Tasavvuf

Nükte

“eger an turk-i şîrâzî bedest âred dîl-î mârâ
be hal-i hinduyeş bahşem semerkand u buhârârâ”

Hafız-ı Şirazî

“o şirazlı güzel, bize iltifat eder, gönlümüzü alır, aşkımızı kabul eylerse yanağındaki kara bene Semerkand’i de bağışlarız, Buhara’yı da”

Bu beyit bir başka tarihi olayla ilgili olarakta bir rivayete konu olduğundan iyi bilinir…

Rivayet edildiğine göre, Tîmûr Han 1387’de Şiraz’ı fethettiğinde şehir halkını vergiye bağlamıştır. Hafız-ı Şirazî’ye de bir miktar vergi düşer. Hafız, vergiyi verecek durumda olmadığı için Timûr Han’a giderek iflas ettiğini ve fakir olduğunu söyler.

Timûr Han ona söylediği bu beytini hatırlatarak;
“semerkand’le buhara iki mamur ve büyük islam şehri.

Maşûkunun  yüzündeki bene Semerkant ve Buhara’yı bağışlayan insan müflis olamaz!” deyince;
Hafız-ı Şirazî;
“İşte bu yüzden iflas ettik ya!” diye cevap verir;

Denildiğine göre, Timûr Han bu zarîf ve nükteli cevabı çok beğenmiş, fakir olması sebebiyle Hafız-ı Şirazî’yi vergiden muaf tutmuştur..

Araç çubuğuna atla