• Osho

    Anahtar

    Farz edelim ki elimizde bir anahtar var. Anahtarın kendisine bakarak doğrudan ne işe yaradığını anlamamız veya büyük bir hazineye onun sayesinde ulaşılabileceğini hayal etmemiz mümkün değildir. Anahtarın içinde hazineyle ilgili bir işaret gizli değil; anahtar kendi içinde kapalı. Onu kırar veya parçalara bölersek hangi metalden yapılmış olduğunu bulabiliriz ama ortaya çıkarma yetisine sahip olduğu hazine hakkında hiçbir şey bulamayız. Ve böyle bir anahtar hazine hakkında hiçbir ipucu olmaksızın uzun süre saklandığı zaman yalnızca yaşamımızdaki bir yüke dönüşür. Yaşamda bugün bile birçok hazinenin kapısını açabilecek pek çok anahtar mevcut ancak ne yazık ki ne hazineler, ne de açılabilecek kilitler hakkında hiçbir bilgimiz yok. Ve ne hazine, ne de kilitler hakkında hiçbir…

  • Mevlana

    Hiç

    Anlatılanlara göre bir gün Mevlânâ, Şems-i Tebrizî’yi evine davet eder. Şems, Celalettin Rumi’nin evine gider ve ev sahibinin ikramını gördükten sonra ona sorar:– Benim için şarap hazırladın mı?Mevlânâ hayret içerisinde sorar:– Meğer sen şarap içiyorsun, öyle mi?Şems cevap verir:– Evet.Mevlânâ:– Bunu bilmiyordum.– Mademki öğrendin bana şarap ikram et.– Bu gece vakti şarabı nereden bulabilirim?– Hizmetçilerinden birine söyle gidip alsın.– Bu iş yüzünden Tanrı’nın karşısında şeref ve haysiyetim beş paralık olur.– O zaman, git kendin al.– Bu şehirde beni herkes tanır. Ecnebi mahallesine gidip nasıl şarap alabilirim ki?– Eğer bana saygın varsa benim rahatım için bunu yapmalısın. Çünkü ben geceleri şarapsız ne yemek yiyebilir, ne konuşabilir, ne de uyuyabilirim.Mevlânâ, Şems’e olan…

  • Tasavvuf

    Hakiki Mevlâna Nerede?

    Mahmud Erol Kılıç: Ben Osmanlı’nın kurucu babaları olarak İbn Arabî’yi ve Mevlâna’yı görüyorum Hz. Mevlana ve hayatı hakkında ortaya atılan bazı iddiaları ve Osmanlı döneminde nasıl algılandığını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç ile konuştuk. Halil Solak’ın röportajı. Hz. Mevlâna’nın soyu meselesi çok tartışılıyor. Türk mü, İranlı mı vs. Buradan başlayalım istiyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim: Ancak bu yüzyılın başında moda haline gelmiş bir akım var. Bir insanı değerlendirmek için onun düşünce dünyasının kriterlerini terk edip mensup olduğu kabilenin veyahut ırkın ya da ayakkabı numarasının, saç renginin vs. ne olduğu gibi tamamen ikincil, üçüncül önemi haiz vasıfların öne çıkarılması bir bakıma konuyu esas manasından da uzaklaştırmaktadır.…

  • Biyoenerji

    Şifa

    “İnsanın kendi kendisini iyileştirebilen iyi bir şifacı olması için olağanüstü psişik güçlere ya da duru görü yeteneğine sahip olması gerekmez. Çok basit bir şeye; bedenle ilintili bir farkındalığa sahip olmak yeterlidir. Hayatları heba olmuş pek çok yetenekli psişik tanıdım; insanın manevi becerilerini kendisi yerine başkalarında kullanmasının trajik sonuçlarını gözlemledim. Bir başka gözlemim de en iyi şifacıların iyi ve uyumlu insanlardan çıktığıydı; şifalarını genellikle tam zamanında yapılmış bir telefon konuşması ya da sevgiyle verilmiş bir armağan olarak sunuyorlardı. En iyi şifacılar kolları sıvayıp bütün hastalıkları bir çırpıda ortadan kaldıranlar değil, kişinin kendi kendisini iyileştirmesine yardım edenlerdir. En iyi şifacılar size evrenin yaratıcı enerjileriyle ya da Yaradan’la olan bağınızı hatırlatanlardır. İlahi üstünlük…

  • Mevlana

    Dünyanın neresi iyi

    Mevlana Şems’ten naklediyor: “Büyük bir kafilenin yolu çöle düşmüştü. Su yoktu. Bunalmış bir halde yol alırlarken bir kuyuya rastladılar. Hemen kovayı sallandırdılar. Fakat az bir zaman sonra ip hafifledi. Çektiler gördüler ki ip kesilmiş. Kesik ipe başka bir ip eklediler, başka bir kap buldular, kuyuya saldılar. Bu ip de kesildi. Nihayet kafiledeki akıllı birisi, ben ineyim de bir bakayım dedi, kim kesiyor bu ipi? Kuyuya indiğinde bir de ne görsün? İçerde zebella gibi bir zenci var, kılıcını çekmiş beklemede. Kuyunun bir yanına da adam kelleleri yığılmış. Zenci inen adama sordu:, – Dünyanın neresi iyi? Akıllı adam, ‘aniden herhangi bir yere iyi dersem belki onca orası kötüdür’ diye düşündü ve şu…

  • Mevlana

    İdrak

    ARİFLERİN MENKÎBELERİ ‘nden Müderrislerin sultanı ve dostların ulularından olan, hikmet ve felsefenin her dalında parmakla gösterilen ve bu hususlarda üzerinde sözbirliği edilen Malatya’lı Mevlânâ Şemseddin rivayet etti ki: Bir gün Mevlânâ hazretlerinin refakatinde zamanın Cüneyd’i ve devrin Marufu Çelebi Hüsameddin’in bahçesinde idik….. Mevlânâ hazretleri de ayaklarını ırmağın suyuna sokmuş ilâhî bilgiler saçıyordu. Söz sırasında, fakirlerin sultanı Mevlânâ Şemseddin-i Tebrizî’nin medhi ile meşgul oluyor ve sonsuz medihlerde bulunuyordu. Kutupların makbulü ve arkadaşların ulularından olan Müderris oğlu (Veled -i Müderris)Bedreddin (Tanrı ona rahmet etsin) bunu işitince bir ah çekti ve: “Çok yazık, çok yazık” dedi. Mevlânâ: “Niçin yazık, neye yazık? Niçin hayıflanıyorsun? Hayıflanmanın sebebi nedir? Bizim aramızda hayıflanma ne demek oluyor?” diye…

  • Osho

    Yeni insan

    İnsanlık bir yol ayrımına gelmiş durumdadır. Tek boyutlu insanı yaşadık ve tükettik. Artık daha zengin insanlar olmamız gerekiyor. Üç boyutlu olmalıyız. Ben buna üç kelime diyorum. İlk kelime, bilinç. İkinci kelime, tutku. Üçüncü kelime ise, yaratıcılıktır. Bilinç, varoluştur. Tutku, duygu. Yaratıcılık ise, eylem. Benim derin insan vizyonum, bu üçünü bir arada görmektir. Sana gelmiş geçmiş en büyük iç mücadeleyi, tamamlanması en zor görevi veriyorum. Buddha kadar aydınlık, Krishna kadar sevgi dolu ve Michelangelo ya da Leonardo Da Vinci kadar yaratıcı olmalısın. Hepsini aynı anda olmak zorundasın. Ancak o zaman tam tatmine ulaşırsın. Aksi halde içinde hep bir şeyler eksik kalacak. Ve içindeki o eksik parça, seni dengesiz ve tatminsiz kılacak.…

  • Felsefe

    Yol, yolcu, yolculuk

    Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat arkana bakma… Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de… Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp, yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal… “En doğru yol: En dikensiz yoldur” diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır. aldırma… Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır. Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever. Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat, şu gerçeği de hiç unutma: Yürümekle…

  • Yoga

    Surya Namaskar

    Surya Namaskar, Vedik Çağ’ın aydınlanmış bilgeleri tarafından kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.  Güneş, spiritüel farkındalığı sembolize eder. Ve  mitolojik antik dönemlerde, günlük olarak güneşe dua /teşekkür/ibadet edilirdi. Yogada güneş, Pingala veya Surya Nadi ile, yaşamsal hayat veren gücü taşıyan pranik kanallar ile, temsil edilir. Önemli not: Bu dinamik asanalar grubu zaman içinde orijinal asana grubuna eklemeler yapıldığı için hatha yoga pratiğinin geleneksel kısmı olarak kabul edilmez. Bununla birlikte, vücudun tüm eklem, kas ve iç organlarının gevşemesi, esnemesi, masajı ve güçlenmesi için etkili bir yoldur. Surya Namaskar; asana, pranayama, mantra ve meditasyon tekniklerini içermesi sebebiyle; başlı başına tam bir Sadhana, spiritüel pratiktir. Sabah pratiğine başlamak için mükemmel bir asana grubudur. Surya Namaskar’ın, Pingala…

  • Felsefe

    Gerçekten öğrenmek isteyen herkese öğretirim. Benimle gel

    “Bir gün Buda bir köyden geçiyordu. Çok sinirli ve terbiyesiz genç bir adam gelip ona hakaretler etmeye başladı” “Diğerlerine öğretme hakkın yok” diye bağırdı. “Sen de diğer herkes kadar salaksın. Sen tamamen sahtesin” Buda bu hakaretler yüzünden üzülmedi. Tam tersine genç adama şunu sordu: “Söyle bana, eğer birisine bir hediye alırsan ve o kişi bu hediyeyi kabul etmezse, o zaman bu hediye kime ait olur?” Adam böylesine garip bir soru karşısında şaşırdı ve cevap verdi: “Bana ait olur çünkü hediyeyi ben aldım.” Buda gülümsedi ve şöyle söyledi: “Bu doğru. Ve aynısı senin öfken için de geçerli. Eğer bana öfkelenirsen ve ben bundan rencide olmazsam, öfke geri sana kalır. O zaman…

Araç çubuğuna atla