Mevlana

Dünyanın neresi iyi

Mevlana Şems’ten naklediyor:

“Büyük bir kafilenin yolu çöle düşmüştü. Su yoktu. Bunalmış bir halde yol alırlarken bir kuyuya rastladılar. Hemen kovayı sallandırdılar. Fakat az bir zaman sonra ip hafifledi. Çektiler gördüler ki ip kesilmiş. Kesik ipe başka bir ip eklediler, başka bir kap buldular, kuyuya saldılar. Bu ip de kesildi.

Nihayet kafiledeki akıllı birisi, ben ineyim de bir bakayım dedi, kim kesiyor bu ipi?

Kuyuya indiğinde bir de ne görsün?

İçerde zebella gibi bir zenci var, kılıcını çekmiş beklemede.

Kuyunun bir yanına da adam kelleleri yığılmış. Zenci inen adama sordu:,

– Dünyanın neresi iyi?

Akıllı adam, ‘aniden herhangi bir yere iyi dersem belki onca orası kötüdür’ diye düşündü ve şu cevabı verdi:

– İnsan nerede hoş yaşarsa orası iyidir; ister kuyu dibi olsun, ister fare deliği.

Zenci cevaptan hoşlandı, onlara su verdi, haramiliğe de tövbe etti.

Görülüyor ki Yüce Mevlana’ca kınanan dünya;

insanın sosyal bir huzura, gelecekten emin bir yaşayışa, bağlardan hür manevi bir zevke, hırstan kurtulmuş ebedi bir neşeye ulaşamadığı bir yerdir.

Dünya, insanın ruhi vasıflarını bozan, adamı adamlıktan çıkaran ve yalnız şahsi ve ferdi varlığını düşündüren hırs ve tamahın hüküm sürdüğü bir alemle etrafının çevrili olmasıdır.

İnsanın kendisini dünyaya bağlayan bağları çözmesi, altın ve gümüş tutsaklığından kurtulması gerektir.
Denizi testiye doldurmaya çalışsan da, testi ancak bir günlük su alabilir. Böyle olduğu halde harislerin ve açgözlülerin göz testileri, bir türlü dolmak bilmez.
Hırstan kurtuluşun tek yolu, bir aşka düşmektir. Bütün illetlerin devası aşktır.“
Hz. Mevlânâ / Fihi ma-fih

Araç çubuğuna atla