Mevlana

İdrak

ARİFLERİN MENKÎBELERİ ‘nden

Müderrislerin sultanı ve dostların ulularından olan, hikmet ve felsefenin her dalında parmakla gösterilen ve bu hususlarda üzerinde sözbirliği edilen Malatya’lı Mevlânâ Şemseddin rivayet etti ki:

Bir gün Mevlânâ hazretlerinin refakatinde zamanın Cüneyd’i ve devrin Marufu Çelebi Hüsameddin’in bahçesinde idik….. Mevlânâ hazretleri de ayaklarını ırmağın suyuna sokmuş ilâhî bilgiler saçıyordu. Söz sırasında, fakirlerin sultanı Mevlânâ Şemseddin-i Tebrizî’nin medhi ile meşgul oluyor ve sonsuz medihlerde bulunuyordu.

Kutupların makbulü ve arkadaşların ulularından olan Müderris oğlu (Veled -i Müderris)Bedreddin (Tanrı ona rahmet etsin) bunu işitince bir ah çekti ve: “Çok yazık, çok yazık” dedi. Mevlânâ: “Niçin yazık, neye yazık? Niçin hayıflanıyorsun? Hayıflanmanın sebebi nedir? Bizim aramızda hayıflanma ne demek oluyor?” diye buyurdu. Bedreddin utanıp baş koydu ve:

“Mevlânâ Şemseddin – i Tebrizî hazretlerini idrâk edemediğim ve onun nurla dolu olan huzurundan faydalanamadığım için hayıflanıyorum. Bu kulun bütün eseflenmesinin ah u vah etmesinin sebebi de bu idi” dedi.

Mevlânâ hazretleri bir an susup hiçbir şey söylemedi. Sonra

“Eğer Mevlânâ Şemseddin – i Tebrizî’ye (Tanrı onun zikrini yüceltsin) ulaşmadınsa, babamın kutsal ruhuna yemin ederim ki, saçının her bir telinde yüz bin Şems-i Tebrizî asılı bulunan ve onun sırrının sırrını idrâkte Şems-i Tebrizî’nin bile şaşakaldığı birine ulaştın” buyurdu.

Şiir:“Şah ve dilber olan Şems-i Tebrizî bütün şahlığı ile bizim canımızın muhafızı (candâr) idi”

Arkadaşlar birdenbire neşelendiler ve semâa başladılar. Mevlânâ Hazretleri de şu gazeli söylemeğe başladı:

Şiir: “Ağzımdan birdenbire gül ve gül bahçesinin adı çıktı. (Bunun işitince) o gül yanaklı sevgili gelip ağzıma vurarak, benim, gül bahçesinin canı benim, benim gibi bir Şah’ın yanında bulunduğun halde şunu bunu nasıl anıyorsun ? dedi”

Derler ki, Bedreddin bu olaydan dolayı kırk güne yakın bir süre, hastalanıp ayrı düştü; tövbe  istiğfarda bulunup sıhhat buldu. Tekrar şeyhin hususi inayetiyle müşerref oldu.

Ariflerin Menkîbeleri-Ahmed EFlâki Dede
21. Hikâye

Araç çubuğuna atla