Gör zâhidi kim sâhib-i irşâd olayın der

1 Gör zâhidi kim sâhib-i irşâd olayın der

Dün mektebe vardı bugün üstâd olayın der

2Meyhânede ister yıkılup olmaya vîrân

Bîçâre harâbâtta âbâd olayın der

3Bir serv-kadün bende-i efgendesi olsun

Âlemde o kim gussadan âzâd olayın der

4‘Ömrin geçirüp kûh-ı belâda dil-i şeydâ

Berhem-zen-i hengâme-i Ferhâd olayın der

5Vasl istemeyüp hicr ile hoş geçdügi bu kim

Miskîn gam-ı cânâneye mu‘tâd olayın der

6Elden komasun gül gibi câm-ı meyi bir dem

Her kim ki bu gamhânede dilşâd olayın der

7Gezdi yürüdi bulmadı bir eğlenecek yer

Min-ba‘d yine ‘âzim-i Bağdâd olayın der

8Bağdâd sadefdür güher-i dürr-i Necef ’dür

Yanında anun dürr ü güher seng-i hazefdür

Bağdatlı Ruhi / Terkib-i Bendi- 4. Bend

Günümüz Türkçesi ile;

1Mürşit olmak isteyen şu zahide bak! Daha dün mektebe başladı, bugün üstat olmak ister.

2Meyhanede yıkılıp perişan olmasın ister. Zavallı harap olmadan abat olayım der.

3Dünyada gamdan kurtulmak isteyen, bir servi boylunun boynu bağlı kölesi olsun

4Deli gönül ömrünü bela dağında geçirip Ferhad’ın şöhretini alt üst edeyim der.

5Vuslat istemeyip ayrılıkla hoşça vakit geçirmesinin sebebi şu: Zavallı sevgilinin[ayrılık] derdine alışayım der.

6Bu gam yeri [olan dünyada] gönlüm hoş olsun diyen, gül gibi şarap kadehini bir an elinden bırakmasın.

7Gezdi dolaştı, eğlenecek bir yer bulamadı; “Bundan sonra yine Bağdat’a döneyim.” Der.

8Bağdat bir istiridye, mücevheri Necef’in İncisi [Hz. Ali’dir].Onun yanında inci ve mücevher taş ve toprak gibidir.

Burada  “zahid” kelimesinin anlam kaymasına uğradığını belirtmekte fayda var. Bu beyitteki zahid,  işin şekli tarafına takılıp kalmış, okuduklarının batınına/ özüne vakıf olamamış, manasını bihakkın kavrayamamış kişi olarak kabul edilmektedir. Böyle yaptığında Bağdatlı Ruhi kelimenin anlamını da değiştirmiş olmaktadır. Burada zahid yolun başındaki kişidir. Bu kişi “naili-i irşad” mürşit/üstad-Usta olayım der.  Fakat mürşit olmak için biraz beklemek, biraz demlenmek, deneyim kazanmak gerekir. Yani bilgiyi sadece teorik, kavramsal olarak değil onu içselleştirmek, kendi anlayışına katmak gerekir.  Anlayış geliştikten sonra söylenen sözler daha tesirlidir. Zahid bu vasıflara ulaşmadan yolun başında üstad olmayı hayal etmektedir. Ancak bu mümkün değildir.
Zannımca şiirde zahid, ayrıca  “ riyakar” anlamında da kullanılmaktadır. Bağdatlı Ruhi burada nail-i irşad(mürşid) olmak için ibadetlerini gösteriş için formel olarak yapan kişiyi de gönderme yapmaktadır.
Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0
Araç çubuğuna atla