Osho’ nun Kendi Öğretisi Hakkındaki Konuşması 1

Osho, sizin öğretileriniz ve doktrininiz nelerdir?

Ben bir doktrin öğretmiyorum. Doktrin öğretmek anlamsızdır. Ben bir filozof değilim; zihnim felsefi değil. Felsefe insanı hiçbir yere götüremez, götüremedi de. Düşünen, sorular soran zihin öğrenemez.

Bir sürü doktrin mevcut. Ama her doktrin bir uydurmadır. İnsanların yarattığı bir kurgudur. Bir keşif değil bir icattır. İnsan beyni sonsuz sistemler ve doktrinler yaratacak kapasitededir. Ne var ki gerçeği teoriler yolu ile bilmek imkansızdır. Tıka basa bilgilerle dolmuş bir zihin cahil kalmaya mahkumdur.

Aydınlanma bilginin bittiği noktada gelir. İki olasılık vardır: Ya bir şey üzerinde düşünürüz ya da ona varoluşçu yoldan yaklaşırız. Bir insan ne kadar çok düşünürse, bulunduğu yerden ve andan o kadar uzaklaşır. Bir şeyin üzerinde düşünmek onunla teması yitirmek demektir.

İşte bu yüzden benim öğretim anti-doktrinsel, anti-felsefi ve anti-spekülatif deneyimdir. Olmak, yalnızca olmaktır. Açık ve korunmasız bir biçimde her şeyle bir olmak. Ben buna meditasyon diyorum.

Bilgi insanı yalnızca kurgulara, yansıtmalara götürür. Gerçeğe ulaşmanın bir aracı olamaz. Ama gerçeği bir kere yakaladığınızda bilgi bir iletişim, bilmeyen bir kişi ile o bilgiyi paylaşma aracı olabilir. Ancak o zaman doktrinler, teoriler ve dil işe yarar. Yine de yetersizdirler. Sonuçta yanıltıcı olmaya mahkumdurlar.

Varoluşçu yaklaşımla bilinen hiçbir şey tümüyle ifade edileniz. Bildiğimi ifade ettiğim an o, sözcükler halinde size ulaşır ama anlam geride kalır. Size ulaşan ölü bir sözcüktür. Bir bakıma anlamsızdır çünkü asıl anlam deneyimin kendisindedir.

Demek ki bilgi bir ifade aracı olabilir ama bilmenin bir yolu olamaz. Bilen bir zihin bir engeldir çünkü bildiğinizde alçakgönüllü olamazsınız. Bilgi ile dolu olduğunuzda içinizde bilinmeyene yer kalmaz. Zihin boş olmalıdır, boşluk olmalıdır, tıpkı bir rahim gibi tümüyle alıcı olmalıdır.

Bilgi sizin geçmişinizdir. O öğrenmiş olduğunuzdur; hafızanızdır, birikiminizdir, malınızdır. Birikim ise bir engeldir, sizinle yeni olanın, bilinmeyenin arasına girer.

Bilinmeyene açık olabilmek için alçakgönüllü olmalısınız. İnsan cehaletinin sürekli farkında olmalıdır. Her zaman bilinmeyen bir şeyler olduğunu bilmelidir. Anılara, bilgilere, kitaplara, teorilere, doktrinlere ve dogmalara dayanan bir zihin egoist olur, alçakgönüllü olamaz. Size alçakgönüllülüğü bilgi değil ancak sonsuz bilinmeyenler getirebilir.

Demek ki hafıza bir kenara bırakılmalı. Anılarınız olmamalı demiyorum ama bir deneyimin yaşandığı anda hafıza orada olmamalı. O an açık, savunmasız bir zihne gereksinim var. Bu bomboş olma, boşluk anı meditasyon, dhyana’dır.

Araç çubuğuna atla