İbnü’l-vakt

“Sûfî İbnü’l-vakt bâşed der misâl
Lîk sâfî fârigest ez vaktı hâl”
Hz.Mevlânâ
 
Sûfî İbnü’l-vakt’tir(vaktin oğludur)¸ ama sâfî (kâmil insan) vaktin ve hâlin üstündedir.
 
“O söyleyince¸ hâl¸ onun buyruğu altına girer. O isteyince¸ gölge varlık olan bedenleri can hâline getirir.
Hakk yolunda oturup kalmış¸ hâli beklemekte olan kişi¸ işin sonuna varmamıştır.
Hâle hakim olan kâmil insanın eli¸ hâl kimyasıdır. Elini oynatınca bakır¸ onun sarhoşu olur¸ yâni altına çevrilir.
Kâmil insan dilerse¸ ölüm bile tatlılaşır; diken ile neşter onun elinde nergis ve beyaz gül olur.
Hâle bağlı kalan insan ise¸ hâl gelince yücelir¸ yükselir; hâl gelmeyince eksilir¸ aşağılara düşer.
“Sûfi”¸ “hâle” kavuşup değeri arttığı için “vaktin oğlu” olmuştur. Yâni¸ geçmişi geleceği düşünmez¸ bulunduğu vaktin gereğini yapar. Fakat “sâfî” olan kişi¸ “vakf’ten de¸ “hâl”den de kurtulmuştur.
Gönlü tertemiz olan “sûfi” kişi¸ vaktin oğludur¸ ama babası imiş gibi vakti avucu içine almıştır. Onu sımsıkı tutmuştur.
“Sâfî” olan kâmil insan ise¸ tamamıyla Allâh’ın aşk denizine batmıştır. Aslında o¸ kimsenin oğlu (yâni kimseye bağlı) değildir. Vakitlerden de¸ hâllerden de kurtulmuştur.
O¸ doğurmayan bir nûra batmıştır. Doğmamak¸ doğurmamak ise Allah’ın vasfıdır.
Eğer diri isen¸ git de böyle bir aşkı ara! Yoksa sen¸ çeşitli (değişip duran) vakitlerin kulusun¸ kölesisin.
Sen kendi şeklinin¸ bedeninin çirkin ve güzel olmasına bakma da¸ kendinin aşkına ve isteğine bak!”
Mevlân⸠Mesnevî¸ III/115-116¸ b.1420-1437.
 
Araç çubuğuna atla