Cefayı düşünmeyen âşıkın hikayesi

İşittim ki, bir pir, sabaha kadar ibadetle meşgul

olduktan sonra, seher vakti elini kaldırıp Cenabı Haktan

hacet dilemiş.

Pirin kulağına: «Dilediğin olamaz. Bu kapıda senin

duan makbul değildir. Var, başının çaresine bak.

Fakat ruhunda izzeti nefis yok ise yalvar, dur» diye

hafiften bir ses gelmiş.

Pir, hatifin söziyle ibadetinden kalmamış; ikinci

geceyi de yine zikr-ü ibadet ile geçirmiş.Müritlerinden birisi pirin haline vâkıf olunca ona?

«Gördün ki dilediğin şey olmıyacaktır. Beyhude yere

dua edip durma!» demiş.

Pir hasretle gözlerinden yakut renkli yaşlar akıtarak:

«A çocuğum, eğer bu kapıdan daha iyi bir kapı

görseydim, buradan umudumu keserek o kapıya giderdim.

O benden dizgini çevirmekle zannetme ki ben

onun terkisinden çekilirim. Dilenci bir kapıdan mahrum

dönebilir; fakat başka bir kapı daha varsa meraklanma

öteki kapıya gider. Hâtiften işittim ki, bu

mahalleye yol yokmuş, yani bu maksadım hâsıl olmıyacakmış.

Fakat ne yapayım ki başka bir mülke yol

yoktur» diye cevap vermiş.

Pir bu sözü söyledikten sonra, bütün hulûs ve teslimiyetiyle

secdeye varmış. O sırada canının kulağına

hâtiften şu nida, gelmiş: «Bize lâyık hüneri yoksa da,

kabul ettik. Çünkü bizden başka sığınacak bir şey

tanımıyor.»——–

Sadi/ Bostan sf: 141

Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0
Araç çubuğuna atla