Gurudwara

Kalbime Koy Başını Doktor, Nabzımı Bırak

Sanat; sanat içindir diyenler olduğu gibi, sanat toplum içindir diyenlerde vardır ve bu ikincisi bana daha çok uyar. Böyle olunca da pek çok esere içindeki edebi sanatları, benzetmeleri, teşbihleri, sembol diliyle okuyarak yaklaşmak gerekir diye düşünürüm kendimce.

Örneğin Değerli bestekarımız Muzaffer İlkar güftesi Şayeste Hanıma ait olan meşhur hüzzam şarkısını nasıl, hangi ilham ve ruh haliyle bestelemiştir bilmiyorum. Ama ben şarkıyı dinlerken bir başka açıdan dinlemeye başladığımı fark ettim…

Teşbihte hata olmaz derler, affınıza sığınarak soruyorum…
Eğer Şarkıda bahsi geçen Doktor’u;
Yurdumuzun nabzını tutan; 

etkili, yetkili, sorumluluk, güç ve dirayet sahibi, politikacı, işadamı, bürokrat, asker, basın mensubu, öğretim üyesi, din adamı, partici, sendikacı, cemiyetçi, kanaat önderleri ya da sivil toplum kuruluşları yöneticileri olarak algılasak;

ve de ‘kalbime koy başını doktor, nabzımı bırak’ diyen ‘ağlayan gönlüme bak’ diye serzenişte bulunan ;

Kadim Anadolu, Hepimizin Yurdu, Türkiye’miz ve/ve de onun insanı olsaydı içiniz daha çok acır mıydı?

Kalbime koy başını doktor, nabzımı bırak
Gülen gözüme değil, ağlayan gönlüme bak
Bir an yaşa ruhumda, gör çaresi ne uzak
Gülen gözüme değil, ağlayan gönlüme bak

 

Araç çubuğuna atla