Kendini Bilmek

“Sultanın biri, zamanı geldiğinde kendi yerine geçecek şehzadesini, biricik oğlunu sırlı ilimlerle ilgilenen bir topluluğa verir. Niyeti oğlunun astroloji, fal gibi bilgileri öğrenip, gaipten haber verme, geleceği tahmin etme gibi bilgilerle yetişmesini sağlamaktır.  Böylelikle oğlu ileride tahta çıktığında, çok daha basiretli bir hükümdar olabilecektir. Hizmetlilerinin ve yardımcılarının kapı arkalarındaki yorumlarına bakılırsa  oldukça  aptal yaradılışlı olan şehzade, becerikli hocaları tarafından çok iyi yetiştirilip ve gerekli bilgileri fazlasıyla öğrenerek saraya döner… O sahada tamamen yetişmiş olarak babasının yanına dönen şehzade birkaç gün dinlendikten sonra babasının huzuruna çağrılır. Hasret giderildikten sonra Sultan oğlunun eğitiminden emin olmak arzusu ile oğlunu sınamak ister ve avucunun içine bir yüzük saklayarak sorar:

-Söyle bakalım, avucumda ne vardır?

Şehzade düşünür ve öğrendiklerinin yardımıyla babasının sorusunu cevaplar:

-Avucundaki yuvarlak, ortası delik, sarı bir şeydir! der. Sultan sevinir.

-Özelliklerini doğru bildin, şimdi de ne olduğunu söyle, deyince çocuk:

-Avucundaki kalbur olması lazımdır! der.

Sultan çok üzülür ve şöyle söylemekten kendini alamaz:

-Aklı hayretler içinde bırakan bu kadar özelliği, bilgin ve tahsilin sayesinde söyledin, fakat kalburun avuca sığamayacağını nasıl akıl edemedin a evladım?
Bu hikayeyi aktaran Hz.Pir Mevlânâ   hikayeye şöyle devam eder: ”Bunun gibi zamanımızdaki bilginler de kılı kırk yarıyorlar. Kendileriyle ilgili olmayan şeyleri pekiyi biliyorlar. Fakat önemli olanı ve kendilerine her şeyden yakın bulunanı, yani kendi kendilerini bilmiyorlar.”

Araç çubuğuna atla