâr olandan sor Lebin sırrın gelip güftâre ey meh özgeden sorma Bu pinhan nükteyi bir vâkıf-ı esrâr olandan sor Gözü yaşluların hâlin ne bilsin merdüm-i gâfil Kevâkib seyrini şeb tâ seher bîdâr olandan sor Gamından şem’ tek yandım sabadan sorma ahvalim Bu ahvali benimle ta seher bidar olandan sor Habersiz olma fettân gözlerin cevrin çekenlerden Habersiz mestler bîdâdını hüşyâr olandan sor Harâb-ı câm-ı aşkım nerkis-i mestin bilir hâlim Harabât ehlinin ahvâlini hammâr olandan sor Muhabbet lezzetinden bî-haberdir zâhid-i gâfil Fuzûlî aşk zevkin zevk-i aşkı var olandan sor Fuzuli

  • Psikoloji

    Dostum

    dostum, göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise. benim içimdeki ‘ben’, dostum, sessizlik içinde oturur, sonsuzluğa dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez. ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim- çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir. ‘rüzgar doğuya esiyor’ dediğin zaman ‘evet, doğuya esiyor’ derim: çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil, deniz üzerinde dolaştığını bilesin istemem. denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle baş başa kalayım. senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir: böyle olsa da ben yeşil tepelere değerek oynayan öyle vaktini, vadiden süzülen mor gölgeleri anlatırım;…

  • Mevlana

    Hiç

    Anlatılanlara göre bir gün Mevlânâ, Şems-i Tebrizî’yi evine davet eder. Şems, Celalettin Rumi’nin evine gider ve ev sahibinin ikramını gördükten sonra ona sorar:– Benim için şarap hazırladın mı?Mevlânâ hayret içerisinde sorar:– Meğer sen şarap içiyorsun, öyle mi?Şems cevap verir:– Evet.Mevlânâ:– Bunu bilmiyordum.– Mademki öğrendin bana şarap ikram et.– Bu gece vakti şarabı nereden bulabilirim?– Hizmetçilerinden birine söyle gidip alsın.– Bu iş yüzünden Tanrı’nın karşısında şeref ve haysiyetim beş paralık olur.– O zaman, git kendin al.– Bu şehirde beni herkes tanır. Ecnebi mahallesine gidip nasıl şarap alabilirim ki?– Eğer bana saygın varsa benim rahatım için bunu yapmalısın. Çünkü ben geceleri şarapsız ne yemek yiyebilir, ne konuşabilir, ne de uyuyabilirim.Mevlânâ, Şems’e olan…

  • Hayat

    Hayatım Sana Olan Aşkımdan Başka Bir Şey Değil

    Gözlerin sorguluyor beni Hüzünlü ve sessiz Düşüncelerime sızmaya çalışarak, Tıpkı ayın okyanusun derinliklerini görmek istemesi gibi… Hiç bir şey saklamadan..hayatımı..apaaçık önüne serdim Bu yüzden çözemiyorsun beni. Eğer…hayatım Sıradan,renkli bir taş olsaydı Onu yüz parçaya bölebilir ve Boynunda taşıman için sana bir kolya yapabilirdim ondan Eğer… o Yuvarlak,kokulu,sıradan,küçük bir çiçek olsaydı Onu…hemen Sapından koparabilir ve Saçlarına iliştirebilirdim. Sen…hüküm sürdüğün krallığın sınırlarından habersizsin. Eğer…hayatım Yalnızca bir zevk anı olsaydı Huzurlu bir gülümseyişte belirebilir ve Sen …onu…anında çözebilirdin. Eğer…o Yalnızca bir keder yumağı olsaydı Berrak gözyaşlarıyla sırrını sessizce açığa vurabilirdi. Ama… Benim hayatım…sana olan aşkımdan başka bir şey değil Ey benim en sevdiğim! Zevkim ve cezam sınırsız Yoksulluğum ve zenginliğim sonsuz… Kalbim…Kendi hayatın…

  • Tasavvuf

    Hakiki Mevlâna Nerede?

    Mahmud Erol Kılıç: Ben Osmanlı’nın kurucu babaları olarak İbn Arabî’yi ve Mevlâna’yı görüyorum Hz. Mevlana ve hayatı hakkında ortaya atılan bazı iddiaları ve Osmanlı döneminde nasıl algılandığını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç ile konuştuk. Halil Solak’ın röportajı. Hz. Mevlâna’nın soyu meselesi çok tartışılıyor. Türk mü, İranlı mı vs. Buradan başlayalım istiyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim: Ancak bu yüzyılın başında moda haline gelmiş bir akım var. Bir insanı değerlendirmek için onun düşünce dünyasının kriterlerini terk edip mensup olduğu kabilenin veyahut ırkın ya da ayakkabı numarasının, saç renginin vs. ne olduğu gibi tamamen ikincil, üçüncül önemi haiz vasıfların öne çıkarılması bir bakıma konuyu esas manasından da uzaklaştırmaktadır.…

Araç çubuğuna atla