Muhyiddîn-i Arabî de; Öğretmen ve Öğrenci

Muhyiddîn-i Arabî hazretleri kendinden nasîhat isteyen bir kimseye buyurdu ki:

“Ey nefsinin kurtuluşunu isteyen kimse!
Her şeyden önce sana lâzım olan, sana kendi ayıb ve kusurlarını gösterecek, seni nefsine itaatten kurtaracak bir üstâd, hoca lâzımdır.
Şâyet böyle bir zâtı aramak için uzak memleketlere gideceksen, sana bâzı nasîhatlerde bulunayım.
O zatı bulduğun zaman, huzurunda, yıkayıcının elindeki meyyit, ölü gibi ol.
Çünkü meyyit, yıkayıcının iradesine göre hareket eder. Yıkayıcı onu istediği tarafa çevirir. Meyyit, yıkayıcıya asla itiraz etmez. Sakın hatırına o zata karşı itiraz gelmesin.
Hâlini ondan gizleme ve onun yerine oturma. Elbisesini giyme.
Onun huzurunda, kölenin, efendisinin huzurunda oturuşu gibi otur.
Sana emrettiği şeyi yap. Sana emrettiği şeyi iyice anla ve iyi öğrenmeden o işin peşinde koşma.
Ona bir rüyânı veya başka bir hâlini arz ettiğin zaman, ona cevâbını sorma, ona düşman olandan Allah için uzak dur. O düşman ile beraber olma. Arkadaşlık etme.
Hocanı seveni sev ve ona yardımcı ol.
O zata, hiçbir işinde itiraz etme. Bunu niçin böyle yaptın? deme.
Sana ne iş vermişse yap.
Oturduğunda onun senin oturuşundan haberdar olduğunu unutma. Edebi asla terk etme.
Yolda giderken onun önünde yürüme.
Devamlı ona bakma. Çünkü böyle yapmak, hayâyı azaltır, ona karşı hürmeti kalpten çıkarır.
Ona olan sevgini, onun emirlerine uyup, yasak ettiklerinden sakınmak sûretiyle göster.
O zata yemek ve yiyecek takdim ettiğin zaman, diğer lâzım olan şeyler ile beraber önüne bırak, kapının yanında edeble dur. Eğer sana seslenirse cevap ver. Yoksa yemeğini yiyinceye kadar bekle. yemeğini yiyip sana sofrayı kaldırmanı söylediği zaman hemen kaldır. Sofrada bir şeyler kalıp, senin yemeni emrettiği zaman, itiraz etmeden ye. Başkasına verme.
O zatin denemesinden çok sakın ve kork. Çünkü bazen onlar, talebelerini denerler.
Onunla beraber olduğunda pek dikkatli ol. Eğer senden o zata karşı edebe uymayan bir husus meydana gelip, onun bundan haberi olduğu hâlde, sana müsamaha gösterdiğini, seni cezâlandırmadığını görürsen, bil ki o seni denemektedir.
O zat, bulunduğu yerden çıkıp gitmek istediği zaman, gittiği yeri sorma.
Ona, işleri hususunda sana görüşünü sormadan, görüş beyan etme. Şayet seninle istişare ederse, ona uygun şekilde sana göre de muvafık olduğunu söyle. Haddizâtında onun seninle meşveret etmesi, senin görüşüne muhtaç olduğundan değil, sana olan sevgisindendir.
Böyle bir zatı aradığın müddet içerisinde, şunlara dikkat et:
İlk yapacağın şey; tövbe etmek, üzdüğün kimseleri razı etmek, üzerinde Hakkı bulunanlara haklarını geri vermek, günah ve isyan içerisinde geçen ömrün için ağlamak, ilim ile meşgul olmaktır.”
Araç çubuğuna atla