Niyet…

Bizim çocukluğumuzda oduncular  ormana giderken baltalarını bir beze sarıp hasırdan örülmüş zembillerinde taşırlardı. Ormana vardıklarında kesim vaktinin geldiğini düşündükleri ağacı önce elleriyle bir sever, sıvazlar, sonra bir başkasına geçer, sonra bir başkasına geçerlerdi. Sonra birden bir ağaçta karar kılarlardı. Çocuk aklımızla  işe yarayıp yaramayacağına, odunluk mu, kerestelik mi olduğuna, iyi kereste olup olmayacaklarına, baktıkları sanırdık.  Fakat sonrasında öğrendik ki bu bir iletişim şekli imiş. Oduncu bunu yaparak ağaca ihtiyacını bildirir ağaçtan izin alırmış. Hangi ağaç ona rıza verirse oduncu zembilinden baltasını çıkartır, ağacı hızla kesip,  nasip bu kadar der baltasını tekrardan beze sarıp zembiline yerleştirir, devirdiği  ağacı  öküz arabasına bağlar yontmak ya da parçalamak için köye dönermiş.

…..

Etrafına bakacak olursan şaşıracaksın; insan yeryüzünde en derin uykudaki hayvandır…
Eğer bir ormancı ağaç kesme maksadıyla, elinde baltasıyla gelecek olursa; onun geldiğini gören tüm ağaçlar korkudan titrer. Artık buna ilişkin bilimsel kanıtlar var, şiirsel birşeyden bahsetmiyorum bilimden söz ediyorum bunu söylerken. Artık ağacın mutlu mu mutsuz mu, korkmuş mu korkmamış mı, üzgün mü sevinç içinde mi olduğunu ölçecek aygıtlar var. Ormancı geldiğinde onu gören tüm ağaçlar korkudan titremeye başlar. Ölümün yakınlarında olduğunun farkına varırlar. Ve henüz ormancı hiçbir ağacı kesmedi bile, sadece geliyor.

Ve çok daha garip başka birşey var, eğer bir ormancı bir ağaç kesme maksadı olmadan sadece oradan geçiyorsa hiçbir ağaç korkmaz. Aynı ormancı aynı baltayı taşıyor. Görünen o ki adamın ağaç kesme niyeti ağaçları etkilemektedir. Bunun anlamı adamın niyetinin anlaşıldığıdır, titreşimlerin ağaçlar tarafından çözülebildiği anlamına geliyor bu..

Osho

Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0
Araç çubuğuna atla