Kadın

“Pertev-i Hakkest an mâşûk nî

Halikest an gûyâ mahlûk nî”

Kadın Hakk nurudur. Sevgili değil.

Sanki yaratıcıdır, yaratılmış değil.

Hz.Mevlânâ / Mesnevî, I, 2437

Yukarıdaki satırlarda görülebileceği gibi;

Yüzyıllar önceden  ve o günün koşullarında bunu dile getirebilen Hz. Mevlana’ya günümüzde bazı müfessirler  bu satırlarda Kadın için “sanki yaratıcıdır” şeklinde ifâde edilmiş olmasını onun anne olarak yeni bir varlığın dünyaya gelişinin en büyük sebeplerinden biri olması, onu içinde taşımasıdır diye, kadının annelik vasfına yorarak kafalarındaki -ikinci sınıf varlık olan- kadına Hz. Mevlânâ’nın ilminden, hikmetli sözlerinden delil çıkartmaya çalışırlar.

Nitekim Hz. Pir Mevlânâ, Mesnevî”de;

“Allah”ın haklarından sonra ana hakkı gelir. Çünkü kerem sahibi olan Allah, sen ana karnındayken ananı sana borçlu etmiştir” (Mesnevî, III, s. 45, Ş. Can )

diyerek anneyi de çok farklı bir yere koyarak anne olan kadınları ayrıca zikreder.

Ama farklı farklı sebeplerle de olsa her kadının anne olamadığını  göz önüne alırsak; gününün ilmine bi hakkın vakıf ve ayrıca Aşk deryasına gark olmuş Hz. Mevlânâ’nın bu hususu es geçebileceğini düşünmek gaflet olur.  Sadece buradan baktığımızda bile  Hz. Mevlânâ’nın bu iki beyitteki  çağlar aşan bilgeliğini ve muradını farkedebiliriz. Gönül gözüyle baktığımızda bu iki beyitteki ayırımı tam olarak anlayabilir kadının -anne olsun, olmasın -Mevlânâ hazretleri için ulvi varlık olduğunu çok net görebiliriz.

nazmi gür

Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0
Araç çubuğuna atla