Üstad

Ödül beklemeden vermek, erdemli olduğunu düşünmeden yardım etmek; bunların içinde yüce erdemler yatmaktadır. Yaptığın her şeyin hesabını tutmak, övgü kazanmak uğruna yardım etmek; bunların içinde tek bir erdem yoktur.

En büyük erdem; içinde kendi benliğin olmaksızın bir eylemde bulunmaktır.

En büyük şefkat ön koşulsuz vermektir.

En büyük adalet tercihsiz görebilmektir.

Tao kaybedildiğinde

kişi erdemin kurallarını öğrenmelidir.

Erdem kaybedildiğinde şefkatin kurallarını, Şefkat kaybedildiğinde adaletin kurallarını, Adalet kaybedildiğinde uygulamanın kurallarını öğrenmelidir;

ve nihayet uygulamanın o gösterişli kurallarına da artık riayet edilmiyorsa, insanlar silahların insafına kalmışlardır ve her şey zorla yaptırılır.

Eril yanını dişil yanınla birlikte tut.

Parlak yanını sönük yanınla birlikte tut.

Yüksek yanını alçak yanınla birlikte tut.

Ancak bu sayede tüm dünyayı tutabilirsin.

Zıt kuvvetler içeride birleştiklerinde, verdiğinde bol, etkilerinde kusursuz olan bir güç meydana gelir.

Bu güç her şeyin içinden süzülüp geçerken kişiyi ilk Soluk’a geri getirir.

Her şeye rehberlik ederken kişiyi Smırsızlık’a geri getirir.

Her şeyi sarmalayıp kucaklarken

kişiyi Yontulmamış Tahta Parçası haline getirir.

Tahta Parçası bölündü mü yararlı bir şey haline gelir

ve önderler onun birkaç kıymığını kullanarak yönetir.

Ama Üstat Tahta Parçasinın bütünlüğünü bozmaz.

Her şeyi kendi içinde tutarak, bölünüp yönetilemeyen Yüce Teklik’i muhafaza eder.

Çok fazla gerilen bir şeyi büzülme geri toplar.

Çok fazla kuvvetlenen bir şeyi zayıflık geri çeker.

Çok fazla yükselen bir şeyi yıkım geri indirir.

Yaşamda çok şey istiflersen onları bir bir kaybedersin.

Buradaki dersin adı Belirsizliğin Hikmeti’dir.

Nezaket kuvvetten daha uzun sürer.

Belirsizlik aşikârdan daha uzun ömürlüdür.

Aynı şekilde,

derin sulardan sığ sulara doğru maceraya atdan bir balık ağa yakalanır.

Gücünü sergileyen bir ülke bir düşman tarafından fethedilir.

Yaşamının doğal bir biçimde akmasına izin ver; Onun da mükemmelliğin bir kabı olduğunu bil. Soluk alıp vermen gibi, bazen önde bazen geridesindir; bazen güçlü bazen zayıfsındır; bazen insanlarla beraber bazen yalnız başınasındır.

Üstat için

yaşamın tümü mükemmelliğe doğru bir harekettir;

o halde aşırıya, aşırılığa ya da uç noktalara niçin ihtiyacı olabilir ki?

Kendini tamamen boşalt.

Zihninin huzursuzluğunu dindir.

Ancak o takdirde her şeyin boşluktan ortaya çıkarak

meydana geldiğine şahit olursun.

Her şeyin sonsuz çeşitte ortaya çıkıp dans edişini seyret ve bir kez daha mükemmel boşluğun içinde toplan;

o ki her şeyin gerçek sığınağı, her şeyin gerçek tabiatıdır.

Ortaya çıkmak, çoğalıp gelişmek

ve sonra tekrar gerisin geri çözünüp erimek… Ebedi geri dönüş sürecidir bu.

Bu süreci bilmek aydınlanmayı sağlar.

Bu süreci fark etmemek felaket getirir.

Esas yönetici çok az konuşur, ama sözlerine paha biçilemez.

Kendisi için hiçbir menfaat beklemeden çalışıı ve ardında hiçbir iz bırakmaz.

Her şey olup bittikten sonra insanlar,

“Her şey kendiliğinden oldu,” der.

Her şeyi ilk saf haliyle gör, ilk saf sadeliği içinde kucakla, sana ait olan şeyleri azalt, isteklerini en aza indir.

Az konuş.

Kendi öz tabiatına bağlı kal.

Güçlü bir rüzgâr bütün gün esmez.

Sağanak yağmur sabahtan akşama yağmaz. Rüzgâr ve yağmur Göklerden ve Yerden gelir, ama onlar büe uzun süre devam edemez.

0 halde insanın çabalarının sonu nereye kadardır ki?

Parmak ucunda duran bir insan dengede değildir.

Uzun adımlar atmakla da koşuya ayak uyduramaz.

Kendine hizmet edenin önü aydınlanmaz, kendini öveni kimse ayırt etmez, kendi mevkiini belirleyenin hiçbir ürünü olmaz, dürüstlüğü kendine olanı gelecekte kimse hatırlamaz.

Tao’nun bakış açısıyla, insanın kendi kendisiyle bu şekilde düşüp kalkması çürümüş besin gibi

ya da bedenin üstünde biten ağrılı sancılı çıbanlar gibi bir şeydir.

Bu iki şeyden tüm yaratıklar nefret eder, o halde niye hâlâ bunlarda ısrar ediyoruz?

işte bunlar Tao yolunda ilerlerken kökünden sökülüp atılması ve geride bırakılması gereken şeylerin ta kendileridir.

içte olan dışta olanın temelidir.

Hareketsizlik yerinde duramayanın efendisidir.

Üstat bütün gün dolaşır, ama iç hâzinesini asla yanından ayırmaz. Gördükleri ne denli ilgi çekici ve dikkat gerektirici olursa olsun, o sükûnetini korur ve kendini onlara kaptırmaz.

Söyle bana,

büyük bir imparatorluğun hükümdarı pirinç ^ dilenmeye çıkar mı?

Hâzineyi dış âlemde arayan birisi Kendi köklerinden kopmuştur.

Köksüz kalınca huzursuz olur; huzursuz olunca zihni zayıflar ve zihni bu hale gelince de Göklerin altındaki hâkimiyetini kaybeder.

Hakikati bilen birisi hiç iz bırakmadan yol alır, hiç incitmeden konuşur4 verirken hesabını asla tutmaz.

Kapattığı kapı,

üstünde bir kilit olmasa bile

bir daha açılamaz.

Attığı düğüm,

bir urgan kullanmamış olsa bile bir daha çözülemez.

Üstat her zaman erdemin yanındadır; bu sebeple onun yanında olanlar da bereketlenir.

O her zaman doğrunun yanındadır; bu sebeple çevresindeki her şey yerli yerinde bulunur.

Üstadın izlediği yola “Aydınlanma Yolu” denir.

Her kim ki kendisini bu yola adar, o kimse kendisini yontucunun kalemine teslim etmiş bir tahta parçası gibi olur.

Yontula yontula mükemmelliğe erişir.

Tao Te Ching / Lao Tzu

Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0
Araç çubuğuna atla