• Gurudwara

    İnsanın Kendini Arayışı 2

    İnsan kendini gerçekten tarafsızca, öylelikle bilebilir mi? “Aramakla bulunmaz, lakin bulanlar hep arayanlardır!” diyen Beyazıd-ı Bestami ustaya kulak verirsek, öylelikle olamayacağı aşikar gözüküyor. Kendini tanımak için, bilmeli, bilmek için bulmalı, bulmak için aramalı, aramak için arayıcı olmalı. Bu bir yolculuğa benziyor olsa da, bilinmeyen yollarda kaybolma ihtimali çok fazla olan tehlikeli bir yolculuk bu. Nereye gideceksin? Peki ya harita, ya rehber?.. Harita, çocuklukta evde ebeveynlerden öğrendiklerimizse? Okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz konuşmalar, katıldığımız seminerlerden oluşan bir haritaysa? Sadece rivayetse… Seni de ravi (rivayet eden, söylenti anlatan) yapar, kendini bilen yerine… Filozof Xavier Pavie, adını ‘Kendinin Çırağı Olmak’ diye çevirebileceğim kitabında, insanın kendini tanımasının ‘hayatta başarılı olmak için’ ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.…

  • Gurudwara

    Kaybolan Tanrı

    Hititler, Tanrılarını insan biçimli (antropomorfik), insani karakter, yönelim ve duygular barındıran insan dışı varlık olarak düşünmekteydiler. Bu yüzden karşılaştıkları sorunların sebebini öfkelenen bir tanrının ülkeyi/kenti/tapınağı terk etmesine bağlamaktaydılar. Buna göre bir tanrı canı isterse çekip gidebiliyordu. Ancak tanrının gitmesiyle ona bağlı olan doğa olayları da etkileniyordu. Tanrıda oluşan öfke ve kinin nedenini ise büyüsel kirlenmeye bağlamışlardır. Tanrının bu kirlilikten arındırılmaması halinde hastalık, salgın, kıtlık, kuraklık, ev içinde kan, lanet, gözyaşı gibi istenmeyen pek çok durumun ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Hatti kökenli “Kaybolan Tanrı Telipinu” mitosu, bu durumu özetleyen bir örnektir. [1] Mitos, ortalardan kaybolan, kaybolurken de bolluğu, bereketi, ülkede iyi olan her şeyi beraberinde götüren tanrının bulunup geri getirilmesi üzerine…

  • Gurudwara

    İnsanın Kendini arayışı 1

    Bir Fars atasözü der ki: ”O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini; çocuktur, onu eğitin/yetiştirin. O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini; cahildir, ondan uzakça durun. O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini; (belki) uykudadır, onu uyandırın. O ki, biliyor ama biliyor bildiğini; bilge kişidir, onu izleyin. ” Eski Yunan’da Delfi’deki Apollon tapınağının alınlığında altın harflerle ‘Gnothi seauton’ (Yunanca: γνῶθι σεαυτόν), Latince’de söylenişiyle ‘Nosce Te İpsum’, yani “Kendini Bil” yazıyor diye yıllardır aktarageldik. Eski Hint Veda’larından, Upanishad’lardan konuşurken sürekli ‘Kendini tanımadan Tanrı’nın tanınamayacağının erdeminden bahsedip, ustaların ‘kendini tanı’ bilgisine ulaştığını yazarken, ariflerden “men arefe nefsehu fekad arefe rabbehu yani ‘’Nefsini bilen rabbini bilir.’’ diye nakletmişizdir. Rig Veda’da (1500+ BCE) “Ekam sat, viprah bahudha…

  • Gurudwara

    Kulaktan-Kulağa : Hüdhüd

    Çocukken kulaktan kulağa oynardık, grubun başındaki arkadaşımız ‘bayram haftası’ dediğinde 4-5 kişi sonra bile ‘mangal tahtasına’ dönüşürdü söylenen tamlama. Böyle olunca anlatılanın anlatana ulaşabilmesi içinde yoğun bir dinleme becerisi gerektirirdi. Buradan baktığımızda yazının henüz bulunmadığı ya da yaygın kullanımın olmadığı ancak ayrıcalıklı zümrelere mahsus olduğu dönemlerde mitos, efsane, söylence, masal anlatımı çok yoğun kullanılırdı. Sözlü edebiyat geleneğinin yaygın kullanımı insanların pek çok şeyi hafızalarına kaydetmelerini de beraberinde getirdi. Ama bu kayıtlar ne söylendiği kadar, ne anlandığına da bağlı olarak kimi zaman kulaktan kulağa oyunundaki gibi değişerek, kimi zaman dönüşerek bazen kervanlarla, bazen savaşlarla, bazen seyyahlar, bazen paralı askerler, bazense gezgin dervişler eliyle ovadan ovaya, yayladan yaylaya, çoban ateşlerinden, oba ateşlerine,…

  • Gurudwara

    Kobra Etkisi

    1940 Hindistan’ı. İngiliz hükümetinin Hindistan yönetimini elinde tuttuğu dönemler. İngiliz Sömürge yönetimi bu dönemde kobralardan çok çeker. Çok fazla yılan sokma vakası bildirilmektedir. Sömürge Hükümeti kobralara karşı savaş başlatır. Ne var ki İngilizler yılanlarla haşır neşir oldukça daha çok İngiliz kobra zehiriyle tanışır. Bunu fark eden “zeki” bir İngiliz neden biz uğraşıyoruz?  Kobra kafası getiren Hintli’ye ödül verelim olsun bitsin.” der. Bunun üzerine kampanya başlar. Sömürge hükümeti, ölü kobra getirene ödül vaat eder. Önceleri yerel halk kobraları öldürüp bolca ödül alırlar, böylece gerçekten kobraların sayısı azalır; ancak zor koşullara muhteşem uyumları ile bilinen Hintli’ler “Madem bunlar her ölü yılana para veriyor o zaman biz bu kobraları besleyelim üretelim. Hem kim koşacak kobra…

  • Gurudwara

    İnsanın Ölümsüzlük Arayışı 5

    Arayışımız coğrafi olarak yönünü doğuya döndüğünde kaçınılmaz bir şekilde Çin ve Japonya ya ulaştı. Ve arayış boyunca bin farklı isimle çağrılmakta olduğunu gördüğümüz ve  başlangıçta Olimpos’ taki ölümsüz Tanrıların sarayından hikayemize katılan ölümsüzlük iksiri bu kez ölümlü bir imparator sarayında ortaya çıktı… İmparatorun dileği, hem kendi yaşamında hem de iki ülkenin kaderinde büyük rol oynadı. Yapılan yeni bir arkeolojik keşfe göre, Çin’in ilk imparatoru Qin Shi Huang’ın (MÖ 210) ölmeden önce verdiği emri içeren bir yazıt bulundu. Ünlü Terrakotta Ordusunu yaptıran Qin Shi Huang, efsanevi ölümsüzlük iksirinin bulunması için ülke çapında bir araştırma emri vermişti. Söz konusu bulgu, 2002’de Hunan eyaletindeki bir kuyunun dibinde, ahşap bir plakanın üstüne yazılmış olarak…

  • Gurudwara

    İnsanın Ölümsüzlük Arayışı 4

    Arayışımız kronolojik tarihsel olarak olmasa da coğrafi olarak yönünü doğuya döndüğünde Pers İmparatorluğu’nun sınırlarına ulaşır. Ve arayış boyunca bin farklı isimle çağrılmakta olduğunu gördüğümüz taş doğuya doğru ete kemiğe bürünür. Bu binlerce ismin amacı onu saklamak değil, ifşa etmek olmasına rağmen sembol dilinin çok daha etkin kullanıldığı doğu bilgeliğinde hiçbir zaman gerçek ismiyle, daha doğrusu herkesin bildiği ismiyle adlandırılmamıştır. Tıpkı Hz.Ali’nin de yüzlerce yıl sonra ifade edeceği gibi “İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı.” Öğrenci ona verilen her “ismin” maddenin belli bir niteliğini, halini veya görünüşünü anlattığını, bu şekilde daha kolay tanınabileceğini unutmamalıdır. ‘Surette kalırsan putperestsin. Her şeyin suretini bırak, manaya bak. Hacca giderken hac yoldaşı ara. Ama ha Hintli…

  • Gurudwara

    İnsanın ölümsüzlük Arayışı 3

    1900 lerden itibaren, insanlığın artan refah seviyesi ile birlikte insanın tüm kültürel üretimlerinin incelenmesi başladığında en ilginç üretimlerden biri olan mitlerde bu incelemeden payın aldı. Bu aşamada mitolojik anlatılarla kronolojik tarihi uzlaştırma girişimleri sırasında ‘yeterli bilimsel temele ulaşılamadığından’ kısa bir süre sonra mitler tarih bilimi incelemesinin konusu olmaktan çıktı. Gökyüzü cisimlerine izafe edilen mitolojinin aslında insanların veya halkların ruhsal sistemlerinin gökyüzüne yansıtılmasından ibaret olup olmadığı hep tartışılagelmiştir. Modern fizik  bize nesnel bilginin tamamen insan öznelliğine dayandığını söylüyorsa, teorik ve deneysel fizikte vardığımız sonuçlar  çelişmiyorsa, zihnimizde işlettiğimiz matematiği gözlediğimiz görünen evrene uyguladığımızda hesaplar tutuyorsa, insanın zihinsel işleyişini gökyüzüne yansıtmadan edemediğini düşünmemiz pek garip kaçmamalı… Yıldızların insan hayatını yönlendirebilecek güce sahip olduğuna…

  • Gurudwara

    İnsanın Ölümsüzlük Arayışı 2

    “İnsanoğlu bilinçlendiği günden bugüne kadar Simya ilminin varoluşunun ana kaynağı olan ve simyacıların Felsefe Taşı diye adlandırdıkları sırdan daha büyük ve derin bir sır yaratmamıştır. Felsefe taşını bulmak için yola çıkan simyacıların çoğunun sonu, Sfenks’in sorusunu cevaplamaya kalkanlarla aynı olmuştur. Sfenks, kafası koç, kuş, veya insan, gövdesi ise uzanan bir aslan şeklini alan heykellere deniyor. İlk önce Antik Mısır’da rastlanan Sfenks, antik Yunan mitolojisinde büyük kültürel önem taşımıştır ve ismini buradan almıştır (Yunanca: Sphinks). Sözcüğün Mısır dilindeki orijinal biçimi kepes ankh ya da “yaşayan heykel” anlamında şeşep (sheshep) ankh‘tır. Sfenkslerin en tanınmışı Büyük Gize Sfenks’idir. Dünyadaki en büyük tek-taş heykeli olup 73,5 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde ve 20 metre yüksekliğindedir. Pençelerinin arasında bir tapınak olan ve yatan aslan biçiminde, kafası ise bir firavun başı şeklindedir. Aslanlar Antik Mısır mitolojisinde kutsal sayıldıkları için…

  • Gurudwara

    İnsanın Ölümsüzlük Arayışı 1

    İnsanoğlu var olduğu günden bugüne kadar hep iki şey için uğraştı; yaşamak ve var olmak. Çünkü insanın en temel çelişkisi ölümle hayat arasında… Doğduğu günden itibaren ölümcül bir hastalığa sahip olan insanoğlu, bunu aşmak için var olduğu tarih boyunca, iki nesneye sahip olmak için uğraşıp durmuş. Biri ölümsüzlüğe çare bir yiyecek, diğeri ise bakırı altına çevirecek bir iksir icat etmek. Biz bu ilk yazıda insanın ölümsüzlük arayışındaki birinci durağı olan, onu ölümsüz yapacak diye inandığı yiyecekten bahsedeceğiz ki tarihin çarkı eski Yunan medeniyetine geldiğinde bu yiyeceğin artık çok bilindik bir adı vardı… Ambrosia Yiyecek, yeryüzündeki hikayemizin başından beri tüm canlılar için hayati önem taşımakta. Hatta insanın anlayışında o kadar derin bir…

Araç çubuğuna atla