Gurudwara

Kaybolan Tanrı

Hititler, Tanrılarını insan biçimli (antropomorfik), insani karakter, yönelim ve duygular barındıran insan dışı varlık olarak düşünmekteydiler. Bu yüzden karşılaştıkları sorunların sebebini öfkelenen bir tanrının ülkeyi/kenti/tapınağı terk etmesine bağlamaktaydılar.

Buna göre bir tanrı canı isterse çekip gidebiliyordu. Ancak tanrının gitmesiyle ona bağlı olan doğa olayları da etkileniyordu.

Tanrıda oluşan öfke ve kinin nedenini ise büyüsel kirlenmeye bağlamışlardır. Tanrının bu kirlilikten arındırılmaması halinde hastalık, salgın, kıtlık, kuraklık, ev içinde kan, lanet, gözyaşı gibi istenmeyen pek çok durumun ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır.

Hatti kökenli “Kaybolan Tanrı Telipinu” mitosu, bu durumu özetleyen bir örnektir. [1]

Mitos, ortalardan kaybolan, kaybolurken de bolluğu, bereketi, ülkede iyi olan her şeyi beraberinde götüren tanrının bulunup geri getirilmesi üzerine kurulmuştur.

Onun gidişi ile ülkenin içine düştüğü durum çeşitli benzetmelerle anlatılmaya çalışılmıştır:

“Tanrı Telipinu öfke nöbetine tutulmuştur… O, (aceleyle) sağ ayakkabısını sol ayağına ve sol ayakkabısını sağ ayağına giydi. (ve ülkesini terk etti, onun gidişiyle) pencereleri sis tuttu (doldurdu), evi duman tuttu (doldurdu), ocaktaki odunlar boğuldu, altardaki tanrılar boğuldu, ağıldaki koyunlar boğuldu, ahırdaki sığırlar boğuldu, koyun kuzusunu reddetti, inek buzağısını reddetti, Telipinu çekip gitti, tohumların ve hayvanların doğurganlığını, verimliliğini, gelişmesini, bereketliliğini ve bolluğunu (da) bozkıra ve çayıra götürdü.” Tanrının uzaklara gitme nedeninin papratar (kirlilik) olduğu, çeşitli ritüel metinlerde açık bir şekilde ifade edilmektedir.

Kirlilik, “büyü, lanet, beddua, kötü dil, cinayet, ölülere dokunma, kirletilmiş gıdalardan yeme, yalandan yemin etme, tanrıları kızdırma vb.” gibi eylemlerle ortaya çıkmakta; “tanrıların ülkeyi/kenti/tapınağı terk etmesi, çeşitli hastalıklar, salgın, hasadın verimsizliği, ordunun başarısızlığı, aile içinde geçimsizlik vb.” gibi çeşitli istenmeyen durumlara yol açmakta; “arınma ritüelleri” ile bertaraf edilebilmektedir. “Tanrıyı geri döndürme ritüelleri” aynı zamanda, kaybolan tanrıyı öfke ve kinden kurtarmak için yapılan bir “arınma/arındırma ritüeli”dir. Tanrıda oluşan “hiddet, öfke, kin ve diğer olumsuz duygular” büyüsel bir kirlenme olarak kabul edilmekte ve onun bu kirlilikten arındırılması için çeşitli büyü yöntemleri uygulanmaktadır.

Birçok versiyona sahip olan ve tanrının geri döndürülmesi için yapılan ritüel uygulamalarını içeren “Kaybolan Tanrı Telepinu Mitosu”ndan [2] farklı olarak; Hitit çiviyazılı arşivlerinde, tanrıları çağırmak amaçlı olarak hazırlanmış ve – “yollara çekmek/çağırmak” ifadesi ile formüle edilmiş birçok ritüel metin bulunmuştur. Özellikle kader tanrıları ve ana tanrıçalar (MAH ve Gulšeš tanrıları ile “Zukki ve Anzili”nin) ile sedir tanrılarının (DINGIRMEŠ LÚMEŠ GIŠERIN-aš) çağırılmaları için yapılan iki büyük ritüel [3-4], çağırma ritüellerinin uygulanışı hakkında ayrıntılı bilgiler içermektedir.

Efsaneye göre Tarım ve Bereket tanrısı Telepinu’nun gitmesiyle beraber ülkede her şey değişir. Sıkıntılar başlar:

Daha önceki kayboluşlarındaki gibi toprağın bereketi kaçar, ekinler kavrulmaya başlar. Ne hayvanlar ne insanlar gebe kalabilmektedir. Tüm canlıların yanında tanrılar da aç kalır. Telepinu’nu babası baş tanrı Teşup bütün diğer tanrıları yardıma çağırır. Ancak bu kez hiçbirinin çabası yeterli olmaz. Telepinu geri dönmemeye kararlıdır.

Tanrının gidişi o kadar etkili olmuştu ki diğer tanrılar da bundan etkilenmişti, hatta bütün tanrıların katıldıkları bir ziyafette yiyip içmelerine rağmen açlık ve susuzlukları geçmemişti. (Bu pasajın açıklaması şu şekilde olabilir, burada tanrıların yemesi ve içmesi kendilerine sunulan sunular olabilir, ancak bu sunuların fayda etmedikleri görülmektedir) belki de halkın sunabileceği çok az şey kaldığındandır kim bilir?…

En sonunda Fırtına tanrısının aklına oğlu Telipinu gelir ve iyi olan her şeyi alıp götürdüğünü söyler ve yüksek dağlarda Telipinu’yu araması için kartalı gönderir. Ancak kartal Telipinu’yu bulamaz. O zaman bütün tanrıların annesi tanrıça Hannahanna Fırtına Tanrısı’na bizzat aramasını söyler. Ancak fırtına tanrısı da başarılı olamaz. Hannahanna en sonunda bir arı gönderir. Arı sonunda tanrıyı bulur ve onu sokarak uyandırır (bu bölüm değişik versiyonlarda farklıdır). Telipinu daha da öfkelenir. En sonunda bir ayin yaparak öfkesini dindirmeye karar verilir. Bu işi büyü tanrıçası Kamrušepa yapar:

“Ey tanrılar gidin! Şimdi tanrı Hapantali için Güneş Tanrısı’nın koyunlarını güdün. Telipinu’nun Karaš-hububatlarını iyileştirebilmem için on iki koç seçin. Bin küçük deliği olan bir sepeti kendim için aldım. Ve onun üstüne ben karaš-hububatı ve Kamrušepa’nın koçlarını döktüm. Ve ben Telipinu’nun üzerinde, şurasında burasında ateş yaktım. Ve onun kötülüğünü Telipinu’nun vücudundan aldım. Onun günahını aldım. Onun kızgınlığını aldım. Onun hiddetini aldım. Onun dargınlığını aldım. Onun küskünlüğünü aldım. […] Telipinu hiddeti bırak. Öfkeyi bırak. Küskünlüğü bırak. Ve kanaldaki su nasıl geriye akmazsa, Telipinu’nun hiddeti, öfkesi ve küskünlüğü aynı şekilde geri gelmesin. […] Telipinu’nun hiddeti, öfkesi, günahı ve küskülüğü gitsin. Ev onu bıraksın. İçindeki… ondan kurtulsun. Pencere ondan kurtulsun. Menteşe [ondan kurtul]sun. İç avlu ondan kurtulsun. Şehir kapısı ondan kurtulsun. Kapı ondan kurtulsun. Kral yolu ondan kurtulsun. Meyve bahçesine, tarlaya ya da ormana o girmesin. (Karanlık) toprağın Güneş tanrısının yoluna o gitsin. Kapıcı yedi kapıyı açtı. Yedi (kapı) sürgüsünü çekti. Karanlık toprağın altında bronzdan palhi kapları durur. Kapakları kurşundandır. Tutamakları ise demirdendir. İçlerine giren bir şey, bir daha geri çıkamaz. İçlerinde mahvolur. Bundan dolayı onlar Telipinu’nun hiddeti, öfkesi, günahı ve küskünlüğünü yakalasın ve onlar (buraya) geri dönmesin.”

Sonuçta bu büyü etkili olur. (Başka versiyonda bu büyüyü bir insan yapmıştır.) Telipinu’nun öfkesi diner ve evine döner. Böylece ortaklık yatışır ve eski haline döner.

Efsanenin bir başka versiyonuna göre; Hitit tarım ve bereket tanrısı Telepinu bir sabah kalktığında orağını bulamaz, çok öfkelenir ve çekip gider. Toprağın bereketi kaçar, ekinler kavrulmaya başlar.

Tüm canlılarla birlikte tanrılar da aç kalır.

Telepinu’nu babası baş tanrı Teşup bütün tanrıları yardıma çağırır. Tüm çabalara rağmen Telepinu orağı olmadan geri dönmemeye kararlıdır. Uzun süren bu kaçış ve ardından gelen kıtlık yüzünden insanlar çaresiz kalmışlardır. Herkes gibi Hititli Metal Ustası Şittili de açlıktan ölmek üzere olan ailesi ve hayvanları için çare aramaktan bitap düşmüştür.

Göklere yalvarıp gözyaşı dökerken Telepinu’nun annesi Güneş tanrıçası Arinniti ona oğlunun orağını kaybettiği için öfkelenip gittiğini anlatır.

Şittili bütün köyü dolaşıp altın toplamaya çalışır. Köylüler ellerinde kalan son parça altınları vermek istemezler. Şittili onları öldükten sonra altının bir işlerine yaramayacağını, altını verirlerse öfkeli tanrıyı geri getirebileceğine ikna eder… Topladığı altınlardan yaptığı orağı Arinniti’ye verir. Arinniti oğlunu bulur ve Telepinu’ya parlak orağı verir. Telepinu annesi kadar parlak olan bu yeni orağa kavuşunca tüm bereketiyle ülkeye geri gelir.

Anne tanrıça Arinniti mutlulukla Şittili’den bir dilek dilemesini ister.

Şittili de “Bu hayat nedir?” diye sorar…

“Var mı bir amacı, niye yaşıyoruz.”

Arinniti bunun üzerine heybesinden dev bir soğan çıkartıp, cevabın içinde olduğunu söyleyerek Şittili’ye verir. Şittili heyecanla soğanı soymaya başlar. Ancak soyduğu her katın ardından yine aynısı çıkmaktadır. Soğanı soyduktan sonra, elinde bir şey kalmadığını görür. Hayal kırıklığına uğramıştır, ağlamaya başlar ve tanrının hediyesini lanetler.

“Kim soyarsa bunu bundan sonra benim gibi ağlasın”

Arinniti yeniden belirip niye ağladığını sorunca, Onu sözünde durmamakla suçlar. Tanrıça cevap verir:

“Sana hayatın anlamını verdim istediğince,
Soğan soyup kurcalaman için değil yemen içindi.
Kıymetini anlayacaktın tadını öğrendiğinde
Didikleyeceğine yaşarsan tatlanacak ömrün gibi.”

[1] Reyhan, E. (2012), “Eskiçağ Anadolu Mitoslarından Bir Örnek: Hititlerde Kayıp Tanrı Telipinu Mitosu”, Ömer Çapar’a Armağan, Ankara, s.245-259.
[2] Karauğuz, G. (2015), Hitit Mitolojisi, Konya.
[3] Haas, V.-Wäfler, M. (1974), “Yazılıkaya und der Grosse Tempel”, Oriens Antiquus 12, Berlin, s.211-226.
[4] Haas, V.–Wilhelm, G. (1974), Hurritische und Luwische Riten aus Kizzuwatna, Hurritologische Studien I, Alter Orient und Altes Testament Sonderreihe (AOATS) III, Neukirchen-Vluyn.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

– Akurgal, Ekrem,(2015) Hatti ve Hitit Uygarlıkları, Phoenix, Ankara.
– Alp, Sedat, (2005)Hitit Çağında Anadolu, TÜBİTAK, Ankara.
– Arslan, Metin (Hz.),(2009) Hititolojiye Giriş, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü, İstanbul .
– Demirel, Serkan,(2015) “Hititçe Çiviyazılı Metinlerde Geçen Kumarbi Efsanesi Ve Ullikummi Şarkısı’na İlişkin Bir Tartışma Notu”, Tarih İncelemeleri Dergisi, XXX/2, s. 443-449.
– Elmalı, Ali Osman,(1991) “Hititlerde Mitoloji”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yükseklisans Tezi, Konya.
– Reyhan, E. (2016) “Rituals for Evoking Gods” of Kizzuwatna Origin in the Archives of Hittite
– Karauğuz, Güngör, (2015) Âdemin Çocukları, Çizgi Kitabevi, Konya 2015.
– Ünsal, Veli, Eski Anadolu’da Teokratik Devlet Düzeni [Hitit ve Urartu], Berikan Yayınevi, Ankara 2013.
– Yıldırım, Ercüment, (2016)“Hitit Kaynaklarına Göre Mezopotamya İnanç Sisteminin Hurri Mitoloji Anlayışına Etkisi”, Tarih Araştırmaları Dergisi, Ankara, C. XXXV, S. 59, s. 1-20.

Araç çubuğuna atla