• Yoga

    Bhagavadgītā

    Hinduların Kutsal Kitabı Yedi yüz beyitten oluşan, temiz ve akıcı Sanskritiyle birçok Hint kutsal kitabı arasında özel bir yeri olan Bhagavadgītā, Veda döneminin Güneş tanrılarından Vishnu’yu, çoban tanrı Krishna’yı, Upanishadların Brahma felsefesini ve daha başka birçok unsuru bir potada eritmiş muazzam bir eserdir. Yazın geleneği onu Mahābhārata Destanı içerisine yerleştirir. Bhagavat Gita, Mahabarata Hint destanının bir bölümüdür ve genel görüşe göre, Mahabharata Hint destanının özünü içerdiği söylenir. Elimizde bulunan tarihsel verilere göre, Gita, Musa’dan 1700 yıl, Buddha’dan 2500 yıl, İncil’den 3000 yıl, Kur’an’dan 3800 yıl önceye denk gelen; MÖ 3102 yılında Pandava ve Kaurava aileleri arasında geçen bir savaş meydanında yazılmıştır. Akrabaların savaştığı bir savaşın başlangıcında, ölümü sorgularken araya sıkıştırılan…

  • Yoga

    Ganesha

    Kadim öğretilerde bilginin aktarımı için pek çok yolun yanında sembol dili de kullanılmıştır. Bunun birçok nedeninden ilki  bilginin ilgisiz kişilerden saklanmak istenmesi ikinci nedeni ise anlatılmaz olanın anlatılabilmesi içindir. Aşağıda Genesha figürü üzerinden sembolleri biraz açıklamaya çalışalım. Ganesha’nın büyük fil kafası bilgiyi, aklı, irfanı temsil eder. Elindeki balta, arzuların yarattığı acıyı ve ıstırapları yok etmeyi ifade eder. Ganesha bu sembolik baltayla kişinin hayatındaki engelleri kaldırır. Ganesha’nın diğer elinde tuttuğu kamçı/ip, insanın Tanrı’ya bağlanmasını ve Tanrı’yı sevmesini sağlayan gücü ifade eder. Karnının büyüklüğü, Ganesha’nın, insan hayatındaki tüm acıları sevgiyle yutup sindirebileceğini, insanın hayatında karşılaştığı kötü olayları da farkındalıkla sindirebilmesinin önemini ifade eder. Ganesha’nın üzerine bindiği fare, cehaleti ve egoyu temsil eder.…

  • Felsefe

    Karma

    “Karma, insanın özgürlüğünün sonsuz ispatıdır.  Düşüncelerimiz, sözlerimiz, davranışlarımız;  kendimizi boşlukta üstüne attığımız ağın ipleridir.” Swami Vivekananda Adam, ormanda dolaşırken, çalıların arasında bir tilki görmüş. Ama bu tilkinin dört ayağı da sakatmış. Adam, bu tilki böyle nasıl yaşıyor, merak etmiş. İzlemeye başlamış. Birden çalıların arasından ağzında bir tavukla bir aslan çıkmış gelmiş. Aslan tavuğun yarısını tilkiye vermiş, diğer yarısını kendi yemiş ve çekip gitmiş.  Adam bu mucize karşısında donmuş kalmış. “Allah’ım” demiş,  “Sen kullarını nasıl koruyup kolluyorsun. Ben de sana teslim oluyor ve kendimi sana bırakıyorum.”  Ve gitmiş bir ağacın altına oturmuş, beklemeye başlamış. Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş hiçbir şey olmamış.  Adam açlıktan ölecek. Ellerini açmış, göğe seslenmiş  “Allahım,…

  • Yoga

    Öz’ün Bilgisi

    On arkadaş hacca gitmeye karar verirler. Bir süre sonra tüm hazırlıklarını tamamlayıp daha makbul olduğu düşüncesi ve maddi imkanlarının kısıtlılığı gibi sebeplerle yürüyerek hac yolculuğuna başlarlar.. Bir nehir geçişine geldiklerinde onları karşıya geçirecek bir kayık bulamadıklarından karşıya yüzmeye karar verirler. Karşı kıyıya ilk liderleri çıkar ve tüm kıyıya çıkanları saymaya başlar; bir, iki, üç… dokuz! Tekrar ve tekrar sayar, ama hep dokuz kişi çıkar. Üzüntüyle durumu diğerleriyle paylaşır. Onlar da sayar, ama her seferinde dokuz çıkar. Otururlar ve kayıp hacı için ağlamaya başlarlar. Onlar oturmuş kayıp hacı arkadaşları için ağıtlar yakarken başka bir yolcu çıkagelir ve neden ağladıklarını sorar. Hacılar hikayelerini anlatır. Yolcu anında sorunu fark eder ve çözer: “her…

  • Psikoloji

    Bize; Dünyayı Değiştirmek Yerine, Beynimizi Dünyaya Uydurmayı Öneriyorlar!!!

    Günümüzde nöroteknoloji bize dünyayı değiştirmek yerine, beynimizi dünyaya uydurmayı öneriyor. Yaygınlaşan mutsuzluğun nedenini nerede aramalıyız? Dünyada insanları bu kadar depresyona sokacak neler olmakta? Çare, sadece belli uyuşturucuların kullanılmasında mı? Ya da mutsuzluğu yaratan mevcut “toplumsal düzen” mi?Doğu geleneklerinden veya Marksist gelenekten yola çıkarak, daha açık bir anlayış geliştirmek mümkün olabilir mi? Steven Rose /Nörobiyoloji profesörü / 21. yüzyılda insan beyni Steven Rose, nörobiyolog ve İngiltere’deki Açık Üniversite’de biyoloji profesörü. Rose ayrıca Beyin ve Davranış Araştırmaları Grubu’na başkanlık yapıyor. Beyin üzerine çalışmaları, öğrenme ve hafızayla ilgili hücresel ve moleküler mekanizmaları anlamaya odaklı. En son kitabı olan “21. Yüzyılda İnsan Beyni” 2005’te yayınlandı. Rose’un en önemli eserleri arasında “Yaşamsallık: Determinizmin Ötesindeki Biyoloji”…

  • Hayat

    Grup Kuralları Üstüne

    Çalışmanın başında bir grubun üyelerinin kurallardan bazılarını beğenmedikleri çok sık görülen bir şeydir. Ve hatta, ‘Kurallar olmadan çalışamaz mıyız?’ diye sorarlar. Kurallar onlara özgürlüklerinin gereksiz yere kısıtlanması veya can sıkıcı bir formalite olarak görünür ve kuralların hatırlatılması da öğretmen tarafından gösterilen kötü niyet veya tatminsizlik olarak görünür. Gerçekte ise kurallar onların çalışmadan alacakları başlıca ve ilkyardımdır. Kuralların onlara eğlence veya tatmin sağlamak veya işleri onlar için kolaylaştırmak amacını gütmediği bellidir. Kurallar kesin bir amaç güderler: Bu amaç onların ‘sanki öyleymişler’ gibi, yani sanki kendilerini hatırlıyorlarmış ve çalışmanın dışındaki kişilere, çalışmadaki kişilere ve öğretmene karşı nasıl davranmaları gerektiğini idrak etmişler gibi davranmalarını sağlamaktır. Eğer onlar kendilerini hatırlasalardı ve bunu idrak etselerdi,…

  • Yoga

    O Öz Varlıktır. Sende O’sun

    Upanişadlara göre her şeyin özünde Atman vardır. Bir Hindu Rişisi bu konuyu öğrencisine etkili bir örnekle anlatır: “Hiçbir şey yok ki O özden gelmemiş olsun. Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir. O, her şeyin özüdür. Sen de O’sun Svetekatu. Atman bir ağaç dalını bırakacak olursa o dal ölür, tüm ağacı bırakırsa tüm ağaç ölür. Atman bedeni terkettiğinde beden ölür, ama o öz Atman ölmez.”   – Ne olur bana biraz daha bu öz varlığı anlatır mısın. – “Anlatacağım. Bana bir Hint inciri getir.” – “İşte burada efendim.” – “Onu yar.” – “Yardım efendim.” – “Ne görüyorsun?” – “Küçücük çekirdekleri var içinde.” – “Yar o çekirdeklerden birini.” –…

  • Felsefe

    Karma Yasası

    Karma kelimesi/terimi Sanskrit dilindeki ‘yapmak’, eylemde bulunmak’ anlamlarına gelen ‘Kri’ fiilinden türetilmiştir. Geleneksel söylemde evrensel nedensellik yasasıdır. Upanishad’larda belirtildiği üzere, KarmaYasası; İnsanın şimdiki yaşamında ve önceki yaşamlarında bilerek ya da bilmeden kendi yaptıklarının sonuçlarıyla karşılaşmasıdır. Doğu ‘da Karma yasasının 4 biçimde tezahür ettiği aktarılır. 1.Söz, bedensel hareket gibi fiziksel ya da; imaj, düşünce, niyet gibi zihinsel bir eylem /neden 2.Fiziksel ve zihinsel bir eylemin sonucu / neden 3.Varlığın şimdiki ve geçmiş yaşamındaki eylemlerinin sonuçlarının toplamı / nedenler toplamı olarak oluşan Mukadderat 4.Manevi alemin Nedensellik kuralı / nedensellik yasası Dolayısı ile varlığın bugün bulunduğu durum, önceki yaşamlardaki eylemlerinin sonucudur. Şimdiki yaşamında yapmakta olduğu fiziksel ve zihinsel hareketlerle de madde ötesi  var…

  • Yoga

    Öğrenciler; Gelirler ve Genellikle de Giderler

    Yeni müritler genellikle başkalarına karşı yapılan ayrıntılı eleştirilerde Sri Yukteswar’a katılırlardı. Guru gibi bilge olmak! Bilinçsiz aleyhtarlık modelleri! Fakat saldırıya geçen, savunmasız kalmamalı. Eleştirici öğrencilerin bizzat kendileri, Usta herkesin önünde , kendi analitik oklarından birkaç tanesini onlara doğru fırlatınca aceleyle kaçarlardı. “Eleştirinin yumuşak dokunuşları karşısında isyan eden hassas iç zayıflıklar , en yumuşak temasta bile irkilen hastalıklı beden kısımları gibidir.” Bu, Sri Yukteswar’ın dönek insanlar hakkında yaptığı eğlendirici bir yorumdu. Birçok müritte önyargılarla oluşmuş bir guru kavramı vardı ve Usta’nın sözleri ile eylemlerini buna göre değerlendirirlerdi. Bu tür insanlar, genellikle Sri Yukteswar’ı anlamadıklarını söyleyerek şikayetçi olurlardı. ‘ Ne de Tanrı’yı arıyorsunuz!” diye sert bir şekilde karşılık verdim bir keresinde. “Eğer…

Araç çubuğuna atla