• Felsefe

    Hastalıkların Zihinsel Nedenleri

    A B CÇ D E F G H Iİ K L M N OÖ P R SŞ T UÜ V Y Z – A – Acı Suçluluk duygusu. Suçluluk duygusu daima ceza peşinde koşar Addison Hastalığı (Bronz Hastalığı) Duygusal açıdan çok kötü yada yetersiz beslenme. Kendine karşı öfke duyma. Bkz. Böbrek Üstü Bezleri Adenoidler – Lenf Bezlerinin Büyümesi Aile içinde sürtüşme ve tartışmalar. Bu yüzden cocuğun istenmediğini hissetmesi (sanması) Adetle ilgili rahatsızlıklar Kadınlığını reddetme. Suçluluk, korku. Üreme organlarının günahkar yada kirli olduguna inanma – Adet görmeme : Bir kadın olmayı istememe. Kendinden hoşlanmama – Adet öncesi sendromu : Karışıklığın hakim olmasına izin verme. Gücünü dış etkilere teslim etme. Kadınlık süreçlerini reddetme.…

  • Felsefe

    İyilik

    Köyün birinde yaşlı bir ressam yaşıyordu. Olağanüstü güzel resimler yaptığından resimlerinin alıcı çoktu. Müşteri seçer, sanatseverleri bekler, çok da iyi fiyata satardı. Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki : “Yahu senin durumun iyi. Neden kimseye yardım yapmıyorsun. Bak fırıncı fakirlere sıkça bedava ekmek veriyor. Kasap ara sıra bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun?..” Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi. Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde konuşuyor ve ressamı kötülüyordu. Bir gün ressam hasta oldu. Kimse de onun yanına ziyarete gelmedi ve sonunda ressam öldü. Aradan bir kaç gün geçti. Ama artık ne fırıncı ekmek veriyordu fakirlere, ne de kasap et. Sordular; “Neden fakirlerin…

  • Felsefe

    Bilmek istiyorum

    “Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. Özlediğin, arzuladığın şeylerin hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini, bilmek istiyorum. Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için, aptal gibi görünme riskini göze alıp alamayacağını bilmek istiyorum. Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan kederlerimizle yüzleşip yüzleşemeyeceğini bilmek istiyorum. Yüreğin doğanın ritmi ve yaşama sevinciyle dolu bir sevdanın sınırlarına vardığında, o sınırları feda edip edemeyeceğini bilmek istiyorum. Anlattığın hikâyenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Kendi ruhuna ihanet etmemek için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratmayacağını bilmek istiyorum. İhaneti göze aldığın her seferinde, sonuçlarını ayakta karşılayıp karşılayamayacağını bilmek istiyorum. ‘Güven’ kelimesinin senin için ne ifade ettiğini bilmek istiyorum. Bazen sana karanlık…

  • Felsefe

    Bu tohumu siz ekebilir misiniz?

    Bir zamanlar Çin’de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı… Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator’un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator’u görünce ona şöyle dedi; “Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak…” İmparator dudak büker; “Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?” Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve; “Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz..” İmparator kahkaha atarak; “Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni..” dedi. Yoksul adam; “Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım… Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına…

  • Felsefe

    Haddini bilmek

    İngiltere Kraliçesine dev bir inci hediye edilmiş. Kraliçe taca takılmayacak kadar büyük bu incinin delinerek, tahtın arkasına asılmasını istemiş. Ancak İngiltere’deki bütün kuyumcular “Kusura bakmayın, dünyada tek olan bu inciyi delerken kırılmasına sebep olmak istemeyiz.” gerekçesi ile inciyi delmeye yanaşmamışlar. İnci Fransa basta olmak üzere pek çok ülkenin kuyumcularına götürülmüş; ama hepsi de aynı gerekçeyi ileri sürüp inciyi delmeye yanaşmıyorlarmış. Neden sonra bir deniz subayı İstanbul’da işi yapabilecek nitelikte ustaların olduğunu söylemiş. Çarşıdaki ustaya durum anlatılmış. Ne çare ki usta diğer meslektaşlarının söylediğinin aynısını söyleyince…Heyet hep birlikte sızlanmaya başlamış, “Kraliçe bizi mahvedecek.” diye. Usta heyetin çaresizliğine acımış. “Bakın efendiler, demiş. Sorumluluk kabul etmem ama bende bir çırak var, belki bu işi o yapabilir.…

  • Felsefe

    Eşeğin Gölgesi

    Eski Atina’da önemli bir soruna çözüm aranırken kürsüye fikrini söylemek için filozof Demostenes çıkar. Ancak kekeme olduğundan sözünü dinletemez. İnsanlar sürekli kendi aralarında konuşmakta, filozofu dinlememektedir. Bunun üzerine Demostenes, “Bir hikaye anlatıp ineceğim” diye bağırır ve sessizlik olunca anlatmaya başlar: “Bir yolcu Atina’dan Megara’ya gitmek için bir eşek kiralamış. O eşeğin üzerinde, kiralayan eşeğin sahibi de yayan olarak yanlarında beraber yola çıkmışlar. Derken öğle sıcağı bastırmış, biraz dinlenmek ve öğle yemeği yemek için durmuşlar ama hiç gölgelik yokmuş ve eşeğin sahibi hemen eşeğinin gölgesine sığınmış. Eşeği kiralayan, ‘Sen çekil gölgede benim oturmam gerek’ demiş. Eşeğin sahibi itiraz etmiş: ‘Tabi ki ben oturacağım, çünkü eşek benim.’ Yolcu; ” Ama eşeği kiraladım’…

  • Felsefe

    Agave

    Meksika’da çölde yetişen bir tür kaktüs vardır. Agave Kaktüsü… Bu kaktüs tekilanın hammaddesi olduğu gibi, yapraklarında da Sisal denen ipeksi bir iplik var ve ipekten daha pahalı bir kumaşın yapımında kullanılır. Bir gün bir işadamı bu kaktüslere yatırım yapmaya karar verir. Büyük bir fabrika kurar, büyükçe ve verimli bir tarlada kaktüsleri yetiştirmeye başlar. Kaktüsleri orada daha büyük ve daha bol yapraklı yetiştirmek için her türlü fedakârlığı yapar. Kaktüsleri bol vitaminler ve zenginleştirilmiş gübrelerle besler. Çabaları sonuç verir, daha iri ve yaprakları daha büyük bitkiler elde eder. Sıra yaprakların içindeki iplikleri toplamaya gelir. İlginç bir olayla karşılaşırlar; hemen hemen tüm kaktüslerde bu iplikler kaybolmuştur! Yapraklar daha iri olmuş ama içlerindeki iplikler…

  • Felsefe

    Eğer bir şeyi ‘bütün’ olarak görebilirsen

    Yaşamın ne güzel olduğunu görmenin yolu, ona ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor. İkisi birdir. Yaşam ve ölüm yan yana yatarlar birlikte olan sevgililer gibi. Tutuşmuş eller gibi. Sonuçla, yol gibi. “Ölüm bir an.. Gelme olasılığı her an.. Tam da bu yüzden Şimdi söyle, Şimdi sev, Şimdi anla, Şimdi yap, Şimdi yaşa, Şimdi ol… Her şeyin sonu Her an gelebilecekken Yarına güvenme…”

  • Felsefe

    Renklerin Ustası

    Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış, Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu ‘Renklerin Ustası’ anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru ise; – Sen artık ressam sayılırsın Raciçi. Artık senin resmini halk değerlendirecek, diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm…

  • Felsefe

    Sınırlarımız

    Sokrates bir gün derste öğrencilerine birer beyaz kâğıt dağıtır ve üzerine bir daire çizmelerini ister. Dairenin tam ortasına da bir nokta koymalarını söyler… Ve “Büyük mü yoksa küçük mü bir daire çizdiniz” diye sorar. Bazıları küçücük bir daire çizerken bazıları tüm kağıdı doldurmuştur… Ve sonra, “Dairenin, tam ortasındaki nokta sizsiniz. Daire ise sizin yaşadığınız hayata koyduğunuz sınırlamayı temsil eder. Siz kendi dünyanızın merkezisiniz” der. Daha sonra, “Şimdi daireyi silin. Geriye sadece nokta kaldı. Şimdi sınırı olmayan bir dairenin merkezindesiniz… … Baktığımız zaman, gerçekten de insanların hayatlarını, düşünce yapılarına göre oluşturduklarıyla sınırladıklarını görebiliriz. İnsanlar başlangıçta, bir şeyleri elde etmek için çaba harcarlar. Ama, ancak, hayali bir engele ulaşana kadar devamlı ilerler. Sonra…

Araç çubuğuna atla