• Zen

    Satori

    ‘’… Bu başka düzeydeki bambaşka şey ise ‘’satori’’dir. Bu bildiğimiz tanıdığımız sezgiye benzemeyen bir sezgidir. …Psikoloji açısından ele alınırsa satori kişiliğin sınırlarının ötesindedir, mantık bilimi açısından evet-hayır ın karışımıdır. Metafiziğe göre ise, sezgiyle kavramadır, öyle ki burada olmuş olanla olacak olan bir olmuştur.(1) Zen ile öteki öğretiler arasındaki en büyük fark Zen’in günlük yaşamdan hiçbir zaman kopmamasıdır….. İşte tam bu noktada Zen’in yalnız okçulukla değil, kılıç yolu, çiçek düzenleme (ikebana) çay töreni, dans ve öteki sanatlarla ilişkisini yakalıyoruz. …..İnsan düşünen bir yaratık ama yaratıcı gücünün doruğuna hesaplamadığı ve düşünmediği zamanlar çıkabilmiştir. (2) İçimizdeki çocuk saflığına yeniden kavuşabilmemiz için uzun yıllar süren bir çalışmayla kendi kendimizi bırakabilmeyi öğrenmeliyiz. Bu duruma ulaşıldığında…

  • Zen

    Seng Tsan ‘ nın Zen Bilgeliği

    Seng Tsan’ın Zen bilgeliği Eğer hakikati görmek istiyorsan hiçbir şeye karşı ya da hiçbir şeyi destekleyen bir bakış açısına/fikre sahip olma. Sevmediğin şeye karşı sevdiğini desteklemek zihnin hastalığıdır. Şeylerin birliğinde durgun ol ve hatalı görüşler kendiliğinden kaybolacaktır. Engin uzay gibi mükemmel olan Yol’da hiçbir şey eksik ya da fazla değildir. Gerçekten de eşyanın hakikatini görememek bizim kabul ve redlerimize bağlı olarak gelişir. Hakikat hakkında daha fazla konuştukça ve düşündükçe ondan daha da uzaklara saparsın. Konuşmayı ve düşünmeyi bırak ve bilemeyeceğin bir şey olmasın. Hakikati arama, sadece fikirlere değer vermeyi bırak. İkilik durumundan çık, böyle arayışlardan dikkatlice kaçın. Eğer o ya da bunun, doğru ya da yanlışın en ufak bir zerresi…

  • Zen

    Doğru Düşünme

    Doğru Düşünme’ye bağlı olan dört uygulama vardır: 1)”Emin misin?” -Yolunuzda uzanan bir halatı yılan zannederseniz bunun peşinden korku tabanlı düşünme eylemi gelir. Algınız ne kadar hatalı olursa düşünüşünüz de o denli hatalı olacaktır. Lütfen “Emin misin?” sözcüğünü büyükçe bir kağıt parçasına yazıp göz önü yerlere asın. Bu soruyu kendinize defalarca sorun. Yanlış algılar hatalı düşünmeye ve gereksiz acılara neden olur. 2)”Ne yapıyorum?” -Bazen “Ne yapıyorsun?” diye sorarım geçmiş ve gelecek hakkındaki düşüncelerinden kurtulup şimdiki ana dönmeleri için öğrencilerime. Burada ve şimdide olmaları için yaparım bunu. Cevap vermek için sadece gülümsemeleri yeterlidir. Yalnızca bu bile onların gerçek varlığını sergiler. 3)”Merhaba Alışkanlık Enerjisi” -Bize zarar veren alışkanlıklarımıza bile bağlı kalma eğilimindeyizdir. İşkoliklik…

  • Zen

    Sen Verdiğin Tepkilersin

    Birisi Lieh-tzu’ya şu şekilde bir soru sordu: “Niçin boşluğa değer veriyorsunuz?” Lieh-tzu da “Çoğu insan övülmekten hoşlanır. Onlar becerileriyle tanındıklarında kendilerini iyi hissederler. Ancak bağlılıklarımızdan boşalmamızın ve takdir, onaylanmak ya da onaylanmamaktan kurtulmamız gerektiğini hissediyorum. Uzun vadede üzülecek çok az şeyimiz kalacaktır. Boşluğa değer vermemin sebebi bu.” dedi. Lieh-tzu durdu ve sonra konuşmasına devam etti, “Size bir şeyi yapabileceğinize dair itimat edildiğinde bile yapacağınız şeyin bütünüyle sizin eyleminize bağlı olmadığınızın farkında olmalısınız. Olayların meydana gelmesinin sebebi koşulların doğru ve eyleminizin pek çok koşuldan sadece birine katkıda bulunuyor olmasıdır. Bizler şeyler olduğunda bunların kendi becerileriniz olduğunu düşünmeye alışkınızdır; gerçekte ise becerilecek herhangi birşeyin olmadığını anlamayız. Bu yüzden herhangi bir kişiye ait…

  • Zen

    Bu bir şey verme meselesi değildir, bu vermekle ilgili bir meseledir.

    “…Bir samuray, bir kış günü Eisai’nin tapınağına geldi ve bir ricada bulundu: “Ben hasta ve yoksulum” dedi, “ve ailem açlıktan ölüyor. Lütfen efendim bize yardım edin.” Emekli maaşına bağlı olarak yaşayan Eisai’nin hayatı zorluklarla doluydu ve verebilecek hiçbir şeyi yoktu. Tam samurayı geri göndermek üzereyken, meditasyon salonundaki Yakushi-Buda’ nın heykeli aklına geldi. Heykele gidip başındaki değerli haleyi koparıp samuraya verdi. Eisai, “bunu sat” dedi. “Bu seni bir süre idare eder”. Şaşkın ama çaresiz samuray haleyi aldı ve gitti. “Efendim! Bu bir hakarettir! Bunu nasıl yapabilirsiniz” diye Eisai’nin müritlerinden biri bağırdı. “Hakaret mi? Hıh! Ben sadece sevgi ve merhametle dolu olan Buda’nın zihnini, tabiri caizse işe yarar hale getirdim. Aslında bu…

  • Zen

    Anda kalmak

    Bir Zen Öğretmeni beş öğrencisinin bisikletleriyle pazardan geldiğini görmüş. Öğrenciler bisikletlerinden indiğinde, öğretmen sormuş: “Niçin bisiklete biniyorsunuz?” Öğrencilerden ilki “Bisiklet, bu patates çuvalını taşıyor. Onları sırtımda taşımak zorunda kalmadığıma memnunum!” diye yanıtlamış. Öğretmen övgüyle “Akıllı çocuksun. Yaşlandığında benim gibi kambur yürümeyeceksin.” demiş. İkinci öğrenci ” Yoldan aşağı inerken yanından geçtiğim ağaçları ve kırları izlemeyi seviyorum” yanıtını vermiş. Öğretmen “Gözlerin açık ve dünyayı görüyorsun” diyerek onu da övmüş. Üçüncü öğrencinin yanıtı “Bisikletime bindiğimde “nam myoho renge kyo” nakaratını tekrarlamak beni hoşnut ediyor” olmuş. Öğretmen ona da övgü dolu sözlerle ” Zihnin yepyeni bir tekerlek gibi kolaylıkla akıp gidecek” demiş. Dördüncü öğrencinin yanıtı “Bisikletimi sürerken, tüm varlıklarla ahenk içinde olurum” olmuş. Öğretmen…

  • Zen

    Cennet ve Cehennem

    Bir Samuray, Zen üstadı Hakuin’ in karşısına dikilip şu soruyu sordu: “Gerçekten de cennet ve cehennem var mıdır?” Üstad: “Kimsiniz?” “Bir samurayım.” “Sen mi?” diye dudak büktü Hakuin , “Kendine baksana bir… Hangi efendi senden doğru dürüst hizmet umabilir? Daha ziyade dilenciyi andırıyorsun!” Sinirden kıpkırmızı kesilen samuray kılıcını çekti. Hakuin susmak bilmiyordu: “Vay! Kılıcı da varmış! Ama o kadar beceriksize benziyorsun ki nasıl olsa kafamı kesemezsin!” Kanı beynine sıçrayan samuray kılıcını kaldırdı. Ustaya vurmaya hazırdı. O anda Hakuin sakince, “işte cehennemin kapıları böyle açılır” dedi. Üstadın serinkanlı tavrına şaşıran samuray kılıcını kınına soktu ve saygıyla eğildi. Üstad sözünü şöyle bitirdi: “Cennetin kapıları da böyle açılır.”

  • Zen

    Kar

    Manastırın bulunduğu ilde, bir gece, bir yoğun kar yağışı geçer. Sabah tam bele kadar olan karın içinde yürüyerek öğrenciler, meditasyon salonunda toplandılar. Öğretmen öğrencilerini topladı ve dedi ki: – Şimdi bu karla yapmamız gereken şey ne, söyler misiniz bana? Birinci öğrencisi: – Kar çözülmesi için dua etmek gerekir. İkinci öğrencisi: – Manastır içinden çıkmadan beklemek gerekir ve kar kendi işine devam etsin. Üçüncü öğrencisi: – Bilge olanlar için dışarıda kar olsun ya da olmasın bundan etkilenmez. Öğretmen dedi ki: – Şimdide beni dinleyin. Öğrenciler bilge sözleri, derin felsefe dinlemeye hazırdılar. Öğretmen, onlara bakıp dedi ki: – eline kürek al ve yürü git!

  • Zen

    Üstad

    Ödül beklemeden vermek, erdemli olduğunu düşünmeden yardım etmek; bunların içinde yüce erdemler yatmaktadır. Yaptığın her şeyin hesabını tutmak, övgü kazanmak uğruna yardım etmek; bunların içinde tek bir erdem yoktur. En büyük erdem; içinde kendi benliğin olmaksızın bir eylemde bulunmaktır. En büyük şefkat ön koşulsuz vermektir. En büyük adalet tercihsiz görebilmektir. Tao kaybedildiğinde kişi erdemin kurallarını öğrenmelidir. Erdem kaybedildiğinde şefkatin kurallarını, Şefkat kaybedildiğinde adaletin kurallarını, Adalet kaybedildiğinde uygulamanın kurallarını öğrenmelidir; ve nihayet uygulamanın o gösterişli kurallarına da artık riayet edilmiyorsa, insanlar silahların insafına kalmışlardır ve her şey zorla yaptırılır. Eril yanını dişil yanınla birlikte tut. Parlak yanını sönük yanınla birlikte tut. Yüksek yanını alçak yanınla birlikte tut. Ancak bu sayede tüm…

  • Zen

    Zen zihni

    Genç bir mürid, zazen öğrenmek için ustasına yalvarır. Ustası ona her gün meditasyona oturmasını ve her günün sonunda meditasyonda neler olduğunu, neler yaşadığını bir kağıda not almasını ve kendisine getirmesini söyler. Ertesi günün ilk ışığında mürid zazene oturur ve tam 1 saat boyunca meditasyonunu yapar. Gözlerini açtıktan sonra heyecanla tüm olan biteni, hissettiklerini,  olağanüstü anlatımıyla kağıda döker ve gün batmadan ustasına yetiştirir. Usta, oturduğu yerden hiç kalkmadan kağıdı alır, okur ve buruşturup yere fırlatır, tek kelime de etmez…Mürid, başarısız olduğunu hisseder  ve o da, tek kelime etmeden odadan ayrılır. Ertesi gün yine günün ilk ışığında mürid kalkar, meditasyona oturur, bu kez dün yaşadığı ve ne olduğunu hala anlamadığı o başarısızlığı…

Araç çubuğuna atla