Allah Rızası

İmam-ı  Şibli hazretleri (861-946) yaşadığı dönemde sevilen sayılan bir zattır. Onu gıyabında tanıyan ve muhabbet besleyen bir fırıncı var.

Bir gün İmam-ı Şibli hazretleri kendisine gıyaben muhabbet besleyen fırıncının şehrine yolu düşer. Sabahleyin fırıncıya uğrar, parası yok karnı açtır.

Fırıncıdan,“Allah rızası için bir ekmek “ister.

Fırıncı ekmek vermez “Allah versin” diyerek gönderir.

Fırıncının komşuları onun bir dilenci değil, İmam-ı Şibli hazretleri olduğunu söyleyince fırıncı arkasından yetişir, durumu anlatır, ısrarla affını ister. Şibli hazretleri de ancak fırıncının yüz altın harcayarak şehrin ahalisine yemek verirse bunu telafi edebileceğini söyler.

Fırıncı sözünü yerine getirir, yüz altın harcayarak  tüm ahaliye yemek verir. Yemekte Şibli hazretlerine

“bize biraz nasihat et” derler. “Nasıl nasihat istiyorsunuz” deyince “Ne yaparsak cennetlik oluruz, ne yaparsak cehennemden korunuruz? Cennetlik kimlerdir, cehennemlik kimlerdir gibi?” demişler.

Şibli hazretleri, “Kimin cennete gideceğini bilemem. Ama kimin ceheneneme gideceğini soruyorsanız işte bu yemeği veren fırıncıdır” der. “Nasıl olur?” diye şaşkınlıklarını belirtenlere Şibli hazretleri, “Bu fırıncı var ya bu fırıncı, İmam-ı Şibli’nin hatırı için yüz altın verir de Allah rızası için bir ekmek vermez” der.

Kişi Allah için değil de başkalarının görmesi için ibadet yapar, menfaat umarsa bu riyadır, şirktir. Böyle bir davranıştan sevap değil günah doğar. İnsan Allaha, “Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz” diyerek verdiği sözü nasıl unutur? İnsan bilmelidir ki, riya ile mükafat arayan asla onu bulmaz. Maksadının zıddı gerçekleşir.

Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0
Araç çubuğuna atla