Tag Archives: Tasavvuf

İnsanlık öldü demesinler

Hz. Ömer (ra) ve bir grup arkadaşı sohbet ederlerken yanlarına 3 genç delikanlı yaklaşır. Baştaki genç Hz. Ömer’e bakarak; -“Yâ Ömer! Bu aramızda duran kişi bizim babamızı öldürdü, kendisinden davacıyız, gere­keni yap!” der. Hz. Ömer ortadaki delikanlıya döne­rek ; -“Evlâdım!

Cefayı düşünmeyen âşıkın hikayesi

İşittim ki, bir pir, sabaha kadar ibadetle meşgul olduktan sonra, seher vakti elini kaldırıp Cenabı Haktan hacet dilemiş. Pirin kulağına: «Dilediğin olamaz. Bu kapıda senin duan makbul değildir. Var, başının çaresine bak. Fakat ruhunda izzeti nefis yok ise yalvar, dur»

Gör zâhidi kim sâhib-i irşâd olayın der

1 Gör zâhidi kim sâhib-i irşâd olayın der Dün mektebe vardı bugün üstâd olayın der 2Meyhânede ister yıkılup olmaya vîrân Bîçâre harâbâtta âbâd olayın der 3Bir serv-kadün bende-i efgendesi olsun Âlemde o kim gussadan âzâd olayın der 4‘Ömrin geçirüp kûh-ı belâda

Hatâda ısrar, helâk olmaya sebeptir

Hatâ, insanın şânındandır. Yaratılışı böyledir. Noksandır, kusurludur. Bunun için; “İnsan beşer, durmaz şaşar, eyler hatâ, üçer beşer. Düz ovada yürür iken, ayağı sürçer, düşer” denmiştir. Ahmaklık, hatâda ısrar etmektir. Hatada ısrar etmek ise, helâk olmaya sebeptir. Bunun için İmâm-ı Câfer-i

Ser verilir, sır verilmez

Hu Dost; Ser gitti, Eyvah Sırda gitti….       Sultanahmet Meydanı’nda Tapu Kadastro Müdürlük  binasının arka tarafına geçerseniz, bir incir ağacının altında 1748 tarihli enteresan bir mezar görürsünüz. Mezarın başındaki kitabede  buradan  yatan  kişinin “Ser verip sır vermeyen” Server  Dede olduğu,

Kir

Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır.Neden sonra,yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister.O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu.Durumu Hacı Bektaş

Mesnevî’de Adâlet ve Zulüm Kavramları

Bizim kültürümüzde insanın mevkii çok yücedir. Her şey insan için yaratılmıştır. O, eşref-i mahlûkâttır. Kâinatın gözbebeğidir. Yeryüzünde Allah”ın halîfesidir. Mevlânâ: “İnsan, değer bakımından “arş”tan da üstün­dür; insan düşünceye sığmayacak kadar yücedir.”i der. Mesnevî”de ifade edildiğine göre: “İnsan cevherdir, gökyüzü ise ona

Kâbe’nin Rabbine andolsun, artık kurtuldum

Hicretin 40 yılında Ramazan ayının 21.günüydü. Üç günlük sekarat halinin nihayetine gelirken son sözleri; “Kâbe’nin Rabbine andolsun, artık kurtuldum…” olmuştu. Kâbe’de doğan yegâne insan, Kâbe’nin Rabbine kavuşmuştu gayrı. Evet; O, “Secdegâh Şehidi Hazreti Ali” idi. Ömrü, Peygamber Efendimizin (sav) ömrünce

Allah Rızası

İmam-ı  Şibli hazretleri (861-946) yaşadığı dönemde sevilen sayılan bir zattır. Onu gıyabında tanıyan ve muhabbet besleyen bir fırıncı var. Bir gün İmam-ı Şibli hazretleri kendisine gıyaben muhabbet besleyen fırıncının şehrine yolu düşer. Sabahleyin fırıncıya uğrar, parası yok karnı açtır. Fırıncıdan,“Allah

Tanrı Sevgi’dir

Sufi ermişi sarhoştur, uysaldır, bir sevgi yağmurudur. Bir Zen ustasında büyük bir merhamet görürsün ama sevgi bulamazsın. Merhamet onun farkındalığından, aydınlanmış olmasından kaynaklanır. Oysa sen Mevlânâ’nın dans etmediğini hayal edemezsin. Mevlânâ danstan başka bir şey değildir. O aydınlanma haline otuzaltı

Araç çubuğuna atla