• Gurudwara

    İnsanın Kendinin Arayışı 4

    İnsanın kendini tanımaya dair yaptığı çalışmalar, kendi özelinde gerçek doğasını, kendi hakikatini tanımak için yeterli olmasa bile; hiç değilse hakikata dair bir güzel koku almasına, hakikatin ardındaki sonsuzluğa dair genişleyen idrakinin ona getirdiği sezgisel bilgilere ulaşmasına vesile olacaktır. Bu da arayış yolundaki kararlılığı, sabrı arttırarak onu kendine biraz daha yaklaştıracaktır. Kendini tanıma arayışı içinde ulaşacağı idrak ile; arayışını dıştan içeriye yönlendiren insan, kalbe yönelir. Böylelikle kendi hakikatini anlama yolculuğunda bir başka zirveye ulaşır; kendini bilme.. Bu hal, kamil insan olma hali, erdemli/bilge/arif kişilere özgü bir durumdur. Önceleri kendini bilmeyen bir yaşantıda kaybolmuş, kalbini bir yığın vesvese, endişe, zihinsel, düşünsel, duygusal artıklar, dünya meşgalesi ile doldurmuş, ayakta ya da yatakta uykuda…

  • Gurudwara

    İnsanın Kendini Arayışı 3

    Zamanda yolculuk Ey Yolcu; Bu yolculuk için seçtiğin yol sonu olmayan bir yoldur. Seni, Sana ulaştırır. Kendinden başlayıp, kendinden içeriye doğru yürüdüğünde attığın her adımla açtığın bir yoldur. Tıpkı karla kaplı geniş bir ovada, göz gözü görmeyen bir tipi altında yürümek gibi. Görüş mesafen sıfırdır sadece attığın adım ve adımını attığın an vardır. Çünkü Zamanda Yolculuk yapmak ancak “An”da yaşamakla mümkün olabilir. Bu yolculukta en ilkel içgüdülerin ve en gelişmiş sezgilerin refakat eder sadece sana. Ya eski izlerin üzerinden gidersin, ya da fırtına onları örtmüş, veya tipi görüşünü engellediğinden ya da sadece öyle seçtiğin için sen kendi yolunu yaratırsın. Bu yüzden bir tek değil sonsuz sayıda yol vardır. “Ya bir…

  • Gurudwara

    İnsanın Kendini Arayışı 2

    İnsan kendini gerçekten tarafsızca, öylelikle bilebilir mi? “Aramakla bulunmaz, lakin bulanlar hep arayanlardır!” diyen Beyazıd-ı Bestami ustaya kulak verirsek, öylelikle olamayacağı aşikar gözüküyor. Kendini tanımak için, bilmeli, bilmek için bulmalı, bulmak için aramalı, aramak için arayıcı olmalı. Bu bir yolculuğa benziyor olsa da, bilinmeyen yollarda kaybolma ihtimali çok fazla olan tehlikeli bir yolculuk bu. Nereye gideceksin? Peki ya harita, ya rehber?.. Harita, çocuklukta evde ebeveynlerden öğrendiklerimizse? Okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz konuşmalar, katıldığımız seminerlerden oluşan bir haritaysa? Sadece rivayetse… Seni de ravi (rivayet eden, söylenti anlatan) yapar, kendini bilen yerine… Filozof Xavier Pavie, adını ‘Kendinin Çırağı Olmak’ diye çevirebileceğim kitabında, insanın kendini tanımasının ‘hayatta başarılı olmak için’ ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.…

  • Felsefe

    Olmak Ya da Olmamak 2

    On yıllık çalışmanın ardından Zenno artık bir zen ustası olmaya hazır olduğuna inanıyordu. Yağmurlu bir günde ünlü üstat Nan-in’i ziyarete gitti. Zenno eve girdiğinde Nan-in sordu: “Şemsiyeni ve ayakkabılarını dışarıda mı bıraktın?” “Elbette” diye cevap verdi Zenno; “Bu kibarlık gereğidir. Gittiğim her yerde böyle yaparım.” “O halde şu soruma cevap ver: Şemsiyeni ayakkabılarının sağına mı yoksa soluna mu koydun?” “Hiçbir fikrim yok üstadım.” “Zen Budizmi, yaptığın her şeyin tamamen farkında olma sanatıdır” dedi Nan-in. “Küçük detaylara dikkat etmemek bir adamın tüm hayatını mahvedebilir. Evinden aceleyle çıkan bir baba bıçağı asla küçük oğlunun ulaşabileceği bir yerde bırakmamalıdır. Bir Samuray kılıcını her gün bilemezse en çok ihtiyacı olduğu anda kılıcının paslanmış olduğunu…

  • Felsefe

    Olmak Ya da Olmamak 1

    Bir ashramdaki, öğretmenler artık yetiştiğini düşündükleri bir öğrencilerini, yola çıkmadan önce Usta’nın huzuruna çıkardılar. Usta öğrenciye tek bir soru sordu: * “20 yıldır buradasın, neler öğrendin?” “Yedi gerçek öğrendim” dedi öğrenci. * “Yirmi yıldır buradasın, sadece yedi gerçek mi öğrendin?” “Evet, yedi gerçek öğrendim…” * “Say” dedi Usta, “birincisi…” “Dostluklar ikiye ayrılır: Kalıcı dostluklar ve geçici dostluklar. Hayatta bir zorluk ortaya çıktığı anda bozulan dostluklar daha çoktur, kalıcı dostluklar çok azdır…” * “İkincisi” dedi Usta. “İnsanların çoğunluğu kalplerini ve beyinlerini geçici değerlere ayırmışlar. Bu değerler uğruna kendi gerçek niteliklerinden taviz vermekten, kötü şeyler yapmaktan çekinmiyorlar…” * “Üçüncüsü” dedi Usta. “İnsanlar, amaçlarına ulaşmak için birbirlerini ezmekten çekinmiyorlar. Oysa başkasına kötülük yaparak…

  • Felsefe

    Gerçekten öğrenmek isteyen herkese öğretirim. Benimle gel

    “Bir gün Buda bir köyden geçiyordu. Çok sinirli ve terbiyesiz genç bir adam gelip ona hakaretler etmeye başladı” “Diğerlerine öğretme hakkın yok” diye bağırdı. “Sen de diğer herkes kadar salaksın. Sen tamamen sahtesin” Buda bu hakaretler yüzünden üzülmedi. Tam tersine genç adama şunu sordu: “Söyle bana, eğer birisine bir hediye alırsan ve o kişi bu hediyeyi kabul etmezse, o zaman bu hediye kime ait olur?” Adam böylesine garip bir soru karşısında şaşırdı ve cevap verdi: “Bana ait olur çünkü hediyeyi ben aldım.” Buda gülümsedi ve şöyle söyledi: “Bu doğru. Ve aynısı senin öfken için de geçerli. Eğer bana öfkelenirsen ve ben bundan rencide olmazsam, öfke geri sana kalır. O zaman…

  • Yoga

    Surya Namaskar’ın Antik Kökenleri : Güneşi Selamlama

    Yoganın merkezinde öğretmen-öğrenci ilişkisi bulunur. Özgürlüğü öğrenmemiz ustalarımız yoluyla olur. Vedik zamanlarda guru ve shishya (usta ve öğrenci) arasındaki ilişki gayet yakındı, şu andakinden farklı bir şekilde neredeyse aile gibiydiler. Şu anda ise yoga öğrencileri eğitimlere internet üzerinden kayıt olabiliyor, kredi kartı ve PayPal ile ödeme yapabiliyor ve bu eğitimlerini önceden belirlenmiş bir zaman diliminde tamamlayabiliyorlar. Eskiden seçtikleri öğretmenleri tarafından kabul edilecek kadar şanslı olan öğrenciler, öğretmenleri onlara yeterince olgunlaştıklarını söyleyene kadar o ashramda yaşarlardı. Bu zaman zarfında öğrenci öğretmenine odun kesmek, su taşımak, hayvanları ve ekinleriyle ilgilenmek gibi yararlı uygulamalarla ya da ne gerekiyorsa onu yaparak hizmet etmekten sorumluydu. Öğretmen-öğrenci ilişkisi kelimenin tam anlamıyla paha biçilemezdi; ama öğrenci öğretisini…

  • Tasavvuf

    Marifet

    Vaktiyle bir mürid, bir arif kişiye giderek ondan marifet ilmini öğrenmek istemiş. O sırada deniz kenarında bulunuyorlarmış. Arif, ilme talip olana demiş ki: ” Şu kevgiri al, denizden doldur.” Mürit çok denemiş, fakat başaramamış. Kevgiri denize daldırdığında içi su doluyor, fakat çıkarır çıkarmaz boşalıyormuş. Sonunda Usta’sı : “Dur da göstereyim,” demiş. Kevgiri elinden kaptığı gibi, denize fırlatmış. Kevgir dibe batmış. Efendisi müride dönmüş: “İşte, kevgiri suyla doldurmanın yolu budur.” demiş.. (bir ilmi öğrenmek için batıp çıkmak değil, dalıp batmak gerek vesselam)

  • Felsefe

    Sır

    Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi: “Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.” Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu! Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın. “Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp: “Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım. Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha…

  • Hayat

    Gerçeği görmek

    Dört tane kurbağa nehrin kenarında nehir boyunca uzanmış bir kütüğün üzerinde otururken kütük aniden bir akıntıya yakalanır ve yavaşça nehirden aşağı sürüklenmeye başlar. En sonunda ilk kurbağa, “Aslında bu kütük en muhteşem kütük. Sanki canlıymış gibi hareket ediyor. Böylesine bir güzelliğin daha önce fark edilmemiş olması tuhaf” dedi. Ardından ikinci kurbağa dile geldi ve dedi ki: “Hayır sevgili dostum, bu kütükte tıpkı diğer kütükler gibi ve hareket edemez. Şu anda bizi kütüğün üzerinde hareket ettiren ve denize doğru ilerleyen şey nehrin ta kendisidir.” Kütük üzerindeki üçüncü kurbağa, “Hareket eden ne kütük ne de nehir. Hareket eden bizim düşüncemiz. Düşünce gücü olmaksızın hiçbir şey hareket etmez” dedikten sonra üç kurbağa gerçekte…

Araç çubuğuna atla