• Gurudwara

    Bu Tohumu Sen Ekebilir misin

    Bir zamanlar Çin’de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı… Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator’un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator’u görünce ona şöyle dedi; “Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak…” İmparator dudak büker; “Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?” Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve; “Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz…” İmparator kahkaha atarak; “Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni…” dedi. Yoksul adam; “Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım… Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına…

  • Gurudwara

    Karma

    “Karma, insanın özgürlüğünün sonsuz ispatıdır. Düşüncelerimiz, sözlerimiz, davranışlarımız; kendimizi boşlukta üstüne attığımız ağın ipleridir.” Swami Vivekananda Adam, ormanda dolaşırken, çalıların arasında bir tilki görmüş. Ama bu tilkinin dört ayağı da sakatmış. Adam, bu tilki böyle nasıl yaşıyor, merak etmiş. İzlemeye başlamış. Birden çalıların arasından ağzında bir tavukla bir aslan çıkmış gelmiş. Aslan tavuğun yarısını tilkiye vermiş, diğer yarısını kendi yemiş ve çekip gitmiş. Adam bu mucize karşısında donmuş kalmış. “Allah’ım” demiş, “Sen kullarını nasıl koruyup kolluyorsun. Ben de sana teslim oluyor ve kendimi sana bırakıyorum.” Ve gitmiş bir ağacın altına oturmuş, beklemeye başlamış. Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş hiçbir şey olmamış. Adam açlıktan ölecek. Ellerini açmış, göğe seslenmiş, “Allahım,…

  • Gurudwara

    Prens ve Öfkeli Adam

    Bir zamanlar, Becharre kentinde zarif bir prens yaşardı, tüm tebaasının sevdiği ve saydığı. Ama bu prense karşı öfke dolu, dilini durmaksızın ona sövmek için kullanan çok yoksul bir adam vardı. Prens bunu bilir ve sabrederdi. Ama sonunda hatırına geldi ve bir kış gecesi, adamın kapısını prensin hizmetkarlarından biri çaldı, elinde bir çuval un, bir paket sabun ve bir şeker kamışı ile. Adamı bir sevinçtir aldı, armağanların prensin bir sus payı olduğunu sanmıştı çünkü. Ve mağrur bir şekilde piskoposa gidip prensin yaptığını anlattı ve ”Görüyor musun ki prens benim hatırıma ne kadar gereksiniyor? ”dedi. Ama piskopos ”Ah, ne denli akıllı bir prens bu ve sen ne denli az anlıyorsun? O simgelerle…

  • Gurudwara

    Tavuk Gibi Yaşayan Bir Kartal’ın Hikayesi

    Bir rivayete göre; dört tavuk bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çaldılar. Yumurtayı kümese getirdiklerinde, kümeste bulunan diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşündüler. Zaman geçti, yumurtayı getirenler de unuttu, onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğunu inandılar… Bir anne bulundu yetim yumurtaya, kuluçka başladı. Kısa bir zaman sonra yumurta kırıldı. İçinden simsiyah kanatlı, ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıktı… Herkes mutluydu, böylesini ilk defa görmüşlerdi. Anne tavuk, dersler vermeye başladı yavrusuna: “Bak yavrum, yerden bulduğun böceği şöyle ye! Arpayı buğdayı böyle ye!..” Anne tavuk her geçen gün yeni şeyler öğretiyordu yavrusuna. Büyük tavuk annesinin her söylediğini yapıyordu. Tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da…

  • Gurudwara

    İnsanın Kendini Arayışı 5

    Farklı bakış açılarına göre farklı, farklı tanımlanan Budizm’in hedefi, hayattaki acı, ıstırap ve tatminsizliğin kaynaklarını açıklamak ve bunları gidermenin yollarını göstermektir. Pek çok kendini arayış öğretisinde olduğu gibi insanın bugüne kadar keşfettiği en basit ama bir o kadar da güçlü bir yöntem olan Meditasyon gibi içe bakış yöntemleri, reenkarnasyon denen doğum-ölüm döngüsünün tekrarı ve karma denen neden-sonuç zinciri gibi kavramlarla birlikte Budist öğretilerin de ana çatısını oluşturur. Budizm, Sanskrit ve Pali dillerindeki eski Budist metinlerinde ‘uyanmış kişi – farkında olan’ anlamına gelen Buddha kelimesinden türetilmiştir. “Tarihî Buda” diye de bilinen Siddhartha, Budizm’in kurucusu olarak kabul edilir. Siddharta’nın hayattaki acıların kaynağını açıklamak amacıyla yaptığı uzun çalışmalar sonucu, ıstırabı sona erdirecek bir…

  • Gurudwara

    Umudun Tuzağına Düşmek

    Bir avcı balta girmemiş ormanda yolunu kaybeder. Üç gün süreyle ne yer, ne içer, ne de konuşacak birine rastlar. İyiden iyiye paniğe kapılır. Üstelik uyuyamaz da. Her yer yılan, çıyan, sırtlan doludur. Dördüncü günün sabahında bir adama rastlar. Delicesine sevinir. Yerinden ok gibi fırlayıp adama sarılır. Aynı duyguları karşısındaki de paylaşır; mutluluktan kuş olup uçacaklardır neredeyse. Neden sonra biri, akıl edip diğerine sorar: “Neden bunca çıldırasıya sevindin?” Yanıt ürütücüdür: “Neden olacak, yolumu kaybetmiştim; tek umudum birine rastlamaktı. Bu da sen oldun.” Soruyu yönelten pişman olmuştur; şunları söyler: “Ben de kaybolmuştum. Demek boşu boşuna sevindik. Coşkumuz kısa sürecek anlaşılan. Sonuçta, ikimiz birlikte kaybolmuş durumdayız. Birbirimize fazla bir katkımız olmayacak.”

  • Gurudwara

    İlkbahar Gelir Otlar Kendiliğinden Büyür

    Bir gün bir öğrenci Zen Tapınağına geldi ve Seung Sahn Soen-Sa’ya “Zen nedir?” diye sordu. Soen-Sa, zen sopasını başının üstünde tuttu ve “Anlıyor musun?” dedi. Öğrenci “Bilmem” diye yanıtladı. Soen-Sa, “bu bilmeyen zihinsin sen. Zen kendini anlamaktır” dedi. “Benim hakkımda neyi anladın? Öğret bana” Soen-Sa, “Bir bisküvi fabrikasında, hayvanlar, arabalar ve uçaklar şeklinde farklı kurabiyeler fırınlanır. Hepsinin farklı isimleri ve şekilleri vardır fakat hepsi aynı hamurdan yapılmışlardır ve hepsinin tadı aynıdır” dedi. “Aynı şekilde, evrendeki her şeyin – güneş, ay, yıldızlar, dağlar, nehirler, insanlar ve başkaları – farklı adları ve şekilleri vardır, fakat hepsi aynı maddeden yapılmışlardır. Evren, birbirine karşıt çiftlerle organize edilmiştir: ışık ve karanlık, erkek ve kadın, ses…

  • Gurudwara

    İnsanın Kendini Arayışı 4

    İnsanın kendini tanımaya dair yaptığı çalışmalar, kendi özelinde gerçek doğasını, kendi hakikatini tanımak için yeterli olmasa bile; hiç değilse hakikata dair bir güzel koku almasına, hakikatin ardındaki sonsuzluğa dair genişleyen idrakinin ona getirdiği sezgisel bilgilere ulaşmasına vesile olacaktır. Bu da arayış yolundaki kararlılığı, sabrı arttırarak onu kendine biraz daha yaklaştıracaktır. Kendini tanıma arayışı içinde ulaşacağı idrak ile; arayışını dıştan içeriye yönlendiren insan, kalbe yönelir. Böylelikle kendi hakikatini anlama yolculuğunda bir başka zirveye ulaşır; kendini bilme.. Bu hal, kamil insan olma hali, erdemli/bilge/arif kişilere özgü bir durumdur. Önceleri kendini bilmeyen bir yaşantıda kaybolmuş, kalbini bir yığın vesvese, endişe, zihinsel, düşünsel, duygusal artıklar, dünya meşgalesi ile doldurmuş, ayakta ya da yatakta uykuda…

  • Gurudwara

    İnsanın Kendini Arayışı 3

    Zamanda yolculuk Ey Yolcu; Bu yolculuk için seçtiğin yol sonu olmayan bir yoldur. Seni, Sana ulaştırır. Kendinden başlayıp, kendinden içeriye doğru yürüdüğünde attığın her adımla açtığın bir yoldur. Tıpkı karla kaplı geniş bir ovada, göz gözü görmeyen bir tipi altında yürümek gibi. Görüş mesafen sıfırdır sadece attığın adım ve adımını attığın an vardır. Çünkü Zamanda Yolculuk yapmak ancak “An”da yaşamakla mümkün olabilir. Bu yolculukta en ilkel içgüdülerin ve en gelişmiş sezgilerin refakat eder sadece sana. Ya eski izlerin üzerinden gidersin, ya da fırtına onları örtmüş, veya tipi görüşünü engellediğinden ya da sadece öyle seçtiğin için sen kendi yolunu yaratırsın. Bu yüzden bir tek değil sonsuz sayıda yol vardır. “Ya bir…

  • Gurudwara

    Münzevi*

    Bir gün yaşlı bir münzeviye sorarlar: “Sürekli yalnız olmaktan bıkmıyor musun?” Münzevi cevap verir: – “Yapacak çok işim var. İki şahin eğitmem gerekiyor. Ve iki kartal. İki tavşan sakinleştirmek ve yılanı eğitmek. Eşeği motive etmek ve aslanı evcilleştirmek.” + “Ama senin etrafında hiç hayvan göremiyoruz!” “Neredeler?” – “Onlar içimizde yaşayan hayvanlar.” “İki şahin gördükleri her şeye saldırıyor. İyi-kötü, faydalı-zararlı. Onlara ayırt etmeyi öğretmeliyim. Çünkü onlar benim gözlerim.” “İki kartal dokundukları her şeyi mahvediyor, yaralıyor, parçalıyor. Onlara hizmet etmeyi ve zarar vermeden yardım etmeyi öğretmeliyim. Çünkü onlar benim ellerim.” “Tavşanlar her zaman kaçar, korkar ve saklanır. Onları sakinleştirip, zor durumlarla başa çıkmayı öğretmeliyim, beladan kaçmayı değil. Çünkü onlar benim ayaklarım.” “En…

Araç çubuğuna atla