Ben kimim

Asla suni bir uzuv yaratma, gerçek uzuvların büyümesine izin ver. Ancak o zaman yaşamında sıcaklık ve neşe olur – dudaklarda sahte bir tebessüm değil, bir maske değil, üzerine geçirdiğin sahte bir mutluluk havası değil, gerçek!

Biri güzel bir tebessüm giyer, bir başkası merhametli bir ifade giyer, kimi çok ama çok sevgi dolu bir kişilik giyer.. ama bunlar üzerine giydiğin giysilerdir. İçten içe sen hep aynı kalırsın.

İlk şey, başlangıç her zaman sorudur; ”Ben kimim?”

Ve insan sormaya devam etmek zorundadır.

İlk yanıt ilk merkezden gelir:

”Sen bir bedensin, ne saçma soru, zaten biliyorsun sormana ne gerek var!”

İkincisi ”sen cinselliksin”,

Üçüncüsü ”sen bir güç gösterisisin, ego’sun” der ve böyle gider..

Eğer bir yanıt varsa ”sen şusun, sen busun” o zaman bir merkezin sana yanıt verdiğini bil. Tüm merkezler aşıldığında ve tüm yanıtlar alındığında sormaya devam et:

”Ben kimim?” ve hiçbir yerden yanıt gelmediğinde mutlak sessizlik olur!

Soru kendi içinde yankılanır:

”Ben kimim?”

Sessizlik olur, hiçbir yerden, hiçbir köşeden yanıt gelmez.

Sen ‘mevcutsundur’ tamamen sessizsindir, bir titreşim bile yoktur.

”Ben kimim?” ve sadece sessizlik…

Sonra bir mucize olur, soruyu bile soramazsın!

Yanıtlar saçma gelir.

Önce yanıtlar kaybolur, sonra soru.. çünkü ancak birlikte varolabilirler.

Birisi giderse diğeri kalamaz.

Hem soru hem de yanıtlar kaybolduğunda sen ‘fark etmeye başlarsın’..

Bu ”aşkınlıktır”..

Bilirsin, ama söyleyemezsin;

Bilirsin ama bildiğin sözcüğe dönüşmez.

Benliğinin özünden kim olduğunu bilirsin ama anlatamazsın!!   

Bu yaşam bilgisidir; kutsal metin değil, ödünç değil, başkalarından değil. Senin içinden doğmuştur.

Ve bu doğumla sen ‘aydınlanmış’ olursun.

Ve gülmeye başlarsın, çünkü en başından beri sen o’sundur,

sadece hiç bu kadar derine bakmamıştın.

Etrafta, benliğinin dışında koşturuyordun, hiç eve dönmemiştin.

Bizler içi boş bambularız ve sadece sonsuzluk içimizden geçer. Sonsuzluk zikredilmelidir; içimizden akması için onu çağırmalıyız.

Bilgi dışarıdandır ancak bilgelik senin içinden gelendir, vizyonundur. O dışarıdan gelmez senin içinde büyür.

Ama unutma senin derken egondan bahsetmiyorum, kendi doğandan geldiği için senindir diyorum.. ego zihindendir içsel sessizliğin değil.

Bak! Sabah, güzel bir yaprağın üzerinde, sabah güneşinde parlayan güzel bir çiy damlası vardır. Çok güzeldir. Ve sonra

çiy damlası kaymaya başlar ve Okyanusa düşer.

Orada, yaprağın üzerindeyken ”zaman ve yer” vardı,

bir tanımı, kendine özgü bir kişiliği vardı.

Şimdi okyanusa bir kez düştü mü onu hiçbir yerde bulamazsın, yok olduğu için değil, hayır.

O artık her yerdedir, onu bulamazsın çünkü koca bir okyanus onun yeri olmuştur.

O ayrı var olmaz!!

Bütünden ayrı olmadığın zaman kusursuz olan,

”öteden gelen bilgelik” ortaya çıkar.

Sonsuzluk zikri şunu söyler;

”Ötesine geçtiğin zaman gelen bilgeliğe saygılarımı sunuyorum”

Bu bilgelik sevgi dolu ve kutsaldır.

Kutsaldır çünkü bütünle bir olmuştur.

Sevgi doludur çünkü hayatında her türden çirkinliği yaratan ego artık yoktur!!

Osho

Çakra kitabı

Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0
Araç çubuğuna atla