• Gurudwara

    Özgüven

    Önemli bir savaş sırasında Japon bir komutan askerlerinin sayısının düşmanlarınkine kıyasla çok daha az olmasına rağmen saldırıya geçmeye karar verir. Ordusunun kazanacağına olan güveni tamdır. Ancak, askerleri zafer konusunda oldukça kaygılıdır. Komutan zekice bir plan yapar. Savaş alanına doğru ilerlerken, yol kenarındaki bir tapınakta durup hep birlikte dua ederler. Daha sonra komutan cebinden bozuk para çıkararak; “Şimdi yazı-tura atacağız. Eğer tura gelirse, biz kazanacağız, ama eğer yazı gelirse kaybedeceğiz, kaderimiz böylece ortaya çıkacak” der. Bozuk parayı havaya atar ve herkes sabırsızca paranın yere düşmesini bekler. Tura gelmiştir. Askerler çok sevinirler; kendilerine olan güvenlerini toplamışlardır. Bu coşkuyla düşmana saldırır ve savaşı kazanırlar. Bir süre sonra yüzbaşı komutanının yanına gelerek onun kehanetini…

  • Felsefe,  Gurudwara,  Vedanta,  Yoga

    Yaşam ve Ölüm

    Bu haftaki anlatılmaz olanları anlatan hikayemizi Arthur Schopenhauer’in “Bu dünyadaki en iç rahatlatıcı ve insanı yücelten eser olsa gerek. Yaşamımın tesellisi o oldu, ölümümün de o olacak” dediği; Hint mistisizminin temel metinlerinden olan Upanishad’ ların en eski ve etkileyicilerinden biri olan Katha Upanisad’tan seçtik. Eser “Kathopanishad” diye de bilinir. Bhagavad Gita, bu Upanişad’tan bazı bölümleri bire bir almıştır. Hint geleneğinde diğer Upanişad öğretilerini rişiler (ermişler) vermiştir ama bu Upanişad öğretisini bizzat “Ölüm Tanrısı Yama” olarak kişileştirilmiş “ölüm” verir. Hikayesi ise şöyle: Binlerce yıl önce, eski Hindistan’da Vacaşravasa isminde bir ermiş yaşardı, Naçiketas isminde altın kalpli bir de oğlu vardı, çok dindar bir yapısı olan bu ermiş, öldükten sonra tanrı katında…

  • Gurudwara

    Hızır’a Hazır Olmak

    Vaktiyle saf biri Hızır’ı görme derdine düşmüş. Demişler ki, şu çölü aş, şu şehre ulaş; Hızır da oralardadır! Bizimki çölü geçip bitkin halde şehrin pazar yerine varmış. Karşısına çıkan bir adam onun perişan haline bakıp; “Hayırdır” demiş, “nereden gelir, nereye gidersin?” “Hızır’ı arıyorum” cevabını alınca da, “İyi de, görünce Hızır’ı tanıyabilecek misin?” diye sormuş. Bizim saf “Vallahi o hiç aklıma gelmedi” demiş. “Üzülme, ben sana tarif edeyim” demiş adam gülümseyerek; “Hızır benim gibi kara kuru bir ihtiyardır.” Sonra birbirlerinin aksi yönde yürüyüp gitmişler. Bizimkinin aklı başına gelip Hızır’la karşılaştığını anladığında… Çok geçmiş artık, çok! *** Sanırım bütün mesele HIZIR’A HAZIR OLMAKTA… Çünkü istemek, dilemek yetmez. Hızır’a hazır olmak gerekir! Hazır…

  • Gurudwara

    Terzi

    Adamın biri dolapları karıştırırken babasından kalma çok güzel bir elbiselik kumaş bulmuş. Kendisine bir takım elbise yaptırmaya karar vermiş. Terzisi de olmadığından tanımadığı bir mahalle terzisine gitmiş kumaşı teslim etmiş. Üstün körü ve hızlı provalar bittikten sonra sıra elbisesini almaya geldiğinde büyük hevesle elbiseyi sırtına geçirmiş, geçmiş aynanın karşısına ki bir de ne görsün? Elbisenin bir omuzu diğerine göre aşağıda. İşte o anda; “Nasıl buldunuz elbiseyi?” diye sormuş terzi. “Güzel olmasına güzel de …… şu omuz.” demiş aynaya doğru yan dönerek adam. “Omuz mu? Omuzda ne var?” diye sormuş terzi… “Bana biraz aşağıda duruyor gibi geldi.” demiş adam aynaya dikkatle bakarak. Terzi bakmış, sonra da; “Siz yanlış duruyorsunuz da ondan”…

  • Gurudwara

    Bu Tohumu Sen Ekebilir misin

    Bir zamanlar Çin’de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı… Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator’un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator’u görünce ona şöyle dedi; “Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak…” İmparator dudak büker; “Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?” Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve; “Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz…” İmparator kahkaha atarak; “Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni…” dedi. Yoksul adam; “Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım… Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına…

  • Gurudwara

    Prens ve Öfkeli Adam

    Bir zamanlar, Becharre kentinde zarif bir prens yaşardı, tüm tebaasının sevdiği ve saydığı. Ama bu prense karşı öfke dolu, dilini durmaksızın ona sövmek için kullanan çok yoksul bir adam vardı. Prens bunu bilir ve sabrederdi. Ama sonunda hatırına geldi ve bir kış gecesi, adamın kapısını prensin hizmetkarlarından biri çaldı, elinde bir çuval un, bir paket sabun ve bir şeker kamışı ile. Adamı bir sevinçtir aldı, armağanların prensin bir sus payı olduğunu sanmıştı çünkü. Ve mağrur bir şekilde piskoposa gidip prensin yaptığını anlattı ve ”Görüyor musun ki prens benim hatırıma ne kadar gereksiniyor? ”dedi. Ama piskopos ”Ah, ne denli akıllı bir prens bu ve sen ne denli az anlıyorsun? O simgelerle…

  • Gurudwara

    Tavuk Gibi Yaşayan Bir Kartal’ın Hikayesi

    Bir rivayete göre; dört tavuk bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çaldılar. Yumurtayı kümese getirdiklerinde, kümeste bulunan diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşündüler. Zaman geçti, yumurtayı getirenler de unuttu, onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğunu inandılar… Bir anne bulundu yetim yumurtaya, kuluçka başladı. Kısa bir zaman sonra yumurta kırıldı. İçinden simsiyah kanatlı, ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıktı… Herkes mutluydu, böylesini ilk defa görmüşlerdi. Anne tavuk, dersler vermeye başladı yavrusuna: “Bak yavrum, yerden bulduğun böceği şöyle ye! Arpayı buğdayı böyle ye!..” Anne tavuk her geçen gün yeni şeyler öğretiyordu yavrusuna. Büyük tavuk annesinin her söylediğini yapıyordu. Tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da…

  • Gurudwara

    İnsanın Kendini Arayışı 4

    İnsanın kendini tanımaya dair yaptığı çalışmalar, kendi özelinde gerçek doğasını, kendi hakikatini tanımak için yeterli olmasa bile; hiç değilse hakikata dair bir güzel koku almasına, hakikatin ardındaki sonsuzluğa dair genişleyen idrakinin ona getirdiği sezgisel bilgilere ulaşmasına vesile olacaktır. Bu da arayış yolundaki kararlılığı, sabrı arttırarak onu kendine biraz daha yaklaştıracaktır. Kendini tanıma arayışı içinde ulaşacağı idrak ile; arayışını dıştan içeriye yönlendiren insan, kalbe yönelir. Böylelikle kendi hakikatini anlama yolculuğunda bir başka zirveye ulaşır; kendini bilme.. Bu hal, kamil insan olma hali, erdemli/bilge/arif kişilere özgü bir durumdur. Önceleri kendini bilmeyen bir yaşantıda kaybolmuş, kalbini bir yığın vesvese, endişe, zihinsel, düşünsel, duygusal artıklar, dünya meşgalesi ile doldurmuş, ayakta ya da yatakta uykuda…

  • Gurudwara

    İnsanın Kendini Arayışı 3

    Zamanda yolculuk Ey Yolcu; Bu yolculuk için seçtiğin yol sonu olmayan bir yoldur. Seni, Sana ulaştırır. Kendinden başlayıp, kendinden içeriye doğru yürüdüğünde attığın her adımla açtığın bir yoldur. Tıpkı karla kaplı geniş bir ovada, göz gözü görmeyen bir tipi altında yürümek gibi. Görüş mesafen sıfırdır sadece attığın adım ve adımını attığın an vardır. Çünkü Zamanda Yolculuk yapmak ancak “An”da yaşamakla mümkün olabilir. Bu yolculukta en ilkel içgüdülerin ve en gelişmiş sezgilerin refakat eder sadece sana. Ya eski izlerin üzerinden gidersin, ya da fırtına onları örtmüş, veya tipi görüşünü engellediğinden ya da sadece öyle seçtiğin için sen kendi yolunu yaratırsın. Bu yüzden bir tek değil sonsuz sayıda yol vardır. “Ya bir…

  • Felsefe

    Mutluluğun Gizi

    Bir tüccar mutluluğun gizini öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış. Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş. Dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış. Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama mutluluğun gizini açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini…

Araç çubuğuna atla