• Psikoloji

    Kobra etkisi

    İngiliz hükümeti Hindistan yönetimini elinde tuttuğu dönemde kobralardan çok çeker ve kobralara karşı savaş başlatır. Ne var ki İngilizler yılanlarla haşır neşir oldukça daha çok İngiliz kobra zehiriyle tanışır. Bunu fark eden “zeki” bir İngiliz neden biz uğraşıyoruz ? Kobra kafası getiren Hintliye ödül verelim olsun bitsin.” der. Bunun üzerine kampanya başlar. Başlarda gerçekten Kobraların sayısı azalır; ancak zor koşullara muhteşem uyumları ile bilinen Hintliler “Madem bunlar her ölü yılana para veriyor o zaman biz bu kobraları besleyelim üretelim. Hem kim koşacak kobra peşinde?” derler. Bu fikirle yola çıkan Hintliler kobra çiftlikleri kurarak yılanları üretirler ve paraya para demezler. Bu durumu fark edip aptal yerine konduklarını anlayan İngilizler, hem daha…

  • Gurudwara

    İnsanın Ölümsüzlük Arayışı 1

    İnsanoğlu var olduğu günden bugüne kadar hep iki şey için uğraştı; yaşamak ve var olmak. Çünkü insanın en temel çelişkisi ölümle hayat arasında… Doğduğu günden itibaren ölümcül bir hastalığa sahip olan insanoğlu, bunu aşmak için var olduğu tarih boyunca, iki nesneye sahip olmak için uğraşıp durmuş. Biri ölümsüzlüğe çare bir yiyecek, diğeri ise bakırı altına çevirecek bir iksir icat etmek. Biz bu ilk yazıda insanın ölümsüzlük arayışındaki birinci durağı olan, onu ölümsüz yapacak diye inandığı yiyecekten bahsedeceğiz ki tarihin çarkı eski Yunan medeniyetine geldiğinde bu yiyeceğin artık çok bilindik bir adı vardı… Ambrosia Yiyecek, yeryüzündeki hikayemizin başından beri tüm canlılar için hayati önem taşımakta. Hatta insanın anlayışında o kadar derin bir…

  • Gurudwara

    Yanlış Yöne Bakıyorsun, Yanlış Şeyler Görüyorsun

    İletişimde 9 olası hata başlığını gördüğümde ilk aklıma gelen bir gün bu konuda yazmaktı… Bu başlık altında Düşündüğünüz, Söylemek istediğiniz, Söylediğinizi sandığınız, Söylediğiniz, Karşınızdakinin duymak istediği, Duyduğu, Anlamak istediği, Anladığını sandığı , Anladığı… arasında farklar vardır. Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 olası durum söz konusudur… diyordu yazarı… Alıntıladığım bu satırlar Sylviane Herpin’e ait. Buradan varmak istediğim yer ise ‘anlayışı’ nasıl geliştirebileceğimiz. Ve bunu kendimizden, en yakınlarımızdan başlayarak dalga dalga topluma nasıl yayabileceğimiz… Bu konuda en yetkin isimlerden biri hiç şüphesiz Virginia Satir. İnsanla çalışıyorsanız, çalışmanız insan ruhunu da kapsıyorsa onu duymamış olmanız imkansız gibi. Eğer ilk kez duyuyorsanız da lütfen kitaplarından en az birini okuma listenize alın. Ondan…

  • Mevlana

    Murat, muratsızlıktadır; varlık yoklukta

    Yapılma, yıkılmadadır; topluluk, dağınıklıkta; düzeltme, kırılmada; murat, muratsızlıktadır; varlık yoklukta. Her şey buna benzer. Öbür zıtlar ve eşler de hep bunlar gibidir. Birisi geldi, yeri bellemeye, sürmeye başladı.                                                                                             Aptalın biri dayanamayıp feryat etti.                                                                 …

  • Osho

    Yeni insan

    İnsanlık bir yol ayrımına gelmiş durumdadır. Tek boyutlu insanı yaşadık ve tükettik. Artık daha zengin insanlar olmamız gerekiyor. Üç boyutlu olmalıyız. Ben buna üç kelime diyorum. İlk kelime, bilinç. İkinci kelime, tutku. Üçüncü kelime ise, yaratıcılıktır. Bilinç, varoluştur. Tutku, duygu. Yaratıcılık ise, eylem. Benim derin insan vizyonum, bu üçünü bir arada görmektir. Sana gelmiş geçmiş en büyük iç mücadeleyi, tamamlanması en zor görevi veriyorum. Buddha kadar aydınlık, Krishna kadar sevgi dolu ve Michelangelo ya da Leonardo Da Vinci kadar yaratıcı olmalısın. Hepsini aynı anda olmak zorundasın. Ancak o zaman tam tatmine ulaşırsın. Aksi halde içinde hep bir şeyler eksik kalacak. Ve içindeki o eksik parça, seni dengesiz ve tatminsiz kılacak.…

  • Felsefe

    İyilik

    Köyün birinde yaşlı bir ressam yaşıyordu. Olağanüstü güzel resimler yaptığından resimlerinin alıcı çoktu. Müşteri seçer, sanatseverleri bekler, çok da iyi fiyata satardı. Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki : “Yahu senin durumun iyi. Neden kimseye yardım yapmıyorsun. Bak fırıncı fakirlere sıkça bedava ekmek veriyor. Kasap ara sıra bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun?..” Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi. Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde konuşuyor ve ressamı kötülüyordu. Bir gün ressam hasta oldu. Kimse de onun yanına ziyarete gelmedi ve sonunda ressam öldü. Aradan bir kaç gün geçti. Ama artık ne fırıncı ekmek veriyordu fakirlere, ne de kasap et. Sordular; “Neden fakirlerin…

  • Felsefe

    Bilmek istiyorum

    “Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. Özlediğin, arzuladığın şeylerin hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini, bilmek istiyorum. Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için, aptal gibi görünme riskini göze alıp alamayacağını bilmek istiyorum. Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan kederlerimizle yüzleşip yüzleşemeyeceğini bilmek istiyorum. Yüreğin doğanın ritmi ve yaşama sevinciyle dolu bir sevdanın sınırlarına vardığında, o sınırları feda edip edemeyeceğini bilmek istiyorum. Anlattığın hikâyenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Kendi ruhuna ihanet etmemek için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratmayacağını bilmek istiyorum. İhaneti göze aldığın her seferinde, sonuçlarını ayakta karşılayıp karşılayamayacağını bilmek istiyorum. ‘Güven’ kelimesinin senin için ne ifade ettiğini bilmek istiyorum. Bazen sana karanlık…

  • Felsefe

    Bu tohumu siz ekebilir misiniz?

    Bir zamanlar Çin’de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı… Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator’un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator’u görünce ona şöyle dedi; “Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak…” İmparator dudak büker; “Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?” Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve; “Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz..” İmparator kahkaha atarak; “Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni..” dedi. Yoksul adam; “Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım… Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına…

  • Hayat

    Bir kahvenin 40 yıl hatırı var

    ” Bir kahvenin 40 yıl hatırı var ” deyiminin gerçek tarihçesi, Üsküdarlı Bilge Yusuf ile Rum balıkçı Stelyo’nun hikâyesine dayanır. 1895 Eminönü Yemiş İskelesi, balıkçı kahvesine giren Osmanlı zabiti; ” – bre Yusuf, herkese benden okkalı bir kahve, ama şurda oturan Rum palikaryasına yok..Ona, kahvem de akçem de haramdır “..der… Bilge Yusuf kahveleri ikram eder, bir kahve de Palikarya Stelyo nun önüne koyar… Zabıt adeta kükrer.. ” – ben, ona haramdır demedimmi Yusuf ” .. Bilge Yusuf, hiç istifini bozmaz.. ” – Komutan, o kahve benden, ona da helaldir ” der… Stelyo minnetle bakar Yusuf’a.. 1905 olur, Samos ( Sisam ) arasında Rum isyanı başlar.. Damat Ferit Paşa adaya asker…

  • Felsefe

    Eşeğin Gölgesi

    Eski Atina’da önemli bir soruna çözüm aranırken kürsüye fikrini söylemek için filozof Demostenes çıkar. Ancak kekeme olduğundan sözünü dinletemez. İnsanlar sürekli kendi aralarında konuşmakta, filozofu dinlememektedir. Bunun üzerine Demostenes, “Bir hikaye anlatıp ineceğim” diye bağırır ve sessizlik olunca anlatmaya başlar: “Bir yolcu Atina’dan Megara’ya gitmek için bir eşek kiralamış. O eşeğin üzerinde, kiralayan eşeğin sahibi de yayan olarak yanlarında beraber yola çıkmışlar. Derken öğle sıcağı bastırmış, biraz dinlenmek ve öğle yemeği yemek için durmuşlar ama hiç gölgelik yokmuş ve eşeğin sahibi hemen eşeğinin gölgesine sığınmış. Eşeği kiralayan, ‘Sen çekil gölgede benim oturmam gerek’ demiş. Eşeğin sahibi itiraz etmiş: ‘Tabi ki ben oturacağım, çünkü eşek benim.’ Yolcu; ” Ama eşeği kiraladım’…

Araç çubuğuna atla