• Gurudwara

    Özgüven

    Önemli bir savaş sırasında Japon bir komutan askerlerinin sayısının düşmanlarınkine kıyasla çok daha az olmasına rağmen saldırıya geçmeye karar verir. Ordusunun kazanacağına olan güveni tamdır. Ancak, askerleri zafer konusunda oldukça kaygılıdır. Komutan zekice bir plan yapar. Savaş alanına doğru ilerlerken, yol kenarındaki bir tapınakta durup hep birlikte dua ederler. Daha sonra komutan cebinden bozuk para çıkararak; “Şimdi yazı-tura atacağız. Eğer tura gelirse, biz kazanacağız, ama eğer yazı gelirse kaybedeceğiz, kaderimiz böylece ortaya çıkacak” der. Bozuk parayı havaya atar ve herkes sabırsızca paranın yere düşmesini bekler. Tura gelmiştir. Askerler çok sevinirler; kendilerine olan güvenlerini toplamışlardır. Bu coşkuyla düşmana saldırır ve savaşı kazanırlar. Bir süre sonra yüzbaşı komutanının yanına gelerek onun kehanetini…

  • Gurudwara

    Kity Genovese Sendromu

    1964 yılında New York şehrinde, akşam üstü Kity Genovese isimli bir kadın çok da ıssız olmayan bir caddede cinayete kurban gider. Bu olayda ilginç olan şudur. Kadına saldıran şahıs dakikalarca tecavüz etmeye uğraşır, başaramayınca darp eder, öldürmeye çalışır. Kadını yaralı halde bırakır. Bir süre sonra tekrar gelir ve kadını öldürür. Bu acılı, korkunç süre bir saattir ve bir saat boyunca zavallı kadın çığlıklar atar yardım ister. Polis olay yerine gelir ancak resmi ihbar olaydan tam bir saat sonra yapıldığından geç gelmiştir, çevreyi inceler. Kadının öldürüldüğü bölgede olayı kimsenin duymaması imkansızdır. Çevre evleri incelediklerinde, olayı 37 mahalle sakininin gördüğünü hatta bir kısmının sonuna kadar pencereden izlediğini anlarlar. Ancak hiç biri, ne…

  • Gurudwara

    Mucize

    Temmuz güneşinin ortalığı kasıp kavurduğu sıcak bir yaz günü daha bitmek üzereydi… Adam hızlı adımlarla Diyarbakır küçelerini* arşınlıyordu… Bir an önce hedefine varmak isteyen maratoncular gibi yüksek tempoda yürürken yorgun bedeni frene basmış, durup dinlenmek için gölgelik bir yerde bir taşın üzerine oturarak cebinden çıkardığı tütün tabakasından bir sigara sarıp derin bir nefes çektikten sonra gözlerini hafif yumarak düşünmeye başlamıştı… Neden acele ettiğini kendi bile bilmiyordu. Oysa gün boyu güneşin altında inşaatta sırtında çimento tuğla taşımış omuzları yara bere içindeydi. Ama sırtındaki yükün inşaattaki yükten daha ağır olduğunu biliyordu. Daha dün doktor son cevabını vermişti : – Eşinizin ameliyatı burada yüksek riskli olur ameliyat masasından kalkması çok düşük bir ihtimal.…

  • Gurudwara

    Aynılar Birbirini Çeker

    “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.” Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Bir gün bir bilge kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında. Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da aileleriyle, ait olduğu yerlerde yaşamak istemediklerini, nasıl olup da bir yabancıyı kendi kardeşlerine yeğlediklerini. Biri karga, biri leylek… O kadar farklıdır ki kuşlar ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine, öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle. Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki, birlikte koşar, birlikte uçar, birlikte yaşarlar beklenenlerin yanında tutunamayanlar. O zaman anlar ki sahip…

  • Gurudwara

    Neme Lâzım be Sultanım!

    Kanûnî Sultan Süleyman, en yüksek duruma getirmiş olduğu devletin akıbetini hayâl eder, günün birinde “Osmanoğulları da inişe geçer çökmeye yüz tutar mı?” diye derin derin düşünmeye başlar… Bu gibi soruları çoğu zaman süt kardeşi meşhur âlim Yahyâ Efendi’ye sorduğundan bunu da sormaya niyet eder. Güzel bir hatla yazdığı mektubu keşfine inandığı Yahyâ Efendi’ye gönderir… “Sen ilahî sırlara vâkıfsın. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın akıbeti nasıl olur? Bir gün olur da izmihlâle uğrar mı?” şeklinde mektubunu gönderir. Güzel bir hatla yazılmış mektubu okuyan Yahyâ Efendi’nin cevabı bir bakıma çok kısa, bir bakıma içinden çıkılmaz bir hâl alır: “Neme lâzım be Sultanım!” Topkapı Sarayı’nda bu cevabı…

  • Gurudwara

    Sartebus ve Kim’in Hikayesi

    Antik Roma’da yaşamış yaşlı bir adamla genç bir çocuğun hikayesidir bu. Eğer sınırlarınızı aşamadıysanız yaşamınızda çok eksik olduğunu fark edeceksiniz, biraz gayret yeter bence vakit geçmeden bir an önce, özgüvenle… Yaşlı adamın adı SARTEBUS, genç çocuğun ki ise KIM’di… Kim, yalnız yaşayan, yiyecek ve başını örtecek bir çatıdan çok, bir neden arayan, köyden köye dolasan bir yetimdi. “Neden” diye merak ederdi; “Neden her şey bu kadar zor? Biz kendimiz mi zorlaştırıyoruz, yoksa mücadele etmemiz gerektiği için mi?” Bunlar, Kim kadar genç bir çocuk için bilgece düşüncelerdi… Bir gün, aynı yolda seyahat eden yaşlı bir adamla tanıştı… Yaşlı adam, oldukça ağır görünen, üzeri örtülü, büyük bir sepet taşıyordu. Yol kenarında mola…

  • Gurudwara

    Nasıl Bir Duygu

    Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkalda Napolyon’u müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşman askerlerini de “ az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı” diye savuşturmuş. Bir süre sonra Napolyon’un muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon’a sormuş: “Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?” Napolyon birden öfkelenmiş. “Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?” diye bağırmış. Hemen askerlerine, adamı kurşuna dizmelerini emretmiş. Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık “ateş” emri verilecek. Bakkal içinden “Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin” diye düşünürken, arkadan…

  • Gurudwara

    Leyla İle Mecnun

    Mecnun; Leyla’sının köyüne gitmek için, dişi bir deveye bindi. Bir süre yol aldı. Mecnun’un tek derdi, bir an önce Leyla’sına kavuşmaktı. Dişi deve ise, geride bıraktığı yavrusunu düşünmekteydi ve onun tek derdi ise, geriye dönmekti. Mecnun bir an dalıp gitse, elinden yuları gevşetse, deve bunu hisseder ve geriye döner geldikleri köye yani yavrusunun olduğu yere doğru giderdi. Mecnun kendine gelip baktığında, bulundukları yerden çok daha geriye gittiklerini fark ediyordu. Bu yolculuk iki-üç gün böyle sürdü. Mecnun yıllardır yollardaymış gibi şaşırmış kalmıştı. Baktı ki bu yol böyle bitmeyecek, deveden indi ve: “Ey deve!” dedi. “İkimiz de aşığız. Fakat aşklarımız birbirine zıt, birbirine aykırı! Demek ki biz, birbirimizle yol arkadaşlığı yapmaya uygun…

  • Gurudwara

    Zen Zihni

    Genç bir mürid, zazen öğrenmek için ustasına yalvarır. Ustası ona her gün meditasyona oturmasını ve her günün sonunda meditasyonda neler olduğunu, neler yaşadığını bir kağıda not almasını ve kendisine getirmesini söyler. Ertesi günün ilk ışığında mürid zazene oturur ve tam 1 saat boyunca meditasyonunu yapar. Gözlerini açtıktan sonra heyecanla tüm olan biteni, hissettiklerini, olağanüstü anlatımıyla kağıda döker ve gün batmadan ustasına yetiştirir. Usta, oturduğu yerden hiç kalkmadan kağıdı alır, okur ve buruşturup yere fırlatır, tek kelime de etmez… Mürid, başarısız olduğunu hisseder ve o da, tek kelime etmeden odadan ayrılır. Ertesi gün yine günün ilk ışığında mürid kalkar, meditasyona oturur, bu kez dün yaşadığı ve ne olduğunu hala anlamadığı o…

Araç çubuğuna atla