Bu bir odaklanma Meselesi

Bir adam arkadaşıyla yürürken, her zaman gazetesini aldığı bayinin önünde durur.
Adama ‘günaydın’ der güler yüzle. Satıcı ekşi bir suratla ve kaba bir şekilde gazeteyi uzatır.Gazeteyi alan adam yine gülümseyerek teşekkür eder ve ayrılırken ‘iyi günler’ der.
Arkadaşı şahit olduğu bu andan dolayı şaşkın bir şekilde ‘bu satıcı hep böyle kaba mıdır? ‘ diye sorar.
‘Evet ne yazık ki öyle’ diye yanıtlar adam.
Arkadaşı ‘peki sen hep böyle nazik ve güler yüzlü müsün?’ diye sorar.
‘Evet ‘ cevabını verir adam.
‘Peki o sana böyle kaba davranıyorken sen neden ısrarla kibar davranıyorsun?’ diye merakla bir soru daha sorar arkadaşı.
Adam gülümseyerek ‘ onun tavrının benim tavrımı etkilemesine neden izin vereyim? Eğer aynı şekilde davranırsam benim tavrımı O belirlemiş olur. Bu benim değerlerimle uyumlu bir şey değil. Günümü ona öfkelenerek berbat etmeye hiç niyetim yok’ der.

….
Kendi davranışlarımızın sorumluluğunu almak da tam olarak böyle bir şey.

Nasıl hissetmek istiyorum?
Neyi seçeceğim?

Marshall Rosenberg şiddetsiz iletişim tekniğini anlatırken  şu cümleleri kurmuş :

Şiddetsiz iletişimin özü kullanılan sözcükler değil !
‘Nasılız ve ne istiyoruz’ u bilip bilmediğimizde.
Çünkü ancak nasıl olduğumuzun ve ne istediğimizin farkındaysak kelimeleri seçebiliriz.
Bu, bir odaklanma meselesi.