• Gurudwara

    Bir Unutma Hikayesi

    Bir zamanlar tanrıların kralı İndra çamur banyosu yapan domuzları gördü ve bundan ne zevk aldıklarını merak etti. Diğer Tanrılar’a da sormasına rağmen tatmin edici bir cevap alamadı. Ve cevabı kendi deneyimiyle öğrenebilmek için pislikler içinde yaşayan bir domuzun bedenine girdi ve onunla özdeşleşerek Tanrı olduğunu unuttu. Domuz bir eşi ve çok sevdiği yavruları oldu, yaşamından çok mutlu idi. Sonra bazı tanrılar o’nun bu halini gördüler ve yanına gelerek, – Sen bütün tanrıların kralısın, bütün tanrılar senin emrin altında olduğu halde, sen neden buradasın? diye sordular. Fakat İndra ne domuz hayatını, ne de domuz yavrularını bırakmak istemedi. Tanrılar ne yapacaklarını şaşırıp, İndra’yı geri döndürmek için bütün domuzuları öldürmeye başladılar. Bütün domuzlar…

  • Gurudwara

    Zen’in 6. ve Son Pir’i

    Çinli genç bir adam olan Huineng (1) ilk gençlik yıllarında geçimini sağlamak için dolaşarak odun satardı. Bir hana odun teslim ettiği bir gün okuma yazma bilmemesine rağmen konuklardan birinin Elmas Sutranın Çince’ye çevirisi olan Jingangjing’i okuduğu ana denk geldi, dinlerken bir aydınlanma yaşadı. Bunun üzerine Budizm’i daha yakından tanımaya karar vererek, büyük usta Hongren’i (2) görebilmek için Kuzey Çin’e doğru 800 km’lik bir yolculuğa çıktı… Otuz gün süren bu yolculuğunun sonunda Zen(3) Budizmin beşinci büyük piri olan Hongren’inde yaşadığı manastırının bulunduğu Huang Mei Dağı’na ulaştı. Kendisine nereden ve ne amaçla geldiği sorulunca; Huineng, ‘güneyden geldiğini ve aradığının yalnızca Budalık olduğu’ cevabını verdi. Hongren ‘güneylilerin barbar olduklarını, bu nedenle Huineng’ın Budalığa…

  • Gurudwara

    Kara koyun

    Bir zamanlar herkesin hırsız olduğu bir ülke vardı. Geceleri herkes bir fener ve levye ile silahlanıp komşularının evine girerdi. Tan ağarırken çuvalını doldurmuş geri döndüğünde kendi evinin de soyulmuş olduğunu görürdü. Böylece herkes uyum içinde yaşardı, kimsenin durumu çok kötü değildi. Biri birini, o öbürünü soyar, böylece son insana kadar gelinir, sonuncu da o birinciyi soyardı. Bu ülkede ister sat, ister al sahtekarlık demekti. Hükümet insanlardan çalmak için kurulmuş bir suç örgütüydü, insanlar da bütün zamanlarını hükümeti aldatarak geçirirlerdi. Yaşam hiçbir sorun çıkmadan sürüyordu; orada yaşayanlar ne zengindiler ne de yoksul. Sonra bir gün – nasıl olduğunu kimse bilmiyor – dürüst bir adam çıkageldi. Geceleri çuvalını alıp hırsızlık etmek için…

  • Gurudwara

    Mutluluğun Sırrı

    Bir zamanlar bir genç mutluluğun sırlarını öğrenmek istemiş. Bir bilge aramış. Sormuş, soruşturmuş falanca kişidir demişler. Kırk günlük mesafedeki bir köşkte yaşadığını öğrenmiş. Üşenmemiş, yola çıkmış ve bilgeyi bulmuş. Bilge, onu güzel bir ziyafetle ağırlamış, isteğini sormuş: ”Mutluluğun sırrı” demiş delikanlı ”Bana bunu öğret.” Bilge bu sırrı vermeyi kabul etmiş. Delikanlının eline bir kaşık vermiş, iki damla sıvı yağı da kaşığın içine koymuş. “Köşkümü bir güzel gezeceksin ancak bu yağı dökmeyeceksin” demiş. Delikanlı sarayı geziyormuş ama gözü devamlı kaşıktaymış. Dönmüş gelmiş. Bilge sormuş: “Salondaki Acem halılarını gördün mü, kütüphanedeki şömineyi fark ettin mi, bahçedeki gülleri gördün mü?” şeklinde bir yığın ayrıntı sormuş. Utanan delikanlı, hiçbir şey görmediğini itiraf etmiş. Çünkü…

  • Gurudwara

    Affetmek

    Lisede bir öğretmen öğrencilerine şöyle demektedir.: “Yarın hepiniz basit bir sırt çantası ve beş kilo patates getireceksiniz!” Ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve sırt çantaları hazırdır. Öğretmen: “Şimdi, bugüne kadar affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun!” Bazı öğrenciler çantalarına üçer beşer tane patates koyarken, bazılarını çantası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen: “Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu çantaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okulda hep yanınızda olacaklar.” Aradan bir hafta geçer. Hocaları sınıfa girer girmez, öğrenciler şikâyete başlarlar: “Hocam, bu ağır torbayı her yere taşımak çok zor. Hocam, patatesler kokmaya başladı. İnsanlar tuhaf bakıyorlar, hem…

  • Gurudwara

    Deneyim

    Kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa: “Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?” “On yılda” demiş kavak. “On yılda mı?” diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak. “Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak…” “Doğru” demiş ağaç, “Doğru.” Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye başlamış, sonra yapraklarını düşürmeye. Soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa: “Neler oluyor bana ağaç?” “Ölüyorsun…” demiş kavak. “Niçin?” demiş kabak. “Benim 10 yılda geldiğim yere, 2…

  • Gurudwara

    Karınca

    Osmanlı hanedanının kudretli padişahı Kanunî Sultan Süleyman, Topkapı Sarayı’nın bahçesinde zaman zaman gezintiye çıkardı. Ağaçları, çiçekleri çok sever, sarayın bahçesinde kuş sesleri arasında denizi seyre dalardı. Bir gün yine bahçede dolaşırken meyve ağaçlarından birkaç tanesinde çürüme emareleri fark etti. Dikkatli inceleyince ağaçların karıncaların istilasına uğradığını gördü. Aklına ağaçları ilaçlayıp karıncalardan kurtarmak geldi. Ancak karınca da can taşıyordu. Bunun vebali olacağını düşünerek hocası Ebussuud Efendi’ye danışmak istedi. Hocasını odasında bulamayınca edebi üslupla bir soru yazıp odasına bıraktı. Sanatkâr ruhlu bir hükümdar olan Sultan Süleyman, mahir bir kuyumcu olmasının yanı sıra Muhibbi mahlasıyla şiirler de yazardı. Onun ince bir üslupla yazdığı sualini Ebussuud Efendi odasına döndüğünde gördü ve tebessümle okudu. Sonra Kanunî’nin…

  • Gurudwara

    Tanrı’yla Narada

    anrı’yla Narada adlı bilge, yan yana yürürlerken gözleri engin boşluğa dalar. Bir süre sonra Narada, Tanrı’ya dönüp sorar: “Ey yüce Tanrım, bu dünyanın ve orada yaşayan bütün yaratılmışların hayatının görünümlerinin ardındaki sır nedir?” Tanrı, gülümser ve susar. Yola devam ederler. “Çocuğum, ” der. Bir süre sonra Tanrı ve ufka bakar, “Güneşin sıcağı beni susattı. Bu yoldan biraz daha gidersen bir ırmak bulacaksın. Irmağı takip et, bir kasabaya geleceksin. Oradaki evlerden birine git ve bana bir bardak soğuk su getir.” “Hemen, ” der Narada ve yola koyulur. Bomboş arazide dakikalarca yürüdükten sonra gerçekten bir ırmağa gelir. Irmağın öte yanında bir yerleşim alanı vardır. Narada derli toplu görünen bir çiftlik evine yaklaşır…

  • Gurudwara

    kanadı Kırık Kuş

    Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar; Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın? Derviş kendini savunur; Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı. Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki; Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun? Kuş kendini savunur. Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş…

  • Gurudwara

    Sınırlarımız

    “Her insan kendi görüş sahasının sınırlarını, dünyanın sınırları olarak kabul eder.” Arthur Schopenhauner Sokrates bir gün derste öğrencilerine birer beyaz kâğıt dağıtır ve üzerine bir daire çizmelerini ister. Dairenin tam ortasına da bir nokta koymalarını söyler… Ve “Büyük mü yoksa küçük mü bir daire çizdiniz” diye sorar. Bazıları küçücük bir daire çizerken bazıları tüm kağıdı doldurmuştur… Ve sonra, “Dairenin, tam ortasındaki nokta sizsiniz. Daire ise sizin yaşadığınız hayata koyduğunuz sınırlamayı temsil eder. Siz kendi dünyanızın merkezisiniz” der. Daha sonra, “Şimdi daireyi silin. Geriye sadece nokta kaldı. Şimdi sınırı olmayan bir dairenin merkezindesiniz… … Baktığımız zaman, gerçekten de insanların hayatlarını, düşünce yapılarına göre oluşturduklarıyla sınırladıklarını görebiliriz. İnsanlar başlangıçta, bir şeyleri elde…

Araç çubuğuna atla