Ölüm bir yanılsamadır

Başkalarını ölürken gördünüz; peki ya kendinizi? Peki birinin ölümünü gördüğünüzde onu gerçekten ölürken görüyor musunuz? Tüm görebildiğiniz ve tıp biliminizin tüm görebildiği, ölen kimsenin soluk almadığı, nabzının kaybolduğu ve kalbinin atmadığıdır.

Birkaç gün önce Keşmir’in Pakistan işgali altındaki bölgesinde yaşayan bir adam, üçüncü kez ailesini ve arkadaşlarını yanılttı. Yüzotuzbeş yaşında, üçüncü kez öldü. İnsanlar bu duruma oldukça şüpheyle yaklaştılar, çünkü aynı oyunu daha önce de iki kere oynamış, iki kere daha ölmüştü. Doktorlar tarafından öldüğü tespit edilip, rapor yazıldıktan sonra bir anda uyanıp, gözlerini açıp, kahkahalar atmaya başlamıştı. Bu yüzden bu kez öldüğünde, herkes çok dikkatli davrandı. Doktorlar büyük bir dikkatle ölüme ait tüm verileri topladılar; hepsi de hiçbir soru işaretine yer bırakmayacak denli kesindi.

Doktorlar şöyle dedi: “Sizi daha önce yanıltmış olabilir, fakat bu kez gerçekten ölmüş. Tıp bilimine göre, bu adam ölü bir insanda görülebilecek her türlü belirtiyi taşıyor.” Ve tam üç doktor ölüm raporunu imzaladıkları anda adam gözlerini açıp gülmeye başladı ve, “Dinleyin, bir sonraki ölümümde gerçekten öleceğim. Yalnızca bir kez daha denemek istedim.”dedi.

Keşmir’in Pakistan’ın işgal ettiği bölgesinde Hindistan ve Pakistan’ın en uzun ömürlü insanları yaşar. Yüzyirmi yaşına kadar yaşamak sıradan ve normaldir. Yüzelli yaşında birine rastlanabilir, bu normal değildir, yine de yüzlerce kişi bu yaşa ulaşmıştır. Bir de seyrek de olsa, yüzseksen yaşını aşmış birkaç kişi vardır ve hala genç, hala tarlalarda çalışır durumdadırlar.

Biraz önce sözettiğim adam dünyanın dört bir yanından gelen birçok gazeteci tarafından soru yağmuruna tutuldu çünkü az rastlanır türden biriydi; üç kez öldüğüne dair rapor hazırlanmış, tıp bilimini üç kez yanılgıya uğratmıştı. Ona sordular, “Bunu nasıl başardınız? Ölünce neler oluyor?”

Şöyle yanıt verdi. “Hiçbir şey, çünkü ben bedenim değilim, bunu biliyorum; ben nefesim değilim, bunu biliyorum; ben kalbim de değilim, bunu da biliyorum. Ben bunların hepsinin ötesindeyim ve basitçe o tarafa kayıveriyorum. Kalbim duruyor, nabzım duruyor ve siz aldanıyorsunuz. O zaman bedenime geri dönüyorum ve kanım yeniden akmaya, kalbim yeniden atmaya başlıyor. “

O basit bir adam, bir çiftçi. Bir yogi filan değil, hayatında hiç bu tip pratikleri uygulamamış. Yalnızca yedi, sekiz yaşlarında küçük bir çocukken bir Sufi’yle tanışmış ve Sufi ona ölümün bir yanılsama olduğunu söylemiş. O da öyle masummuş ki bunu kabul etmiş.

Sufi şöyle demiş: “Bedeninden çıkmanın çok basit bir yöntemi vardır. Yalnızca bedenini içeriden izle; bu şekilde izlemeye devam ettikçe, gitgide seninle bedenin arasında daha büyük bir mesafe oluşacaktır. Kısa zamanda beden kilometrelerce uzakta kalacaktır. Zihnini izlersen de aynı şey zihninle olacaktır. Bu durumda sen yalnızca bir izleyici haline gelirsin ve ister bedeninden, ister zihninden, istersen tüm benliğinden çıkıp gidebilirsin. Geri dönmek de senin kontrolündedir. Çıkan sen olduğun için, çıktığın yolu bilecek ve aynı yoldan geri döneceksin. O yol izlemektir, izle ve çık. Şimdi izlemeyi bırak. Bedeninle özdeşleş. ‘Ben bedenim, ben zihinim, ben nefesim, ben kalp atışıyım’ de. Bir anda o mesafe kaybolacaktır. Gitgide yaklaşacak ve kısa zamanda tekrar bedenine gireceksin.”

Bedenle özdeşleştiğiniz zaman, beden siz olursunuz. O zaman ölümlüsünüzdür. O zaman ölüm korkusu mevcuttur. Bedenle özdeşleşmediğiniz zaman yalnızca bir gözlemci, saf bilinç, zihinsizlik olursunuz. Bu durumda ölüm, hastalık, yaşlılık gibi şeyler sözkonusu olmaktan çıkar. İçinde bulunduğunuz gözlemci olma durumu, sonsuz, her daim taze, genç ve aynıdır.

Gerçek din size ibadet etmeyi öğretmez. Gerçek din kendi ölümsüzlüğünüzü, içinizdeki tanrıyı keşfetmeyi öğretir.

Herkes bir gün ölümün kapıları arasından geçecek. Eğer saf bilinçten oluştuğunuzu, yalnızca sahip olduğunuz beden, zihin, kalp, para, prestij, iktidar ya da evden değil de saf bilinçten ibaret olduğunuzu hatırlayabilirseniz, ölüm engelini sıyrık bile almadan aşabilirsiniz. O zaman ölüm sizde küçük bir iz bile bırakamaz.EndFragment

Osho

Araç çubuğuna atla