Öğretmenlik ve Öğretmek Üzerine 2

Yoga konferanslardan öğrenilemez. Yoga ilkelerle öğretilir ve öğretim sırasında pratik bilgiler işin içine girer. Öğretmenin iyi olup olmadığını anlamak öğrenciler için çok kolaydır. Öğretmenleri suçlamam ama standartlarını yargılamadan onlara giden insanları suçlarım. Öğrenciler yargılamaya başladığında, öğretmenler de izlendiklerini bileceklerdir. Bu sayede bilgilerinin ne denli az olduğunu anlayarak daha çok uygulama yapacaklar ve belki de çok daha iyi öğretmenler olacaklardır. Bu konuda kararı öğrencilere bırakıyorum. Öğretmenlik sertifikalarının değerleri çok azdır. Asıl değerli şey öğretmenin öğretime olan yaklaşımıdır.

Dünya saftır, “atman” saftır, ne yazık ki dünyada yaşayanlar çok bozuk. Yoga batıda popüler olunca, bir çok kişi Iyengar methodu ile öğrettiğini iddia ederek Yoga öğretmeye başladı. Bazıları benim ismimi kullanarak hiç bir zaman öğretmediğim şeyleri öğretmeye başladılar ki hala da ismimi kullanıyorlar. Yoga Ingiltere’ de Eğitim Otoritelerinin himayesi altında resmi olarak öğretilmeye başladığında, öğretmen olarak kabul edilebilmek için doğru olmadığı halde benim öğrencilerim olduklarını iddia eden bir sürü kişi başvuruda bulundu. Otoriteler bu tür kişilerin öğretim methodlarının benimkinden farklı olduğunu keşfettiler ve kendileri için çalışacak öğretmenlerin gerçekten de tarafımdan ya da benim yetiştirmiş olduğum kıdemli öğrencilerim tarafından yetiştirilmiş olduklarının garantisini istediler. İste bu nedenle uniform bir sistem olabilsin ve farklı methodların birbirine karıştırılması sonucu kafalar karışmasın diye öğretmenlik sertifikaları çıkardım. Bu sertifikalar sayesinde artık kimin gerçekten öğrencim olduğunu ve direkt olarak benden eğitim alıp almadığını görebilirsiniz. Bunun ötesinde sertifikanın özel bir anlamı yok. Öğretmenler seçtikleri bir alanda eğitimlerine devam etmek isterlerse, bunu seçtikleri konuda daha ileri sertifikalar alarak yapabilirler tüm eğitimlerde olduğu gibi. Ama eğer temel (ilk) eğitim sizi mutlu ediyor ise, hoşnut olarak kalın. Eğer seconder eğitimle devam etmek istiyorsanız onunla da hoşnut olun. Eğer doktora seviyesi hatta daha ilerisini düşünüyor iseniz bu da size kalmış ama bilin ki önemli olan sertifika değil. Önemli olan gerçekten samimi olmanız, mütevazi olmanız, ve şefkatli olup olmadığınızdır.

Hem şefkatli hem de acımasız olabilmelisiniz. İkisi bir arada olmalı, ama öğrencilere problemlerinde yardımcı olabilmek için nerede şefkatli nerede acımasız olmanız gerektiğini bilmelisiniz. Öğretmen iseniz bilginizin sınırlarının ötesine geçmeyin. Öğrencileriniz gereğinden çok daha fazla esniyorlar ise ve siz bilmiyorsanız onlara öğretenin siz olduğunu ve sizi takip etmelerini söyleyin. Bu şekilde öğrencilerinize emin olduğunuz bir hızda rehberlik yapabilirsiniz. Güveniniz artar.

Yoga yatıştırıcı bir şeydir. Kendim uygularken yatıştırıcı olduğunu bildiğim bir duruş, size son derece dayanılmaz bir acı verebilir. Mesela ben “natarajasana” da esnerken bile rahatlamayı becerebilirim ama öğrencilerim yapamaz. Onlar bitkin düşerler. Enerjilerinin akmasına izin vermezler. Duruşun içine girebilmek için enerjilerini bloke ederler ve buna aşırı esneme derler. Ama ben buna yetersiz esneme derim. Sizler hepiniz beyinlerinizi gereğinden fazla esnetiyorsunuz bedenlerinizi de yetersiz. O an hissettiğiniz gerginlik ve bitkinlik aslında beyinlerinizde. İnsanlar yorgunluğu önce beyinlerinde yaşarlar. Bedenin yorulması çok daha uzun zaman alır. Bitkinliğinizin türünü bilmelisiniz. Öğrenciler duruşları yapmak için çok çalışır ve ümitsizce çaba sarf ederler ki bu onları sertleştirir ve gergin yapar. Onlar asanaları bölünmüş olarak uygularlar. Bir duruşta her yerlerini eşit miktarda esnetmeyi bilmezler. Bir yerinizi gereğinden fazla esnettiğinizde bu aslında orayı susuz bırakıyorsunuz demektir (dehydration). Yeni bir öğretmen olabilirsiniz ve ilerlemiş öğrencileriniz olabilir bu sorun değildir. Ama gereğinden fazla esnemeyi nasıl ölçeceksiniz? Aşırı esneme dayanılmaz acı verir. Aşırı esnetilen kısımda bitkinlik hemen baş gösterir daha sonra çıka gelmez. Eğer aşırı esnediğinizi düşündüğünüzde acı yoksa, bu sadece zihinsel bir bloktur. Kendi kendinize “Aşırı esniyorum, gereğinden fazla esnememeliyim” diye düşünürsünüz ve işte bu düşünce asana prezantasyonunuzdaki ilerlemenizi engeller. Bedenim yorulduğunda, bedenim yorgun derim; hiçbir zaman ben yorgunum demem. Eğer beynim yorgun ise “halasana” uygulaması yaparım enerjimi geri kazanırım, eğer bedenim yorgun ise o zaman “yarım halasana” yapar hücrelerimi canlandırırım. Siz belki de yorgun iken ayakta uygulanan duruşları yapıyorsunuz. Zaten yorgunsunuz ve ayaktaki duruşlarda aşırı esnediğinizden doğal olarak daha da yorgun düşüyorsunuz.

Ayırt etme gücünüzü kullanın- ne yapmalı, ne kadar yapmalı, ve ne zaman yapmalı? Şimdi bir soru soracağım. Bir öğretmen dersi ne zaman bitirmeli? Eğer öğretmen iseniz öğrencilerinize ne zaman “Bugünlük yeter” demelisiniz? Herkes nasıl başlanacağını bilir ama kimse nerede bitirmesi gerektiğini bilmez. Nerede bitireceğinizi bilmek çok önemlidir. Eğer öğrencilerim onlardan istediklerimi yapamıyorlar ise “Durun!” derim. Böylece dersi bitiririm. Birisinin müthiş enerjik olduğunu düşünebilirsiniz ama nerede daha ileri gidemeyeceğini de bilmelisiniz. Sınıfa geldiklerinde rengini görmek için öğrencilerinizin ciltlerine bakıyor musunuz? Ya dersten çıkarken? Veya ders sırasında ? İzliyor musunuz ne tür değişiklikler oluyor? Bir öğretmen olarak bunları gözlemliyor musunuz? Kişinin cildine bakarak bu kişi ya da diğer bir kişi için bugünlük yeter diyebilirim.

Nerede durmak gerektiğini bilmek öğretmenlik sanatıdır. Öğrencinin nerede durması gerektiğini bilen bir öğretmene olgun öğretmen derim. Ne verdiğiniz söz konusu değildir. Belki de kendi topluluğunuzu yaratmak için çok fazla veriyorsunuz ya da durmaktan korktuğunuz için. Ve yenilik yapmadan mükemmel bir öğretmen olamazsınız. Bazı bedenlerin boyunları uzundur. Bazılarının kısadır. Bazılarının göğüs kafesi üst tarafta dardır aşağıya doğru genişler. Diğerlerinin üstü geniş altı dar olabilir. Omurga çok güçlü olabilir, ya da çok zayıf. Ve öyle insanlar gördüm ki müthiş zekiler ama bedenleri ile temasları yok. İnsanlarla kontak kurarak ve onların duygusal rahatsızlıklarını tanıyarak, duygusal dengeyi geliştirecek duruşları öğrendim. Hangi egzersizlerin, hangi duruşların karaciğer, dalak, böbrekler veya kalp üzerinde etkili olabildiğini öğrendim. Karaciğerimi nasıl esnetebileceğimi kendi üzerimde keşfettim, ya da onu nasıl büzeceğimi, karaciğerime nasıl lateral bir hareket yaptırabileceğimi ya da mideme ya da bağırsaklarıma. Ben bu yolla öğrendim ve bu yolla öğrenmeye devam ediyorum. Bu yüzden öğretirken yaratıcı olmak zorundayım.

İki tür öğretme biçimi vardır. Birincisi zekanıza göre açıklamak, diğeri öğrencilerinizin zayıflıklarını anlayarak anlayabilmeleri için nasıl açıklamanız gerektiğini bilmek. Bu ikincisi yaratıcılık gerektiriyor. Ben iki türde de kendimi geliştirdim. Beynimden verebilirim, ve aynı zamanda beyinlerde ve bedenlerdeki zayıflıkları anlayarak, anlamalarını sağlayacak ve daha iyi yapmalarına yardımcı olacak yeni stiller sunarım.

Benim öğretmenliğimin sırrı budur. Gençken- toplum bana hiç de saygı duymazken- kötümserdim. İnsanlar bana deli derdi. Ama şimdi elli yıldan fazladır süren denemeler ve yanılmalardan sonra artık ne yaptığım ve ne öğrettiğim konusunda açık ve netim. İnsan hataları her zaman olacaktır. Tekamül seviyesinde ileri olanlar için bile. Dünyada bir çok spiritüel kişiye öğrettim: bilim adamlarına, sanatçılara, filozoflara, azizlere, alimlere. Onlardan öğrenmediğimi mi düşünüyorsunuz? Ben hala öğreniyorum. Bir öğretmenin hatırlaması gereken ilk şey karşısında duran öğrencilerin kendisi kadar önemli olduklarıdır. Benim eğitim verdiğim öğrenciler benim çocuklarım oldular. Şimdi problemim çocuklarımın torunlarıma nasıl bakacakları. BİTTİ

B.K.S. Iyengar /Tree of Yoga / Çeviri: Ebru Burkut

Not: Çeviri için, Ebru Burkut’a Teşekkür ederiz.

 

Araç çubuğuna atla