• Psikoloji

    Sebepsiz Nefret

    5 Nisan 1968 günü Amerika’nın Iowa Eyaletinde 840 nüfuslu Riceville yerleşimi okulunda bir öğrencisi sınıf öğretmeni Jane Elliott’a bir gün önce öldürülen siyahi aktivist Martin Luther King’in neden öldürüldüğünü sordu. Sonradan psikoloji bilimi tarihine geçecek olan deneyini Elliott o bir anda tasarladı ve 8-9 yaşlarındaki hepsi beyaz olan öğrencilerini “mavi gözlüler” ve “kahverengi gözlüler” olarak ikiye ayırdı. Mavi gözlü öğrencileri sınıfın arkasına oturttu ve kahverengi öğrencilere de yeşil kartondan bir kolluk taktı sonra da ” Burada ve her yerde kahverengi gözlü olanlar daha zeki daha temiz ve daha başarılıdırlar” dedi. Sonra da tahtaya dönüp “MELANİN” yazdı ve izahatını sürdürdü; “İnsanların göz rengini işte bu adını yazdığım kimyasal belirler. Doğum esnasında…

  • Zen

    Bu bir şey verme meselesi değildir, bu vermekle ilgili bir meseledir.

    “…Bir samuray, bir kış günü Eisai’nin tapınağına geldi ve bir ricada bulundu: “Ben hasta ve yoksulum” dedi, “ve ailem açlıktan ölüyor. Lütfen efendim bize yardım edin.” Emekli maaşına bağlı olarak yaşayan Eisai’nin hayatı zorluklarla doluydu ve verebilecek hiçbir şeyi yoktu. Tam samurayı geri göndermek üzereyken, meditasyon salonundaki Yakushi-Buda’ nın heykeli aklına geldi. Heykele gidip başındaki değerli haleyi koparıp samuraya verdi. Eisai, “bunu sat” dedi. “Bu seni bir süre idare eder”. Şaşkın ama çaresiz samuray haleyi aldı ve gitti. “Efendim! Bu bir hakarettir! Bunu nasıl yapabilirsiniz” diye Eisai’nin müritlerinden biri bağırdı. “Hakaret mi? Hıh! Ben sadece sevgi ve merhametle dolu olan Buda’nın zihnini, tabiri caizse işe yarar hale getirdim. Aslında bu…

  • Psikoloji

    Ve Tanrı Kadını Yarattı…

    Altıncı gün dolmak üzereydi Ve Tanrı hala kadını yaratıyordu. Bir melek çıkageldi. Tanrı’ya; – Ötekini, erkeği çok daha çabuk yaratmıştın, buna niye bunca zaman ayırıyorsun? diye sordu. Tanrı yanıt verdi: – Çünkü buna çok değerli, çok farklı özellikler katıyorum. dedi. – Örneğin yüzlerce parçadan oluşturuyorum. Ama yine bir bütün olmasını sağlıyorum. Bu yarattığım bir çok çocuğa aynı anda sarılabilmeli, Dünyanın her yerindeki çocukları kucaklayabilmeli. Düşen bir çocuğun kanayan dizini de, Yaralı bir yüreği de iyileştirebilmeli.. Melek sordu: – Kaç eli, kaç kolu olacak? – Sadece iki. – İki el, iki kolla mı yapacak bu dediklerini… – Hepsi bu değil… Kendi yaralarını da kendi sarabilecek. Ayrıca günde 18 saat çalışabilir durumda…

  • Yoga

    Tanrı’yı bilenler onu tanımlamaz. Tanrı’yı tanımlayanlar onu bilmez. Hallac-ı Mansur

    Bengal’deki bir köyde yaşayan dul bir kadın, oğlunu yaşadıkları evden çok uzakta olan bir okula göndermiş ancak otobüs ücretini ödeyecek parası yokmuş. Çocuğun okula gidebilmesi için ormanın içinden yürüyerek kendi başına geçmesi gerekiyormuş. Annesi, oğluna cesaret vermek için şöyle demiş: “Ormandan korkma oğlum. Yanında olması için Tanrı Krişna’yı çağır. O senin dualarını duyacaktır.” ; Çocuk annesinin dediğini yapmış ve Krişna ona görünmüş; sonra da çocuğu her gün okula götürmeye başlamış. Öğretmeninin doğum gününde, çocuk öğretmene hediye alabilmek için annesinden para istemiş. “Hiç paramız yok oğlum” demiş annesi; “Öğretmenine götürmek için Tanrı Krişna’dan bir hediye iste.” Ertesi gün, çocuk derdini Krişna’ya anlatmış. Krişna ona içi süt dolu bir testi vermiş. Çocuk…

  • Hayat

    Geçmiş, şimdiki zaman üzerinde en ufak bir güç sahibi değildir

    “Geçmiş, şimdiki zaman üzerinde en ufak bir güç sahibi değildir.” “Mutsuzluğun birincil sebebi içinde bulunulan durum değil, sizin bu durum hakkındaki düşüncelerinizdir.” “Kendinizi tanımlama çabalarını bırakın ve başkalarının hakkınızda ne düşündüğünü önemsemeyin. Çünkü sizi tanımladıklarında, yalnızca kendilerini sınırlarlar. Bu da onların problemi.” “Sevmek, başkasında kendinizi farketmektir.” “Şimdiki zamanın sahip olduğunuz tek şey olduğunu fark edin. Şimdiyi hayatınızın odağı haline getirin.” “Yaşam, zihinlerimizin zannettiği kadar ciddi bir şey değildir.” “Şu ânı, içerdiği her şey sizin seçiminizmiş gibi kabul edin.” “Başkasında gördüğünüz ve karşı çıktığınız her şey, kendinizde de vardır.” “Zaman değerli değildir çünkü bir illüzyondur. Zamana, yani geçmişe ve geleceğe ne kadar çok odaklanırsanız, şu ânı o kadar kaçırırsınız. Yani asıl…

  • Tasavvuf

    Kabağın da bir sahibi var

    Vaktiyle Cavlakiye tarikine mensub olmaya hazırlanan bir derviş berbere gidip: – Vur usturayı Berber efendi, der. … Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar ve diğer tarafa usturayı vuracakken, mahallenin kabadayısı içeri girer. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert bir tokat atarak: – Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye bağırır. ‘Dövene elsiz, sövene dilsiz’ olan, halktan gelen her şeyin Hak’tan geldiğine inanan derviş, sabreder. Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli alay eder derviş ile: ‘Kabak aşağı, kabak yukarı.’ Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelerek kabadayıyı altına alıp sürükler. Arabanın oku göğsüne…

  • Tasavvuf

    Eyvallah

    İkindi vakti öncesi abdest almak için avluya çıkan şeyh; dervişin birinden bir ibrik su ister. Derviş getirir. Yere çömelmiş abdest almaya çalışan şeyh bir yandan da bahçedeki dervişleri gözetlemektedir. Su döken derviş bakar ki şeyh elini yıkarken bazı yerleri kuru kalır.İçinden; -‘Bir de bize mürşit olacak, doğru dürüst abdest almayı bile beceremiyor’ diye geçirir. Bakışları alaycı ve suizandır. Şeyh kafasını kaldırır dervişin bakışlarını yakalar aklından geçenleri okur; -‘Evlat sen bize yaramazsın akşama kalmadan dergahımızı terk et’,der. Derviş şeyhi için böyle düşündüğü için bin pişman olmuştur ama nafile kovulmuştur artık. Akşam arkadaşları ile helalleşerek ıssız bir dağ yamacındaki dergahtan ayrılır. Ne ailesi vardır ne gidecek yeri. Deli divane dağ tepe yürür,…

  • Felsefe

    Sır

    Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi: “Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.” Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu! Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın. “Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp: “Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım. Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha…

  • Osho

    Benliği olmayanı bilmek

    “Bir benliğim vardı bu sadece kapıya kadardı. Bilme tapınağına girdiğin anda benlik kalmaz, onu artık bulamazsın. O seni kapıya kadar takip eden, hatta sadece takip etmekle kalmayıp sana yapışıp kalan bir gölgedir. Sadece kapıya kadar: o, tapınağa giremez. Eğer onu saklamak zorundaysan tapınağa giremezsin. Benlik bir kişinin atması gereken en son şeydir. Bir kişi her şeyi atabilir ama kendini atması öylesine imkansızdır ki! Çünkü kendini bilme gayreti insanın kendisinin kendine yönelik bir çabasıdır. Sen diye bir şey olmayacağını idrak ettiğin anda; artık buna çabalamazsın. Nefsin olmadığı anda evrensel hale gelirsin. Bu büyük bir oyundur. Benliği bilmek şüphesiz ki en büyük, en üst derecedeki oyundur. Benlik korunacak bir şey değildir, yok…

  • Felsefe

    İnsan Olmak

    Her şeyin olabilir ve her şey olabilirsin. Evlerin, arabaların. Bilgisayar vs. her türlü teknolojik imkanın, renk renk elbiselerin, pahalı parfüm, ya da kremlerin, pahalı alışkanlıkların. Güzel ya da çirkin, Uzun ya da kısa, boylu poslu, gösterişli, ya da gösterişsiz, tombul, ya da zayıf, genç, ya da yaşlı, kadın, ya da erkek, anne, baba, kardeş, ağabey, dost, arkadaş. huzurlu, ya da huzursuz, güleryüzlü, ya da somurtuk, sakin, ya da hareketli, sabırlı, dayanıklı, heyecanlı, atak ve coşkulu, hatta her an içinde bulunduğun duruma göre bir şey de olabilirsin. Sonra iş sahibi olabilirsin, ya da işsiz, Üniversite, lise, yada ilköğretim mezunu olabilirsin, bir meslek sahibi olabilirsin, öğretmen, memur, işçi, doktor, mimar, ya da…

Araç çubuğuna atla