• Felsefe

    Mutluluğun Gizi

    Bir tüccar mutluluğun gizini öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış. Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş. Dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış. Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama mutluluğun gizini açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini…

  • Felsefe

    Olmak Ya da Olmamak 3

    Osho, sizin öğretileriniz ve doktrininiz nelerdir? Ben bir doktrin öğretmiyorum. Doktrin öğretmek anlamsızdır. Ben bir filozof değilim; zihnim felsefi değil. Felsefe insanı hiçbir yere götüremez, götüremedi de. Düşünen, sorular soran zihin öğrenemez. Bir sürü doktrin mevcut. Ama her doktrin bir uydurmadır. İnsanların yarattığı bir kurgudur. Bir keşif değil bir icattır. İnsan beyni sonsuz sistemler ve doktrinler yaratacak kapasitededir. Ne var ki gerçeği teoriler yolu ile bilmek imkansızdır. Tıka basa bilgilerle dolmuş bir zihin cahil kalmaya mahkumdur. Aydınlanma bilginin bittiği noktada gelir. İki olasılık vardır: Ya bir şey üzerinde düşünürüz ya da ona varoluşçu yoldan yaklaşırız. Bir insan ne kadar çok düşünürse, bulunduğu yerden ve andan o kadar uzaklaşır. Bir şeyin…

  • Felsefe

    Olmak Ya da Olmamak 2

    On yıllık çalışmanın ardından Zenno artık bir zen ustası olmaya hazır olduğuna inanıyordu. Yağmurlu bir günde ünlü üstat Nan-in’i ziyarete gitti. Zenno eve girdiğinde Nan-in sordu: “Şemsiyeni ve ayakkabılarını dışarıda mı bıraktın?” “Elbette” diye cevap verdi Zenno; “Bu kibarlık gereğidir. Gittiğim her yerde böyle yaparım.” “O halde şu soruma cevap ver: Şemsiyeni ayakkabılarının sağına mı yoksa soluna mu koydun?” “Hiçbir fikrim yok üstadım.” “Zen Budizmi, yaptığın her şeyin tamamen farkında olma sanatıdır” dedi Nan-in. “Küçük detaylara dikkat etmemek bir adamın tüm hayatını mahvedebilir. Evinden aceleyle çıkan bir baba bıçağı asla küçük oğlunun ulaşabileceği bir yerde bırakmamalıdır. Bir Samuray kılıcını her gün bilemezse en çok ihtiyacı olduğu anda kılıcının paslanmış olduğunu…

  • Felsefe

    Olmak Ya da Olmamak 1

    Bir ashramdaki, öğretmenler artık yetiştiğini düşündükleri bir öğrencilerini, yola çıkmadan önce Usta’nın huzuruna çıkardılar. Usta öğrenciye tek bir soru sordu: * “20 yıldır buradasın, neler öğrendin?” “Yedi gerçek öğrendim” dedi öğrenci. * “Yirmi yıldır buradasın, sadece yedi gerçek mi öğrendin?” “Evet, yedi gerçek öğrendim…” * “Say” dedi Usta, “birincisi…” “Dostluklar ikiye ayrılır: Kalıcı dostluklar ve geçici dostluklar. Hayatta bir zorluk ortaya çıktığı anda bozulan dostluklar daha çoktur, kalıcı dostluklar çok azdır…” * “İkincisi” dedi Usta. “İnsanların çoğunluğu kalplerini ve beyinlerini geçici değerlere ayırmışlar. Bu değerler uğruna kendi gerçek niteliklerinden taviz vermekten, kötü şeyler yapmaktan çekinmiyorlar…” * “Üçüncüsü” dedi Usta. “İnsanlar, amaçlarına ulaşmak için birbirlerini ezmekten çekinmiyorlar. Oysa başkasına kötülük yaparak…

  • Felsefe,  Hayat

    Affetmek

    Buddha bir gün, öğrencileriyle bir ağacın altında otururken ansızın bir adam çıkagelir ve birden bire Buddha’nın yüzüne tükürür. Buddha bunun üzerine sakince yüzünü silip adama “Sıradaki ne? Bana başka ne yapmak isterdin?” diye sorar. Buddha’nın bu öfke içermeyen sözlerini duyan adam oldukça kafası karışık şekilde normalde bu duruma maruz kalan birinin çok öfkelenmesi gerektiğini düşünür. Adam bunları düşünürken Buddha’nın en sadık öğrencisi Ananda bu duruma tepki gösterir ve adamın hemen cezalandırılması gerektiğini aksi takdirde herkesin böyle şeyler yapabileceğini söyler. Bunun üzerine Buddha öğrencisine dönerek: “Bu adamın yaptığına gücenmedim ancak sana güceniyorum. O bir yabancı ve beni tanımıyor. Geldiği yeri ve öyküsünü bilmiyoruz. Buraya gelmeden önce belli ki benimle ilgili kafasında…

  • Felsefe

    Marifet İlmi

    Vaktiyle bir mürid, bir arif kişiye giderek ondan marifet ilmini öğrenmek istemiş. O sırada deniz kenarında bulunuyorlarmış. Arif, ilme talip olana demiş ki: ” Şu kevgiri al, denizden doldur.” Mürit çok denemiş, fakat başaramamış. Kevgiri denize daldırdığında içi su doluyor, fakat çıkarır çıkarmaz boşalıyormuş. Sonunda Ustası : “Dur da göstereyim,” demiş. Kevgiri elinden kaptığı gibi, denize fırlatmış. Kevgir dibe batmış. Efendisi müride dönmüş: “İşte, kevgiri suyla doldurmanın yolu budur.” demiş.. (bir ilmi öğrenmek için batıp çıkmak değil, dalıp batmak gerek vesselam)

  • Felsefe

    Yol, yolcu, yolculuk

    Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat arkana bakma… Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de… Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp, yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal… “En doğru yol: En dikensiz yoldur” diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır. aldırma… Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır. Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever. Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat, şu gerçeği de hiç unutma: Yürümekle…

  • Felsefe

    Gerçekten öğrenmek isteyen herkese öğretirim. Benimle gel

    “Bir gün Buda bir köyden geçiyordu. Çok sinirli ve terbiyesiz genç bir adam gelip ona hakaretler etmeye başladı” “Diğerlerine öğretme hakkın yok” diye bağırdı. “Sen de diğer herkes kadar salaksın. Sen tamamen sahtesin” Buda bu hakaretler yüzünden üzülmedi. Tam tersine genç adama şunu sordu: “Söyle bana, eğer birisine bir hediye alırsan ve o kişi bu hediyeyi kabul etmezse, o zaman bu hediye kime ait olur?” Adam böylesine garip bir soru karşısında şaşırdı ve cevap verdi: “Bana ait olur çünkü hediyeyi ben aldım.” Buda gülümsedi ve şöyle söyledi: “Bu doğru. Ve aynısı senin öfken için de geçerli. Eğer bana öfkelenirsen ve ben bundan rencide olmazsam, öfke geri sana kalır. O zaman…

  • Felsefe

    Hastalıkların Zihinsel Nedenleri

    A B CÇ D E F G H Iİ K L M N OÖ P R SŞ T UÜ V Y Z – A – Acı Suçluluk duygusu. Suçluluk duygusu daima ceza peşinde koşar Addison Hastalığı (Bronz Hastalığı) Duygusal açıdan çok kötü yada yetersiz beslenme. Kendine karşı öfke duyma. Bkz. Böbrek Üstü Bezleri Adenoidler – Lenf Bezlerinin Büyümesi Aile içinde sürtüşme ve tartışmalar. Bu yüzden cocuğun istenmediğini hissetmesi (sanması) Adetle ilgili rahatsızlıklar Kadınlığını reddetme. Suçluluk, korku. Üreme organlarının günahkar yada kirli olduguna inanma – Adet görmeme : Bir kadın olmayı istememe. Kendinden hoşlanmama – Adet öncesi sendromu : Karışıklığın hakim olmasına izin verme. Gücünü dış etkilere teslim etme. Kadınlık süreçlerini reddetme.…

  • Felsefe

    İyilik

    Köyün birinde yaşlı bir ressam yaşıyordu. Olağanüstü güzel resimler yaptığından resimlerinin alıcı çoktu. Müşteri seçer, sanatseverleri bekler, çok da iyi fiyata satardı. Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki : “Yahu senin durumun iyi. Neden kimseye yardım yapmıyorsun. Bak fırıncı fakirlere sıkça bedava ekmek veriyor. Kasap ara sıra bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun?..” Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi. Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde konuşuyor ve ressamı kötülüyordu. Bir gün ressam hasta oldu. Kimse de onun yanına ziyarete gelmedi ve sonunda ressam öldü. Aradan bir kaç gün geçti. Ama artık ne fırıncı ekmek veriyordu fakirlere, ne de kasap et. Sordular; “Neden fakirlerin…

Araç çubuğuna atla