• Gurudwara

    İkna

    Yatırıldığı akıl hastanesinde ölü olduğuna inanan, bu nedenle de yemek yemeyen ve hiç bir yaşamsal faaliyete katılmayan bir akıl hastası, tüm uzman psikiyatristlerce girişilen her çabaya rağmen, ölü olmadığı konusunda bir türlü ikna edilememiş. Hastanın bu kararından vazgeçmeyeceğini anlayan ve tedavisini üstlenen psikiyatristlerden biri, sonunda hastaya, ölülerin kanayıp kanamayacağına dair bir soru yöneltir. Hasta “Tabii ki kanamaz çünkü ölülerin tüm hayat fonksiyonları durmuştur” der. Bunun üzerine psikiyatrist, küçük bir iğne alıp hastanın parmağına batırır. Bir müddet şaşkınlıkla parmağına bakan ve kanadığını gören hastanın tepkisi ilginçtir. “Lanet olsun! Ölüler de kanarmış.” ‘Bir kişiyi ikna edemeyecekseniz, edemeyeceksiniz demektir.’

  • Gurudwara

    Kısalt

    Büyük bir japon bilgesi, çölde kumlar üzerinde oturmuş meditasyon halindedir… Adamın biri, ona yaklaşır ve şöyle der: – Beni öğrencin olarak kabul et. Bilge, parmağıyla kumlar üzerinde düz bir çizgi çeker ve şöyle der: – Kısalt! Adam, avuçlarıyla çizginin yarısını siler. Bilge der ki: – Git, bir sene sonra tekrar gel. Bir yıl geçer. bilge, yine bir çizgi çizer ve der ki: – Kısalt! Adam, bu kez çizginin yarısını avucu ve dirseğiyle kapatır. Bilge, gene kabul etmez ve der ki: – Git, gelecek sene gene gel. Gelecek yıl olur. bilge, tekrar kumların üzerine bir çizgi çeker ve adamdan onu kısaltmasını ister. Bu kez, adam der ki: – Bilmiyorum. ve Bilge’den…

  • Gurudwara

    Sır

    Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi: “Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.” Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu! Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın. “Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp: “Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım. Ama usta sadece gülümsedi ve;…

  • Gurudwara

    İşaret

    Zen hocasının köpeği, akşamları sahibiyle oynamayı sever. Köpek, sahibinin fırlattığı kemiği yakalamak için koşar, sonra geri gelir ve oyunun tekrarlanması için bekler. Hoca bir akşam en parlak öğrencisini davet eder. Budist öğretinin içindeki karşıtlıklar yüzünden öğrencinin kafası biraz karışmıştır. Hoca da ona “Kelimeler sadece birer kılavuzdur, onları hiçbir zaman gerçeğin kendisi gibi görme. Bak, bunu sana göstereyim” der. Hoca köpeğine seslenir ve “Koş bana Ay’ı getir” der ve parmağıyla gökyüzündeki Ay’ı gösterir. Sonra da öğrencisine döner ve “Köpek nereye bakıyor” diye sorar. Öğrencisi de “Parmağınıza bakıyor” diye yanıt verir. Hoca da buna karşılık şöyle der: “Doğru. İşte sen de bu köpek gibi olma. Ay’ı işaret eden parmağımla, Ay’ın kendisini karıştırma.…

  • Gurudwara

    Tanımak

    Günlerden bir gün, Buddha bir ağacın altında öğrencileriyle oturmaktadır. Bir adam gelir ve yüzüne tükürür. Buddha yüzünü siler ve adama sorar, “Başka? Başka ne söylemek istiyorsun?” Adam şaşırır, çünkü bir insanın yüzüne tükürülünce “Başka?” diye sormasını beklememiştir. Böyle bir deneyimi yoktur. Daha önce insanları hep aşağılamıştır ve onlar da kızarak tepki vermiştir. Ya da korkudan gülümsemiş ve adama yaranmaya çalışmışlardır. Ama Buddha ikisini de yapmamış, ne öfkelenmiş, ne de korkmuştur. Sadece düz bir şekilde “Başka?” diye sormuştur. Tepki vermemiştir. Ama Buddha’nın öğrencileri öfkelenir, tepki verir. En yakın öğrencisi Ananda der ki: “Bu çok fazla, buna tahammül edemeyiz. Sen öğretine devam et, biz de şu adama bunu yapamayacağını gösterelim. Cezalandırılması gerekiyor.…

  • Gurudwara

    Cesaret

    Bir köyün dışında iki dilenci yaşardı. Biri kördü, diğerinin bacakları yoktu. Bir gün köyün dışında, dilencilerin yaşadığı bölgede orman yangını çıktı. Tabii dilenciler aynı zamanda rakipti. Aynı meslekte, aynı insanlardan dileniyorlardı. Sürekli birbirlerine kızıyorlardı. Onlar dost değil düşmandı. Orman yanarken, iki dilenci bir an için düşündü. Birbirlerine düşmanlardı. Konuşmuyorlardı bile. Ama bu acil bir durumdu. Kör adam, bacakları olmayan adama seslendi. “Kurtulmanın tek yolu var. Seni omuzlarıma alacağım. Sen benim bacaklarımı kullanacaksın; ben de senin gözlerini. Ancak bu şekilde kurtulabiliriz.” Anında anlaşıldı. Ortada bir sorun yoktu. Bacaksız adam dışarı çıkamıyordu. Yanan ormandan hızla çıkması mümkün değildi. Her taraf alevler içindeydi. Biraz yol alabilirdi ama bir işine yaramazdı. Çok hızlı bir…

  • Gurudwara

    Ahenk

    Bir genç, çok ünlü bir hocada dövüş sporları dersleri almaktadır. Bir gün hocası antrenman yaparken onu izlemeye başlar ve diğer öğrencilerin, kendi öğrencisinin tekniğini mükemmelleştirmek için yaptığı her girişime müdahale ettiklerini fark eder. Hoca öğrencisinin öfkelendiğini hisseder ve onun yanına gidip omzuna dokunarak “Sorun ne” diye sorar. Genç öğrencisi de “Bilmiyorum” diye kısaca yanıtlar ve “Ne kadar uğraşsam da hareketleri düzgün yapamıyorum” der. Hoca da “Tekniğinde ustalaşmadan önce, buradaki ahengi anlaman lazım. Gel benimle, sana açıklayayım” der. Hoca ve öğrencisi binadan ayrılır ve bir derenin kıyısına gelene kadar ormanda biraz yürür. Hoca oradaki bankta sessizce birkaç dakika oturur ve sonra konuşmaya başlar: “Bak şu suya. İçindeki her bir taş parçasının…

  • Gurudwara

    Gerçek ve Yalanın Hikayesi

    19 yüzyıl efsanesine göre Gerçek ve Yalan bir gün buluşurlar. Yalan doğruyu söyler ve “Bugün hava çok güzel” der. Gerçek etrafına bakar ve gözlerini gökyüzüne kaldırır. Gün gerçekten çok güzeldir. Bir kuyunun önüne gelene kadar birlikte çok zaman geçirirler. Yalan tekrar doğruyu söyler ve “Su çok güzel, birlikte banyo yapalım!” der. Gerçek, bir kez daha şüpheci bir şekilde suya dokunur. Su gerçekten çok güzeldir. Soyunur ve yüzmeye başlarlar birlikte. Yalan bir anda sudan çıkar, gerçeğin kıyafetlerini giyerek kaçar ve kayıplara karışır. Kızgın Gerçek kuyudan çıkar, yalanı bulmak ve kıyafetlerini geri almak için her yeri aramaya başlar. Dünyada çıplak gerçeği görenler onu hor görür ve öfkeyle bakarlar ona. Zavallı gerçek kuyuya…

  • Gurudwara

    Buradan Hiçbir Şey Duyulmuyor

    Papaz, iki metre ilerisinde duran Zangoç’a sormuş; – Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı? Günden güne azalıyor! Zangoç’ta derin bir sessizlik… İyice köpürmüş Papaz; – Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun? – Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim! – Olacak şey mi! iki adım öteden beni duymuyorsun… Zangoç bıyık atından gülmüş; – İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız… Yer değiştirmişler. Bu kez Zangoç seslenmiş; – Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor? Papaz kendi kendine söylenmiş; – Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor…

  • Gurudwara

    Kaderin Başına Gelenlere Verdiğin Tepkilerden Oluşur

    Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden; her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına. Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi. Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu. Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu. Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı. Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya…

Araç çubuğuna atla