Grup Kuralları Üstüne

Çalışmanın başında bir grubun üyelerinin kurallardan bazılarını beğenmedikleri çok sık görülen bir şeydir. Ve hatta, ‘Kurallar olmadan çalışamaz mıyız?’ diye sorarlar. Kurallar onlara özgürlüklerinin gereksiz yere kısıtlanması veya can sıkıcı bir formalite olarak görünür ve kuralların hatırlatılması da öğretmen tarafından gösterilen kötü niyet veya tatminsizlik olarak görünür. Gerçekte ise kurallar onların çalışmadan alacakları başlıca ve ilkyardımdır. Kuralların onlara eğlence veya tatmin sağlamak veya işleri onlar için kolaylaştırmak amacını gütmediği bellidir. Kurallar kesin bir amaç güderler: Bu amaç onların ‘sanki öyleymişler’gibi, yani sanki kendilerini hatırlıyorlarmış ve çalışmanın dışındaki kişilere, çalışmadaki kişilere ve öğretmene karşı nasıl davranmaları gerektiğini idrak etmişler gibi davranmalarını sağlamaktır. Eğer onlar kendilerini hatırlasalardı ve bunu idrak etselerdi, onlar için kurallara gerek kalmayacaktı. Ama onlar kendilerini hatırlayamaz ve çalışmanın başında, kuralların, hiç de kolay ve hoş ya da rahat olamamalarına karşın kaçınılmaz olduklarını anlayamazlar. Tam tersine, kuralların zor, nahoş ve rahatsızlık verici olması gerekir; yoksa amaçlarını yerine getiremezler. Kurallar uyuyan insanı uyandıran çalar saatlerdir.
G.Gurdjieff

It very often happens that at the beginning of the work the members of a group do not like some or other of the rules. And they even ask:
Can we not work without rules? Rules seem to them to be an unnecessary constraint on their freedom or a tiresome formality, and to be reminded about rules seems to them to be ill will or dissatisfaction on the part of the teacher.
In reality rules are the chief and the first help that they get from the work. It stands to reason that rules do not pursue the object of affording them amusement or satisfaction or of making things more easy for them. Rules pursue a definite aim: to make them behave as they would behave ‘if they were,’ that is, if they remembered
themselves and realized how they ought to behave with regard to people outside the work, to people in the work, and to the teacher. If they remembered themselves and realized this, rules would not be necessary for them. But they are not able to remember themselves and understand this at the beginning of work, so that rules are indispensable, although rules can never be either easy, pleasant, or comfortable. On the contrary, they ought to be difficult, unpleasant, and uncomfortable; otherwise they would not answer their purpose. Rules are the alarm clocks which wake the sleeping man.
G.Gurdjieff

Araç çubuğuna atla