• Gurudwara

    Zen Zihni

    Genç bir mürid, zazen öğrenmek için ustasına yalvarır. Ustası ona her gün meditasyona oturmasını ve her günün sonunda meditasyonda neler olduğunu, neler yaşadığını bir kağıda not almasını ve kendisine getirmesini söyler. Ertesi günün ilk ışığında mürid zazene oturur ve tam 1 saat boyunca meditasyonunu yapar. Gözlerini açtıktan sonra heyecanla tüm olan biteni, hissettiklerini, olağanüstü anlatımıyla kağıda döker ve gün batmadan ustasına yetiştirir. Usta, oturduğu yerden hiç kalkmadan kağıdı alır, okur ve buruşturup yere fırlatır, tek kelime de etmez… Mürid, başarısız olduğunu hisseder ve o da, tek kelime etmeden odadan ayrılır. Ertesi gün yine günün ilk ışığında mürid kalkar, meditasyona oturur, bu kez dün yaşadığı ve ne olduğunu hala anlamadığı o…

  • Gurudwara

    Zen Zihni Başlangıç Zihnidir

    Zen’in kökleri Hint Budizmine kadar geri götürülür. Adını Sanskrit dilinde meditasyon anlamına gelen “Dhyana” teriminden alır. Zen okulunun en önemli tezi, Sakyamuni Buddha’nın öğretisinin sözle anlatılamayacağıdır. Efsaneye göre Buddha, bir gün elinde bir çiçekle onun vaazını bekleyen öğrencilerinin önünde konuşmadan oturur. Öğrencileri arasından sadece Kasyapa Buddha’nın mesajını anlar ve gülümser. Böylelikle Dhyana (Zen) Kasyapa’ya aktarılmıştır. Geleneksel kaynaklara göre Çin Zen’i milattan sonra yaklaşık 500 yıllarında Bodhidharma adlı Hint Budist keşiş tarafından kurulmuştur. 6. yüzyılda Kasyapa’nın 28. kuşaktan öğrencisi yaklaşık 440-528 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen Bodhidharma Sanskrit: बोधिधर्म, Çince Damo, Japonca:Daruma, Zen Budizmin ilk piri olarak kabul edilir; bu nedenle geleneksel olarak Zen’in tarihi Bodhidharma’nın Çin’e geldiği 520 yılından başlatılır.…

  • Zen

    Yüce Bilgeliğin Temel Kuralı

    Adamın biri İkkyu ustaya sormuş; – Usta, bana en yüce bilgeliğin temel kurallarından birkaçını yazar mısınız? İkkyu fırça ve kâğıda sarıldığı gibi yazıvermiş: “Dikkat” – “Hepsi bu mu” diye sormuş adam. Bunun üzerine İkkyu “Dikkat, Dikkat” yazmış. – “Ama”, demiş adam oldukça sinirli, “Eklediğin şeyde gerçekten çok derin, anlamlı bir şey görmüyorum.” Bunun üzerine İkkyu fırçayı alıp; “Dikkat, Dikkat, Dikkat” yazmış. Öfkeyle sormuş adam: – “Ne anlama geliyor ki bu ‘Dikkat’ sözcüğü Tanrı aşkına?” Bunun üzerine İkkyu usulca yanıtlamış: – “Dikkat, dikkat demektir. Çok bile söyledim.”

  • Mevlana

    Hiç

    Anlatılanlara göre bir gün Mevlânâ, Şems-i Tebrizî’yi evine davet eder. Şems, Celalettin Rumi’nin evine gider ve ev sahibinin ikramını gördükten sonra ona sorar:– Benim için şarap hazırladın mı?Mevlânâ hayret içerisinde sorar:– Meğer sen şarap içiyorsun, öyle mi?Şems cevap verir:– Evet.Mevlânâ:– Bunu bilmiyordum.– Mademki öğrendin bana şarap ikram et.– Bu gece vakti şarabı nereden bulabilirim?– Hizmetçilerinden birine söyle gidip alsın.– Bu iş yüzünden Tanrı’nın karşısında şeref ve haysiyetim beş paralık olur.– O zaman, git kendin al.– Bu şehirde beni herkes tanır. Ecnebi mahallesine gidip nasıl şarap alabilirim ki?– Eğer bana saygın varsa benim rahatım için bunu yapmalısın. Çünkü ben geceleri şarapsız ne yemek yiyebilir, ne konuşabilir, ne de uyuyabilirim.Mevlânâ, Şems’e olan…

  • Zen

    Satori

    ‘’… Bu başka düzeydeki bambaşka şey ise ‘’satori’’dir. Bu bildiğimiz tanıdığımız sezgiye benzemeyen bir sezgidir. …Psikoloji açısından ele alınırsa satori kişiliğin sınırlarının ötesindedir, mantık bilimi açısından evet-hayır ın karışımıdır. Metafiziğe göre ise, sezgiyle kavramadır, öyle ki burada olmuş olanla olacak olan bir olmuştur.(1) Zen ile öteki öğretiler arasındaki en büyük fark Zen’in günlük yaşamdan hiçbir zaman kopmamasıdır….. İşte tam bu noktada Zen’in yalnız okçulukla değil, kılıç yolu, çiçek düzenleme (ikebana) çay töreni, dans ve öteki sanatlarla ilişkisini yakalıyoruz. …..İnsan düşünen bir yaratık ama yaratıcı gücünün doruğuna hesaplamadığı ve düşünmediği zamanlar çıkabilmiştir. (2) İçimizdeki çocuk saflığına yeniden kavuşabilmemiz için uzun yıllar süren bir çalışmayla kendi kendimizi bırakabilmeyi öğrenmeliyiz. Bu duruma ulaşıldığında…

  • Felsefe

    Haddini bilmek

    İngiltere Kraliçesine dev bir inci hediye edilmiş. Kraliçe taca takılmayacak kadar büyük bu incinin delinerek, tahtın arkasına asılmasını istemiş. Ancak İngiltere’deki bütün kuyumcular “Kusura bakmayın, dünyada tek olan bu inciyi delerken kırılmasına sebep olmak istemeyiz.” gerekçesi ile inciyi delmeye yanaşmamışlar. İnci Fransa basta olmak üzere pek çok ülkenin kuyumcularına götürülmüş; ama hepsi de aynı gerekçeyi ileri sürüp inciyi delmeye yanaşmıyorlarmış. Neden sonra bir deniz subayı İstanbul’da işi yapabilecek nitelikte ustaların olduğunu söylemiş. Çarşıdaki ustaya durum anlatılmış. Ne çare ki usta diğer meslektaşlarının söylediğinin aynısını söyleyince…Heyet hep birlikte sızlanmaya başlamış, “Kraliçe bizi mahvedecek.” diye. Usta heyetin çaresizliğine acımış. “Bakın efendiler, demiş. Sorumluluk kabul etmem ama bende bir çırak var, belki bu işi o yapabilir.…

  • Zen

    Seng Tsan ‘ nın Zen Bilgeliği

    Seng Tsan’ın Zen bilgeliği Eğer hakikati görmek istiyorsan hiçbir şeye karşı ya da hiçbir şeyi destekleyen bir bakış açısına/fikre sahip olma. Sevmediğin şeye karşı sevdiğini desteklemek zihnin hastalığıdır. Şeylerin birliğinde durgun ol ve hatalı görüşler kendiliğinden kaybolacaktır. Engin uzay gibi mükemmel olan Yol’da hiçbir şey eksik ya da fazla değildir. Gerçekten de eşyanın hakikatini görememek bizim kabul ve redlerimize bağlı olarak gelişir. Hakikat hakkında daha fazla konuştukça ve düşündükçe ondan daha da uzaklara saparsın. Konuşmayı ve düşünmeyi bırak ve bilemeyeceğin bir şey olmasın. Hakikati arama, sadece fikirlere değer vermeyi bırak. İkilik durumundan çık, böyle arayışlardan dikkatlice kaçın. Eğer o ya da bunun, doğru ya da yanlışın en ufak bir zerresi…

  • Osho

    Ermiş sadece bir ebedir

    ‘Ermiş sadece bir ebedir. Sana yeni bir doğumdan geçmen, yeniden doğman için yardımcı olur. Ve bir ermiş ile mürit arasındaki ilişki nedir? Müridin güvenmesi gerekir; kuşku duyamaz. Eğer kuşku duyacak olursa kendini ortaya koyamaz. Birinden kuşku duyduğunda büzülürsün; genişleyemezsin. Kuşku duyduğunda… Oradaki bir yabancıdır, bu durumda kendini kapatırsın; açık olamazsın çünkü bu yabancının sana ne yapacağını bilmiyorsun. Onun önünde kendini savunmasız bırakamazsın; kendini korumak ve etrafında bir zırh yaratmak zorundasın. Bir ermişle birlikteyken zırhı tamamen bırakmak zorundasın; bu kesinlikle şarttır. Bir sevgiliyle birlikteyken bile zırhını bir parça taşırsın; sevdiğin kişinin önünde o kadar açık olmayabilirsin. Ama bir ermişle birlikteyken açıklığın bütünsel olması gerekir, yoksa hiçbir şey olmaz. Eğer kendinin çok…

  • Zen

    Doğru Düşünme

    Doğru Düşünme’ye bağlı olan dört uygulama vardır: 1)”Emin misin?” -Yolunuzda uzanan bir halatı yılan zannederseniz bunun peşinden korku tabanlı düşünme eylemi gelir. Algınız ne kadar hatalı olursa düşünüşünüz de o denli hatalı olacaktır. Lütfen “Emin misin?” sözcüğünü büyükçe bir kağıt parçasına yazıp göz önü yerlere asın. Bu soruyu kendinize defalarca sorun. Yanlış algılar hatalı düşünmeye ve gereksiz acılara neden olur. 2)”Ne yapıyorum?” -Bazen “Ne yapıyorsun?” diye sorarım geçmiş ve gelecek hakkındaki düşüncelerinden kurtulup şimdiki ana dönmeleri için öğrencilerime. Burada ve şimdide olmaları için yaparım bunu. Cevap vermek için sadece gülümsemeleri yeterlidir. Yalnızca bu bile onların gerçek varlığını sergiler. 3)”Merhaba Alışkanlık Enerjisi” -Bize zarar veren alışkanlıklarımıza bile bağlı kalma eğilimindeyizdir. İşkoliklik…

  • Zen

    Sen Verdiğin Tepkilersin

    Birisi Lieh-tzu’ya şu şekilde bir soru sordu: “Niçin boşluğa değer veriyorsunuz?” Lieh-tzu da “Çoğu insan övülmekten hoşlanır. Onlar becerileriyle tanındıklarında kendilerini iyi hissederler. Ancak bağlılıklarımızdan boşalmamızın ve takdir, onaylanmak ya da onaylanmamaktan kurtulmamız gerektiğini hissediyorum. Uzun vadede üzülecek çok az şeyimiz kalacaktır. Boşluğa değer vermemin sebebi bu.” dedi. Lieh-tzu durdu ve sonra konuşmasına devam etti, “Size bir şeyi yapabileceğinize dair itimat edildiğinde bile yapacağınız şeyin bütünüyle sizin eyleminize bağlı olmadığınızın farkında olmalısınız. Olayların meydana gelmesinin sebebi koşulların doğru ve eyleminizin pek çok koşuldan sadece birine katkıda bulunuyor olmasıdır. Bizler şeyler olduğunda bunların kendi becerileriniz olduğunu düşünmeye alışkınızdır; gerçekte ise becerilecek herhangi birşeyin olmadığını anlamayız. Bu yüzden herhangi bir kişiye ait…

Araç çubuğuna atla