• Gurudwara

    Fare Öyküsü

    Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü. Kendi kendine: “İçinde hangi yiyecek var acaba ?” diye düşündü. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı. “Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!” diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı. Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı: “Zavallı farecik… Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın” dedi. Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla keçinin yanına koştu ve, “Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!” diye adeta çırpındı. Keçi anlayışla karşıladı ama, “Çok üzgünüm fare…

  • Gurudwara

    Görmek İstemeyenden Daha Kör Kimse Yok

    Günün birinde bir derviş, hocasına “Hocam ‘ayna olmak’ diye bahsettiğiniz konuyu tam olarak idrak edebildiğimi düşünmüyorum. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz?” der. Hocası dervişi dinler ve ertesi sabah onunla göl kenarında buluşmasını ister. Derviş gün ağarmadan yola çıkar. Bu kadar erken bir saatte hocasının ne anlatacağını merak etmektedir. Gölün kenarında konuşurlar: – Evlat, senin iki gözbebeğinden birinde bir leke var. Hangisi olduğunu biliyor musun? – Hocam çok ufak yaştan beri yanınızdayım. Tekkemizde benim bildiğim hiçbir yerde ayna yok. Uzun zamandır kendi gözbebeklerime bakma şansım olmadı. – Önce gözlerini kapat ve hangi gözbebeğinde leke olduğunu bana söyle. Ama sakın yanlış söyleme. Eğer bilemiyorsan bilmiyorum de. Hoca cebinden çıkardığı bir ayna…

  • Gurudwara

    Bu Tohumu Sen Ekebilir misin?

    Bir zamanlar Çin’de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı… Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator’un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator’u görünce ona şöyle dedi; “Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak…” İmparator dudak büker; “Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?” Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve; “Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz…” İmparator kahkaha atarak; “Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni…” dedi. Yoksul adam; “Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım… Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına…

  • Osho,  Yoga

    Karma

    Geçmiş nedir? Geçmişte neler yaptın? Her ne yaptıysan iyi, kötü, şunu, bunu – her ne yapıyorsan, kendi tekrarını yaratır. Karma kuramı budur. İki gün önce öfkelendiysen, öfkelenmek için belirli bir potansiyel yaratmış oldun: Dün tekrar öfkelenmek için. Sonra onu tekrarladın ve öfkene, öfkeli ruh haline, daha büyük bir enerji verdin, onu daha da köklendirdin, suladın. Şimdi bugün onu daha da büyük bir güçle, daha çok enerjiyle tekrarlayacaksın. Ve yarın yine bugünün bir kurbanı olacaksın. Yaptığın, hatta düşündüğün her hareketin, sürekli olarak sürüp gitmek için kendi yolları vardır, çünkü varlığına bir kanal açmaktadır. Böylece enerjini emmeye başlar. Öfkelenirsin, sonra o ruh halin geçer ve sen artık öfkeli olmadığını düşünürsün; o zaman…

  • Zen

    Yüce Bilgeliğin Temel Kuralı

    Adamın biri İkkyu ustaya sormuş; – Usta, bana en yüce bilgeliğin temel kurallarından birkaçını yazar mısınız? İkkyu fırça ve kâğıda sarıldığı gibi yazıvermiş: “Dikkat” – “Hepsi bu mu” diye sormuş adam. Bunun üzerine İkkyu “Dikkat, Dikkat” yazmış. – “Ama”, demiş adam oldukça sinirli, “Eklediğin şeyde gerçekten çok derin, anlamlı bir şey görmüyorum.” Bunun üzerine İkkyu fırçayı alıp; “Dikkat, Dikkat, Dikkat” yazmış. Öfkeyle sormuş adam: – “Ne anlama geliyor ki bu ‘Dikkat’ sözcüğü Tanrı aşkına?” Bunun üzerine İkkyu usulca yanıtlamış: – “Dikkat, dikkat demektir. Çok bile söyledim.”

  • Eğitim,  Felsefe,  Hayat

    Kendimi Yeterince Sevdiğimde

    Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda, anladım ki, Duygusal acılar ve keder, bir uyarıydı bana, Kendi gerçeğime karşı yaşadığımı anımsatan. Biliyorum, bugün buna “özgün olmak” diyorlar. Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda, Zamanı gelmediğini, Ve o kişinin hazır olmadığını bildiğin halde onu, İsteğimizi yapmaya zorlamanın, O insan kendim de olsam, Ne kadar utanç verici olduğu anladım. Bugün buna, “kendine saygı duymak” dendiğini biliyorum. Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda, Başkalarının hayatına özenmekten vazgeçtim, Ve önüme çıkan zorlukların, Olgunlaşmam için aşmam gereken engeller olduğunu fark edebildim. Günümüzde buna, “bilgelik” dendiğini biliyorum. Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda, Her zaman, her fırsatta, Doğru zamanda, doğru yerde bulunduğumu anladım. O andan itibaren de huzura erdim. Bugün buna, “varoluşa saygı” dendiğini biliyorum…

  • Gurudwara

    Bu Tohumu Sen Ekebilir misin

    Bir zamanlar Çin’de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı… Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator’un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator’u görünce ona şöyle dedi; “Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak…” İmparator dudak büker; “Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?” Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve; “Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz…” İmparator kahkaha atarak; “Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni…” dedi. Yoksul adam; “Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım… Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına…

  • Gurudwara

    Karma

    “Karma, insanın özgürlüğünün sonsuz ispatıdır. Düşüncelerimiz, sözlerimiz, davranışlarımız; kendimizi boşlukta üstüne attığımız ağın ipleridir.” Swami Vivekananda Adam, ormanda dolaşırken, çalıların arasında bir tilki görmüş. Ama bu tilkinin dört ayağı da sakatmış. Adam, bu tilki böyle nasıl yaşıyor, merak etmiş. İzlemeye başlamış. Birden çalıların arasından ağzında bir tavukla bir aslan çıkmış gelmiş. Aslan tavuğun yarısını tilkiye vermiş, diğer yarısını kendi yemiş ve çekip gitmiş. Adam bu mucize karşısında donmuş kalmış. “Allah’ım” demiş, “Sen kullarını nasıl koruyup kolluyorsun. Ben de sana teslim oluyor ve kendimi sana bırakıyorum.” Ve gitmiş bir ağacın altına oturmuş, beklemeye başlamış. Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş hiçbir şey olmamış. Adam açlıktan ölecek. Ellerini açmış, göğe seslenmiş, “Allahım,…

  • Gurudwara

    Prens ve Öfkeli Adam

    Bir zamanlar, Becharre kentinde zarif bir prens yaşardı, tüm tebaasının sevdiği ve saydığı. Ama bu prense karşı öfke dolu, dilini durmaksızın ona sövmek için kullanan çok yoksul bir adam vardı. Prens bunu bilir ve sabrederdi. Ama sonunda hatırına geldi ve bir kış gecesi, adamın kapısını prensin hizmetkarlarından biri çaldı, elinde bir çuval un, bir paket sabun ve bir şeker kamışı ile. Adamı bir sevinçtir aldı, armağanların prensin bir sus payı olduğunu sanmıştı çünkü. Ve mağrur bir şekilde piskoposa gidip prensin yaptığını anlattı ve ”Görüyor musun ki prens benim hatırıma ne kadar gereksiniyor? ”dedi. Ama piskopos ”Ah, ne denli akıllı bir prens bu ve sen ne denli az anlıyorsun? O simgelerle…

  • Gurudwara

    Tavuk Gibi Yaşayan Bir Kartal’ın Hikayesi

    Bir rivayete göre; dört tavuk bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çaldılar. Yumurtayı kümese getirdiklerinde, kümeste bulunan diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşündüler. Zaman geçti, yumurtayı getirenler de unuttu, onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğunu inandılar… Bir anne bulundu yetim yumurtaya, kuluçka başladı. Kısa bir zaman sonra yumurta kırıldı. İçinden simsiyah kanatlı, ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıktı… Herkes mutluydu, böylesini ilk defa görmüşlerdi. Anne tavuk, dersler vermeye başladı yavrusuna: “Bak yavrum, yerden bulduğun böceği şöyle ye! Arpayı buğdayı böyle ye!..” Anne tavuk her geçen gün yeni şeyler öğretiyordu yavrusuna. Büyük tavuk annesinin her söylediğini yapıyordu. Tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da…

Araç çubuğuna atla