• Osho,  Yoga

    Karma

    Geçmiş nedir? Geçmişte neler yaptın? Her ne yaptıysan iyi, kötü, şunu, bunu – her ne yapıyorsan, kendi tekrarını yaratır. Karma kuramı budur. İki gün önce öfkelendiysen, öfkelenmek için belirli bir potansiyel yaratmış oldun: Dün tekrar öfkelenmek için. Sonra onu tekrarladın ve öfkene, öfkeli ruh haline, daha büyük bir enerji verdin, onu daha da köklendirdin, suladın. Şimdi bugün onu daha da büyük bir güçle, daha çok enerjiyle tekrarlayacaksın. Ve yarın yine bugünün bir kurbanı olacaksın. Yaptığın, hatta düşündüğün her hareketin, sürekli olarak sürüp gitmek için kendi yolları vardır, çünkü varlığına bir kanal açmaktadır. Böylece enerjini emmeye başlar. Öfkelenirsin, sonra o ruh halin geçer ve sen artık öfkeli olmadığını düşünürsün; o zaman…

  • Gurudwara

    Bu Tohumu Sen Ekebilir misin

    Bir zamanlar Çin’de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı… Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator’un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator’u görünce ona şöyle dedi; “Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak…” İmparator dudak büker; “Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?” Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve; “Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz…” İmparator kahkaha atarak; “Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni…” dedi. Yoksul adam; “Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım… Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına…

  • Gurudwara

    Prens ve Öfkeli Adam

    Bir zamanlar, Becharre kentinde zarif bir prens yaşardı, tüm tebaasının sevdiği ve saydığı. Ama bu prense karşı öfke dolu, dilini durmaksızın ona sövmek için kullanan çok yoksul bir adam vardı. Prens bunu bilir ve sabrederdi. Ama sonunda hatırına geldi ve bir kış gecesi, adamın kapısını prensin hizmetkarlarından biri çaldı, elinde bir çuval un, bir paket sabun ve bir şeker kamışı ile. Adamı bir sevinçtir aldı, armağanların prensin bir sus payı olduğunu sanmıştı çünkü. Ve mağrur bir şekilde piskoposa gidip prensin yaptığını anlattı ve ”Görüyor musun ki prens benim hatırıma ne kadar gereksiniyor? ”dedi. Ama piskopos ”Ah, ne denli akıllı bir prens bu ve sen ne denli az anlıyorsun? O simgelerle…

  • Gurudwara

    Tavuk Gibi Yaşayan Bir Kartal’ın Hikayesi

    Bir rivayete göre; dört tavuk bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çaldılar. Yumurtayı kümese getirdiklerinde, kümeste bulunan diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşündüler. Zaman geçti, yumurtayı getirenler de unuttu, onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğunu inandılar… Bir anne bulundu yetim yumurtaya, kuluçka başladı. Kısa bir zaman sonra yumurta kırıldı. İçinden simsiyah kanatlı, ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıktı… Herkes mutluydu, böylesini ilk defa görmüşlerdi. Anne tavuk, dersler vermeye başladı yavrusuna: “Bak yavrum, yerden bulduğun böceği şöyle ye! Arpayı buğdayı böyle ye!..” Anne tavuk her geçen gün yeni şeyler öğretiyordu yavrusuna. Büyük tavuk annesinin her söylediğini yapıyordu. Tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da…

  • Gurudwara

    Kaybolan Tanrı

    Hititler, Tanrılarını insan biçimli (antropomorfik), insani karakter, yönelim ve duygular barındıran insan dışı varlık olarak düşünmekteydiler. Bu yüzden karşılaştıkları sorunların sebebini öfkelenen bir tanrının ülkeyi/kenti/tapınağı terk etmesine bağlamaktaydılar. Buna göre bir tanrı canı isterse çekip gidebiliyordu. Ancak tanrının gitmesiyle ona bağlı olan doğa olayları da etkileniyordu. Tanrıda oluşan öfke ve kinin nedenini ise büyüsel kirlenmeye bağlamışlardır. Tanrının bu kirlilikten arındırılmaması halinde hastalık, salgın, kıtlık, kuraklık, ev içinde kan, lanet, gözyaşı gibi istenmeyen pek çok durumun ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Hatti kökenli “Kaybolan Tanrı Telipinu” mitosu, bu durumu özetleyen bir örnektir. [1] Mitos, ortalardan kaybolan, kaybolurken de bolluğu, bereketi, ülkede iyi olan her şeyi beraberinde götüren tanrının bulunup geri getirilmesi üzerine…

  • Gurudwara

    İnsanın Kendini arayışı 1

    Bir Fars atasözü der ki: ”O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini; çocuktur, onu eğitin/yetiştirin. O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini; cahildir, ondan uzakça durun. O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini; (belki) uykudadır, onu uyandırın. O ki, biliyor ama biliyor bildiğini; bilge kişidir, onu izleyin. ” Eski Yunan’da Delfi’deki Apollon tapınağının alınlığında altın harflerle ‘Gnothi seauton’ (Yunanca: γνῶθι σεαυτόν), Latince’de söylenişiyle ‘Nosce Te İpsum’, yani “Kendini Bil” yazıyor diye yıllardır aktarageldik. Eski Hint Veda’larından, Upanishad’lardan konuşurken sürekli ‘Kendini tanımadan Tanrı’nın tanınamayacağının erdeminden bahsedip, ustaların ‘kendini tanı’ bilgisine ulaştığını yazarken, ariflerden “men arefe nefsehu fekad arefe rabbehu yani ‘’Nefsini bilen rabbini bilir.’’ diye nakletmişizdir. Rig Veda’da (1500+ BCE) “Ekam sat, viprah bahudha…

  • Hayat

    Yaşlı İnsanlarla Uğraşmayın

    Yaşlı kadın banka kartını bir bankacıya verdi ve ”500 $ çekmek istiyorum ” dedi. Veznedar ona: ”2,000 $ ‘dan az para çekmek için lütfen ATM’ yi kullan ” dedi. Yaşlı kadın nedenini bilmek istedi… Veznedar banka kartını iade etti ve ona, ”Kurallar böyle. Başka bir mesele yoksa lütfen ayrılın. Arkanızda bir sıra var.” Yaşlı kadın birkaç saniye sessiz kaldı, sonra kartı veznedara teslim etti ve ”Lütfen sahip olduğum tüm parayı çekmeme yardım edin ” dedi. Hesap bakiyesini kontrol ettiğinde veznedar çok şaşırdı. Başını salladı, eğildi ve saygı ile ona dedi ki: ′′ Özür dilerim hanımefendi, hesabınızda 35 milyon dolar var ve bankamızın şu anda bu kadar fazla nakit parası yok.…

  • Hayat

    Yaşamak

    Hayat, deneme yapmaya izin vermeyen bir oyundur. Perde kapanmadan, oyun alkışsız bitmeden şarkı söylemelisiniz, gülmelisiniz, ağlamalısınız, dans etmelisiniz ve hayatının her anını yoğun bir şekilde yaşamalısınız. Gülümseyin! Ama o gülümsemenin arkasına saklanmayın. Bu ne olduğunuzu gösterir. Korkusuz… Gülümsemenin hayalini kuran insanlar var. Benim gibi. Gidin ve yaşayın! Deneyin! Hayat, yaşama girişiminde çıkagelir. Her şeyden önce sevin. Her şeyi ve herkesi sevin. Dünyanın pisliğine gözlerinizi kapamayın, açlığı görmezden gelmeyin. Başarısızlığı unutun gitsin, ama çok geçmeden bununla mücadele etmek için bir şeyler yapın ve kendinizi aciz hissetmeyin Araştırın! Herkeste ve her şeyde neyin iyi olduğunu bulmaya çalışın. Hayat ve insanlar…bunları yaşama nedeniniz yapın. Sizden farklı düşünen insanları anlayın, onları eleştirmeyin Arkanıza bakın,…

  • Felsefe,  Hayat

    Affetmek

    Buddha bir gün, öğrencileriyle bir ağacın altında otururken ansızın bir adam çıkagelir ve birden bire Buddha’nın yüzüne tükürür. Buddha bunun üzerine sakince yüzünü silip adama “Sıradaki ne? Bana başka ne yapmak isterdin?” diye sorar. Buddha’nın bu öfke içermeyen sözlerini duyan adam oldukça kafası karışık şekilde normalde bu duruma maruz kalan birinin çok öfkelenmesi gerektiğini düşünür. Adam bunları düşünürken Buddha’nın en sadık öğrencisi Ananda bu duruma tepki gösterir ve adamın hemen cezalandırılması gerektiğini aksi takdirde herkesin böyle şeyler yapabileceğini söyler. Bunun üzerine Buddha öğrencisine dönerek: “Bu adamın yaptığına gücenmedim ancak sana güceniyorum. O bir yabancı ve beni tanımıyor. Geldiği yeri ve öyküsünü bilmiyoruz. Buraya gelmeden önce belli ki benimle ilgili kafasında…

  • Osho

    Zihin Her Zaman Daha Fazlasını İster

    Zihin her zaman daha fazlasını ister, o bir dilencidir. Çok eski bir hikâye anlatacağım… Bir dilenci sarayın kapısını çaldı. Şans eseri tam da kral bahçedeki sabah yürüyüşünden geliyordu. Bu yüzden kapıyı kendisi açtı. Dilenci, “Görünen o ki bu senin için şanslı bir gün” dedi. Kral da “Benim için mi, senin için mi?” dedi. Dilenci, “Bugünün sonunda bu anlaşılacak. Ben bir dilenciyim ve senden sadece tek bir şey istiyorum. Şu dilenci tasına sahibim; istediğin herhangi bir şeyle onu doldurabilir misin?” dedi. Dilenci biraz garip görünüyordu, gözleri mistiklerinki gibiydi; onun konuşması dilencininki gibi değil bir imparator gibiydi. Onun tüm aurası muazzam bir otoriteden oluşuyordu. Kral vezirine dilencinin tasını altın paralarla doldurmasını emretti.…

Araç çubuğuna atla