• Gurudwara

    Martı

    Martı kitabı konusu nedeni ile okunması için en fazla tavsiye edilen kitapların başında gelir. Oldukça motive edici ve insanın isteğinde her şeyi başarabileceğini bir martı vasıtası ile anlatan bir eserdir. Kitabın ana karakteri bir martı olan Jonathan Livingston ya da kısaca Jon’dur. Diğer tüm martılar sadece karınlarını doyurmak için uğraş verirken Jonathan hayata çok farklı bakar. Uçmayı çok sever ve her seferinde limitlerini zorlamaya uğraşır. Her zaman daha fazlasını başarabileceğini bilir ve buna içten inanır. Başarısız olduğunda da bile denemekten vazgeçmez ve sonunda akrobatik uçabilen tek martı olmuştur. Dahası diğer martıların aksine geceleri de uçabilmektedir. Jonathan uçmanın sınırsızlığını keşfettikten sonra kendisi gibi olan martılar ile tanışır. Artık kendisi bambaşka birisidir.…

  • Gurudwara

    Dedikodu

    Bir zamanlar, kadim geleneklerin hüküm sürdüğü, sevginin ve saygının, şefkat ve vefa’nın en değerli şeyler kabul edildiği bir ülkede kıyıda köşede kalmış bir köyde sivri dilli ve nezaketten yoksun bir kadın bir dedikodu yaymakla suçlanıyordu. Köyün bilgesinin huzuruna getirilen kadın; “Söylediklerim bir şakaydı, sadece şaka” diyerek itiraz etti. “Sözlerim başkaları tarafından yanlış anlaşıldı, ben suçlu değilim” diye bağırdı. Ancak dedikoduya maruz kalan mağdur “Temiz adımı kirlettin” diyerek adalet istiyordu. “Bunu düzeltebilirim” dedi suçlanan kadın. “Bütün sözlerimi geri alıyorum ve affedildiğimi varsayıyorum”. Bilge bu sözler karşısında başını salladı ve “Bu kadın yaptığı suçu anlamıyor. Zaman içinde aynısını yine tekrarlayacak” diye düşündü. Bunun üstüne kadına şöyle dedi: “Kuş tüyü yastığımı pazar meydanına…

  • Gurudwara

    Bardo Thödol: Duyarak Aracı Hallerden Kurtuluş

    Bardo Thödol, insan ruhunun ölüm olayından tekrar doğmasına dek içinde bulunacağı koşulları ve geçireceği bilinç hallerini ayrıntılı bir biçimde açıklayan ve ruha ölüm sonrasında geçirebileceği haller konusunda rehberlik yapan bir Tibet kitabıdır. Batı’da bu kitaba Tibet Ölüler Kitabı denmiştir. Bardo Thödol, “bar”, “do”, “thos” ve “grol” sözcüklerinin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. (Bar-do’i-thos-grol) ve “duyarak aracı hallerden kurtuluş” anlamına gelir. Bu kitap adının anlamından da anlaşılacağı gibi, ölmekte olan kimseye öte-alemde yardımcı olması amacıyla, huzurunda okunacak biçimde düzenlenmiştir. Bu kitaptaki bilgilere göre, kişinin imajinasyonunu, niyet, düşünce ve duygularını denetleyebilme yeteneğini henüz yeryüzündeyken kazanabilmiş olması kendisine ölüm sonrası yaşamında son derece yararlı olur ve bedeninin terk eden herkesin geçireceği ilk zor aşamaları…

  • Gurudwara

    Baban Gelirse Beni Hemen Çağır Ha!..

    Balıkesir’de Ali Sururi İlkokulu karşısındaki boşlukta, eski ayakkabı tamircisi, kır, pala bıyıklı bir ihtiyar olan Cevdet (Alkalp) dede vardı. Bir akşamüstü konu Çanakkale’ye gelince ağlamaya başladı. Ve devam etti: “Rahmetli babam, Hafız Ali Çanakkale’de kaldığında, anamın karnında yedi aylıkmışım. Onu hiç tanımadım. Bir fotoğrafı bile yoktu. O günler çok zor günlerdi. Seferberliğin sıkıntıları, kuvayı milliye zamanı, işgal yılları, kurtuluş, yokluk, sıkıntı… Çocukluğumuz hep ekmek peşinde, sıkıntıyla geçti. Ama anam, benim çocukluğumdan itibaren her sokağa çıkışta, her nereye giderse yanıma gelir ve: – Oğlum ben pazara gidiyorum. Baban gelirse beni hemen çağır ha!.. – Ben teyzenlere gidiyorum. Baban gelirse beni hemen çağır ha!.. – Ben komşulara gidiyorum. Baban gelirse beni hemen…

  • Gurudwara

    Ben Salim Oldum!..

    Ruh sinir hastalıklar hastahanesi penceresinden her gün dikkatle dışarıya bakan bir deli, bir şey görüp fazlasıyla heyecanlanırmış. Fakat bu heyecanın sebebini kimse anlamaz, yine krizi tuttu sanırlarmış. Bir gün delinin odasına yemek getiren hizmetli odada başka birinin olduğunu görünce öyle şaşırmış ki. -“Ben Baki oldum… Ben Baki oldum” – diyede bağırıyormuş üstelik. Her haliyle deli olduğunu anladığı adam yemek tabldotunu alıp hemen heyecanla yemeğe başlayınca, hizmetli koşup doktorlara haber vermiş… Tanımadıkları bu adamı apar topar tımarhanenin avlusunun dışına atıp, diğer deliyi aramaya başlamışlar. Avlunun az yakınında biryerde saçları sarıya boyanmış bir şekilde buldukları deli, -“Ben Salim oldum… Ben Salim oldum” diye bağırıyormuş. Deliyi alıp tımarhanedeki odasına götürmüşler. Fakat ertesi gün…

  • Yoga

    Deli

    Ruh sinir hastalıklar hastahanesi penceresinden her gün dikkatle dışarıya bakan bir deli, bir şey görüp fazlasıyla heyecanlanırmış. Fakat bu heyecanın sebebini kimse anlamaz, yine krizi tuttu sanırlarmış. Bir gün delinin odasına yemek getiren hizmetli odada başka birinin olduğunu görünce öyle şaşırmış ki. -“Ben Baki oldum… Ben Baki oldum” – diyede bağırıyormuş üstelik. Her haliyle deli olduğunu anladığı adam yemek tabldotunu alıp hemen heyecanla yemeğe başlayınca, hizmetli koşup doktorlara haber vermiş… Tanımadıkları bu adamı apar topar tımarhanenin avlusunun dışına atıp, diğer deliyi aramaya başlamışlar. Avlunun az yakınında biryerde saçları sarıya boyanmış bir şekilde buldukları deli, -“Ben Salim oldum… Ben Salim oldum” diye bağırıyormuş. Deliyi alıp tımarhanedeki odasına götürmüşler. Fakat ertesi gün…

  • Gurudwara

    Yankı

    Dağlık bir bölgede adam küçük oğluyla yürürken, oğlan ayağını taşa çarpar ve can acısıyla, “ahhhh” diye bağırır. Dağdan, “ahhhh” diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder. Merakla, “Sen kimsin?” diye bağırır; ama aldığı tek yanıt, “Sen kimsin?” olur. Çocuk bu yanıta kızar ve, “Sen bir korkaksın!” diye bağırır. Dağdan aldığı yanıt, “Sen bir korkaksın!” dır. Babasına bakar ve “Baba ne oluyor?” diye sorar. “Oğlum dikkat et” diyen baba, vadiye doğru, “Sana hayranım!” diye bağırır. Ses, “Sana hayranım!” diye yanıtlar. Baba, “Sen harikasın!” diye yine bağırdığında, bu kez dağdan, “Sen harikasın!” yanıtı gelir. Çocuk şaşırmıştır, ama hala ne olduğunu anlayamamıştır. Baba oğluna durumu açıklar; “Oğlum. insanlar buna…

  • Gurudwara

    Yol’a ve Yol’un gücüne Dair – Lao Tzu: Tao Te Ching / Ursula K. Le Guin

    Tao Te Ching’in hâlâ bu kadar etkileyici olmasının bir nedeni de güncelliği sanıyorum. Dünya her dönem benzer dertlerle cebelleşmiş sanki öyle bir his doğuruyor Lao Tzu öğretisi. Le Guin’in de kitapta, “kaç yüzyıl önce yazılmıştı bu kitap? Bu bölüm şimdiki zamanda yazılsaymış da olurmuş” gibi yorumlarına rastlıyoruz. Saraylar ihtişamla dolu tarlalar ayrık otlarıyla ambarlar hiçbir şeyle. Takıp takıştıran süslü insanlar, silah taşıyan, çok içip, çok yiyenler, çok şeyleri, çok paraları olanlar: Utanmaz hırsızlardır. Şüphesiz yol değildir onların yolu. “İçgörü” adlı metnin bir kısmından yaptığım alıntı ne kadar uzağımızda gerçekten. Le Guin’in kısaca yorumladığı gibi: “Kapitalizm de böyle işte!” Bir yanda açlıktan ölüm tehlikesi ile yaşayanlar, diğer yanda her yıl fazla…

  • Gurudwara

    Ağrı Dağı

    Hikaye bu ya; Ağrı Dağı’nın bulunduğu yer bir zamanlar ova imiş. Burada yaşayan bir köylünün iki kızı varmış. Bir gün bu iki kardeş odun toplamaya gitmişler. Yeterince odun topladıktan sonra, abla odun dengini küçük kardeşin sırtına yüklemiş ve yola koyulmuşlar. Biraz gidince yorulan ve beli ağrıyan küçük kız ablasına; – Belim çok ağrıdı abla, ne olur biraz da sen taşı diye seslenmiş. Ablası kulak asmamış. Biraz daha gitmişler, küçük kız yine ablasına seslenmiş, ablası hiç oralı olmamış. Küçük kız sonunda dayanamamış: – Abla abla, demiş. Senin gibi ablam olacağına olmaz olsun. Dağ olasın, taş olasın, uzun uzun kış olasın belimdeki ağrı adın, seller yağmurlar muradın olsun diye beddua etmiş. Ablası…

  • Gurudwara

    İkna

    Yatırıldığı akıl hastanesinde ölü olduğuna inanan, bu nedenle de yemek yemeyen ve hiç bir yaşamsal faaliyete katılmayan bir akıl hastası, tüm uzman psikiyatristlerce girişilen her çabaya rağmen, ölü olmadığı konusunda bir türlü ikna edilememiş. Hastanın bu kararından vazgeçmeyeceğini anlayan ve tedavisini üstlenen psikiyatristlerden biri, sonunda hastaya, ölülerin kanayıp kanamayacağına dair bir soru yöneltir. Hasta “Tabii ki kanamaz çünkü ölülerin tüm hayat fonksiyonları durmuştur” der. Bunun üzerine psikiyatrist, küçük bir iğne alıp hastanın parmağına batırır. Bir müddet şaşkınlıkla parmağına bakan ve kanadığını gören hastanın tepkisi ilginçtir. “Lanet olsun! Ölüler de kanarmış.” ‘Bir kişiyi ikna edemeyecekseniz, edemeyeceksiniz demektir.’

Araç çubuğuna atla