• Psikoloji

    Hakikat ve Hikayenin Hikayesi

    Bir zamanlar yaşlı bir kadın varmış. Zamandan daha yaşlıymış bu kadın. Saçları bembeyaz ve upuzun, tırnakları uzun ve kıvrık, memeleri karnına kadar sarkmış, derisi buruş buruşmuş. Tüm çıplaklığı ile insanların arasında gezer dururmuş bu yaşlı kadın. Sokak sokak, şehir şehir, ülke ülke gezermiş. İnsanların arasına karışır, onlarla muhabbet etmek istermiş. Ama onu görenler arkalarına bile bakmadan kaçarlarmış. Kırk yılda bir bazen birisi durur kadının derin gözlerine bakarak onunla konuşurmuş. Ama kırk yılda bir. Günlerden bir gün yaşlı kadın bir köy meydanına varmış. Gördüklerine inanamamış. İnsanlar toplanmışlar bir çemberde oturuyorlar, ortada ateş yanıyor ve nefes dahi almadan birisini dinliyorlarmış. Dinledikleri kişi de çok yaşlı bir kadınmış. Bu yaşlı kadının üzerinde rengârenk…

  • Osho

    İlişki

    Hiçbir ilişki güvenli olamaz ! Güvenli olmak, ilişkilerin aslî doğasında yoktur. Eğer bir ilişki güvenli ise, bütün çekiciliğini kaybeder. İşte bu bir problemdir. Bir ilişkinin tadına varmak istiyorsan, o ilişki mümkün olduğunca “güvensiz, belirsiz ve sürprizlerle dolu” olmak zorundadır! Onu tamamen güvenli ve belirli kılarsan tadına varamazsın, çünkü büyüsünü ve cazibesini kaybeder. ve zihin bununla da onunla da tatmin olmaz… O yüzden daima çelişki ve kaos içindedir. Hem canlı, hem de güvenli bir ilişki ister ama bu mümkün olmaz. Çünkü CANLI BİR İNSAN, CANLI BİR İLİŞKİ, CANLI HERHANGİ BİR ŞEY ; NE OLACAĞI BELLİ OLMAYAN BİR ŞEYDİR ! Bir sonraki anda ne olacağı bilinemez, BİLİNEMEDİĞİ İÇİN DE DAHA YOĞUN OLUR…

  • Zen

    Bu bir şey verme meselesi değildir, bu vermekle ilgili bir meseledir.

    “…Bir samuray, bir kış günü Eisai’nin tapınağına geldi ve bir ricada bulundu: “Ben hasta ve yoksulum” dedi, “ve ailem açlıktan ölüyor. Lütfen efendim bize yardım edin.” Emekli maaşına bağlı olarak yaşayan Eisai’nin hayatı zorluklarla doluydu ve verebilecek hiçbir şeyi yoktu. Tam samurayı geri göndermek üzereyken, meditasyon salonundaki Yakushi-Buda’ nın heykeli aklına geldi. Heykele gidip başındaki değerli haleyi koparıp samuraya verdi. Eisai, “bunu sat” dedi. “Bu seni bir süre idare eder”. Şaşkın ama çaresiz samuray haleyi aldı ve gitti. “Efendim! Bu bir hakarettir! Bunu nasıl yapabilirsiniz” diye Eisai’nin müritlerinden biri bağırdı. “Hakaret mi? Hıh! Ben sadece sevgi ve merhametle dolu olan Buda’nın zihnini, tabiri caizse işe yarar hale getirdim. Aslında bu…

  • Psikoloji

    Ve Tanrı Kadını Yarattı…

    Altıncı gün dolmak üzereydi Ve Tanrı hala kadını yaratıyordu. Bir melek çıkageldi. Tanrı’ya; – Ötekini, erkeği çok daha çabuk yaratmıştın, buna niye bunca zaman ayırıyorsun? diye sordu. Tanrı yanıt verdi: – Çünkü buna çok değerli, çok farklı özellikler katıyorum. dedi. – Örneğin yüzlerce parçadan oluşturuyorum. Ama yine bir bütün olmasını sağlıyorum. Bu yarattığım bir çok çocuğa aynı anda sarılabilmeli, Dünyanın her yerindeki çocukları kucaklayabilmeli. Düşen bir çocuğun kanayan dizini de, Yaralı bir yüreği de iyileştirebilmeli.. Melek sordu: – Kaç eli, kaç kolu olacak? – Sadece iki. – İki el, iki kolla mı yapacak bu dediklerini… – Hepsi bu değil… Kendi yaralarını da kendi sarabilecek. Ayrıca günde 18 saat çalışabilir durumda…

  • Yoga

    Tanrı’yı bilenler onu tanımlamaz. Tanrı’yı tanımlayanlar onu bilmez. Hallac-ı Mansur

    Bengal’deki bir köyde yaşayan dul bir kadın, oğlunu yaşadıkları evden çok uzakta olan bir okula göndermiş ancak otobüs ücretini ödeyecek parası yokmuş. Çocuğun okula gidebilmesi için ormanın içinden yürüyerek kendi başına geçmesi gerekiyormuş. Annesi, oğluna cesaret vermek için şöyle demiş: “Ormandan korkma oğlum. Yanında olması için Tanrı Krişna’yı çağır. O senin dualarını duyacaktır.” ; Çocuk annesinin dediğini yapmış ve Krişna ona görünmüş; sonra da çocuğu her gün okula götürmeye başlamış. Öğretmeninin doğum gününde, çocuk öğretmene hediye alabilmek için annesinden para istemiş. “Hiç paramız yok oğlum” demiş annesi; “Öğretmenine götürmek için Tanrı Krişna’dan bir hediye iste.” Ertesi gün, çocuk derdini Krişna’ya anlatmış. Krişna ona içi süt dolu bir testi vermiş. Çocuk…

  • Felsefe

    Öğrenmek

    Öğrenmek için zaman gerekir, sabır gerekir, ustaları izlemek gerekir. Dünya hızlandıkça zaman kısalabilir, ama öğrenmenin esası değişmez. Uzakdoğu’da yüzlerce yıldır anlatılan bir hikâyede konu, öğrenmenin değişmeyen esasıdır… Genç bir adam, değerli taşlara ilgi duyarmış ve mücevher ustası olmaya karar vermiş. “Bu mesleği yapacaksam, iyi bir mücevher ustası olmalıyım,” diye düşünmüş ve ülkedeki en iyi mücevher ustasını aramaya başlamış. Sonunda bulmuş; yanına varmış, bir süre bekledikten sonra usta tarafından kabul edilmiş. “Anlat, dinliyorum,” demiş usta. Genç adam anlatmaya başlamış, taşlara ilgi duyduğunu ve iyi bir mücevher ustası olmaya karar verdiğini heyecanla anlatmış. Yaşlı usta sesini çıkarmadan genç adamı dinlemiş, sözleri bitince de ona bir taş uzatmış, “Bu bir yeşim taşıdır,” dedikten…

  • Felsefe

    Mutluluk

    Savaşları karıncalar da yapar, devletleri arılar da kurar, servet ve zenginliğe hamster da sahip olabilir. Ama senin ruhunun izleyeceği yol başkadır, ruhunun hakkı yendi de onun zarar görmesi pahasına başarılara kavuşacak oldun mu, mutluluk çiçeklerini asla koklayamazsın. Çünkü “mutluluk” denen şeyi ancak ruh duyumsayabilir, ne akıl, ne karın, ne kafa ne de para cüzdanı. Ne var ki, bu konuda fazla düşünmen ve konuşman gerekmeden, bütün bu düşünceleri çoktan sonuna kadar düşünmüş ve dile getirmiş söz çıkagelir aklına. Pek çok zaman önce konuşulmuş bir sözdür bu; insan ağzından çıkmış, zamanüstü, hiç eskimeyen üç beş sözden biridir: “Bütün dünyayı ele geçirmişsin de ruhun zarar görmüş bundan, neye yarar?” Hermann Hesse

  • Mevlana

    Rivayet muhtelif ama maksat Bir

    lkbahar gelince gül uykudan uyanır, kırmızı elbiseler giyer. Ben güle o elbiseleri kimin giydirdiğini biliyorum. Bahar gelince söğütler de uyanır, yaya olarak gelirler, ırmağın kenarında namaz kılacaklarmış gibi saf haline girerler. Onlar da bütün varlıklar gibi kadere boyun eğmişlerdir. Kaza ve kader neyi takdir etmişse ancak onu yaparlar. Süsen kılıcını çeker, yasemin sipere girer. Her biri savaş tekbirini getirirler. îlkbaharda kırmızı elbiseler giyerek süslenen gül, kendini beğenir de o aciz bülbüle neler eder, neler eder! Bahçe gelinlerinin herbiri, bahçede bulunan bütün çiçekler; “0 vefasız gül bize işaret ediyor!” derler. Burada aşık bülbül de seslenir, der ki: “Bakın arkadaşlar, başsız ve ayaksız gibi olan ben zavallıya gül ne cilveler yapıyor?” Bu…

  • Hayat

    Herşeyin bir sebebi vardır…

    Bir gün okyanusta yol alan bir gemi kaza geçirerek battı. Gemiden sağ kurtulan adamı dalgalar, küçük, ıssız bir adaya kadar sürükledi. Adam ilk günler kendisini kurtarmasını için Allah’a yakardı ve yardım bulurum umuduyla ufka baktı.  Ama ne gelen oldu, ne giden… Daha sonra rüzgardan, yağmurdan ve zararlı hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından ve yapraklardan bir kulübe yaptı. Sahilde bulduğu, gemiden arta kalan konserve, pusula gibi eşyaları bu kulübeye koydu. Günler hep aynı şekilde geçiyordu. Balık avlıyor, pişirip yiyor ve ufku gözlüyor, kendisini kurtarması için Allah’a dua ediyordu. Bir gün tatlı su getirmek için yürüyüşe çıkmıştı, geri döndüğünde kulübesinin alevler içinde yandığını gördü. Duman, dans ede ede göğe yükseliyordu. Başına gelebilecek…

  • Tasavvuf

    Kâbe’nin Rabbine andolsun, artık kurtuldum

    Hicretin 40 yılında Ramazan ayının 21.günüydü. Üç günlük sekarat halinin nihayetine gelirken son sözleri; “Kâbe’nin Rabbine andolsun, artık kurtuldum…” olmuştu. Kâbe’de doğan yegâne insan, Kâbe’nin Rabbine kavuşmuştu gayrı. Evet; O, “Secdegâh Şehidi Hazreti Ali” idi. Ömrü, Peygamber Efendimizin (sav) ömrünce 63 yıl sürmüştü. Üstelik Nübuvvetin 23 yılı boyunca hep yanında olmuştu Alemlere Rahmet Efendimizin. Öyle ki; Nübüvvet izhar olduğunda henüz dokuz on yaşlarındaydı ve hiç tereddütsüz Resûlullah’a (sav) iman etmişti. Günaha bulaşmadan inanç dairesine girdiği için sonraki nesiller Onu anarken “KERREM’ALLAHÛ-VECHE / ALLAH ONUN YÜZÜNÜ AK-PAK ETSİN” demeyi edeb addedeceklerdi. Peygamber Efendimiz (sav), Medine’ye hicret ederken Mekke’deki tüm şahsî işlerini -o esnada 22 yaşında olan- Hz.Ali’ye (kv) havale edince O…

Araç çubuğuna atla