• Tasavvuf

    Marifet

    Vaktiyle bir mürid, bir arif kişiye giderek ondan marifet ilmini öğrenmek istemiş. O sırada deniz kenarında bulunuyorlarmış. Arif, ilme talip olana demiş ki: ” Şu kevgiri al, denizden doldur.” Mürit çok denemiş, fakat başaramamış. Kevgiri denize daldırdığında içi su doluyor, fakat çıkarır çıkarmaz boşalıyormuş. Sonunda Usta’sı : “Dur da göstereyim,” demiş. Kevgiri elinden kaptığı gibi, denize fırlatmış. Kevgir dibe batmış. Efendisi müride dönmüş: “İşte, kevgiri suyla doldurmanın yolu budur.” demiş.. (bir ilmi öğrenmek için batıp çıkmak değil, dalıp batmak gerek vesselam)

  • Tasavvuf

    Adam…

    “Derler ki; adamın biri, Müslüman mezarlığına ölü bir köpeği defnetti. Görenler onu, zamanın kadısına şikayet ettiler. Kadı adamı çağırdı ve işin doğrusunu sordu. Adam: -Doğrudur, öyle yaptım, çünkü; köpeğin bana vasiyeti böyleydi, onun vasiyetini yerine getirdim, dedi. Kadı: -Sen bizim aklımızla alay mı ediyorsun diye çıkıştı. Adam: -Hayır efendim, aynı zamanda bana, kadıya da 10.000 dirhem vermemi vasiyet etti, dedi. Bunu duyan kadı: -Rahmetli köpeğin ölümü bizi fazlasıyla üzdü, dedi. İnsanlar, kadının değişen bu tavrına hayret ettiler. Kadı onlara dedi ki: -Bu durum sizi hayrete düşürmesin, bu köpeğin geçmişini araştırdım, Ashab-ı Kehf köpeğinin soyundan geldiğini keşfettim. Bugün çok kimsenin hali budur. Bazı insanların; değerleri, duruşları, menfaat ve maslahatları çerçevesinde değişir.…

  • Tasavvuf

    Görmek İstemeyenden Daha Kör Kimse yoktur

    Günün birinde bir derviş, ustasına; “Efendim ‘ayna olmak’ diye bahsettiğiniz konuyu tam olarak idrak edebildiğimi düşünmüyorum. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz?” der. Usta dervişi dinler ve ertesi sabah onunla göl kenarında buluşmasını ister. Derviş gün ağarmadan yola çıkar. Bu kadar erken bir saatte üstadın ne anlatacağını merak etmektedir. Gölün kenarında konuşurlar: – Evlat, senin iki gözbebeğinden birinde bir leke var. Hangisi olduğunu biliyor musun? -Efendim çok ufak yaştan beri yanınızdayım. Tekkemizde benim bildiğim hiçbir yerde ayna yok. Uzun zamandır kendi gözbebeklerime bakma şansım olmadı. – Önce gözlerini kapat ve hangi gözbebeğinde leke olduğunu bana söyle. Ama sakın yanlış söyleme. Eğer bilemiyorsan bilmiyorum de. GÖRMEK İSTEMEYENDEN DAHA KÖR KİMSE YOKTUR!…

  • Tasavvuf

    Bir sakiden içtik şarap

    Bir sakiden içtik şarap arştan yüce meyhanesi Ol sakinin mestleriyiz canlar anın peymanesi Aşk odına yananların külli vücudu nâr olur Ol od bir oda benzemez hiç belirmez zebanesi Bu meclisin mestlerinin Enelhak olur demleri Yüz hallac-ı Mansur gibi anın kemin divanesi Ol meclis kim bizde vardır anda ciğer kebap olur Ol şem’a kim bizde yanar ay ü güneş pervanesi Ol meclisin sermestleri şol Şah-ı Edhem gibidir Belh şehrince yüz bin ola her köşede viranesi Yunus bu cezbe sözlerin cahillere söylemegil Bilmez misin cahillerin nice geçer zemanesi Yunus Emre

  • Tasavvuf

    Ey Beni Ayıplayan

    Ey beni ayıplayan, gel beni aşktan kurtar Elinden gelmez ise, söyleme fasid haber Hiç kimsene kendinden, halden hale gelmedi Cümlemizin halini, maşuk eder mukarrer Aşıkların her hali, Maşuk katında biter Sözün var ona söyle, benim elimde ne var Her kim aşk kadehinden, içti ise bir cura Ona ne yad ne biliş, ona nesrik ne humar Dost yüzünden nikabı, her kim giderdi ise Hicap kalmadı ona, ayruk ne hayr u ne şer Şeriat edebinden korkaram söylemeye Yok ise eydeyidim daha ayrıksı haber Dost kılıçından Yunus ölürse gam değil Dost göğünden uyanan, Maşuk burcundan doğar Yunus Emre

  • Tasavvuf

    Aşık mı üstündür yoksa Maşuk mu? Lütfen insaf edilip fetva verile!

    Şeyhu’l İslam Ebû Suud Efendinin soru zembiline şu soru bıraklır; “Âşık mı üstündür yoksa Mâşuk mu? Lütfen insaf edilip fetva verile!” El-cevap: “Azizim! Mâlumdur ki âşık kelimesi iki gözlü harfle yazılır. ‘Ayn’la ve ‘Kaf’la. Binaenaleyh âşık iki gözle bakar ve sever. Fakat ‘ayn’ın ağzı açık olduğu için aşkı dışa dönüktür. Mâşuk kelimesi dört gözlü harfle yazılır, ‘mim’, ‘ayn’, ‘vav’, ‘kaf’. O ise mukabile dört gözle bakar ve sever. Aynı zamanda ‘ayn’ın kafası kapalıdır. Yani bu aşk derûnî aşktır. “Saman alevi gibi dışa dönük değildir.”

  • Tasavvuf

    Aşık Maşuk

    Helal kıldı ma’şuka aşık kendi kanını Ma’şuk nakşından okur aşk eri Kur’anını Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir Aşık kendi bırakır boynuna urganını Gitmez aşık gözünden hergiz ma’şuk hayali Nitekim zilha verir Yusuf’un nişanını Dirlik budur aşıka ma’şuk yolunda öle Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını Belkıys ile Süleyman aşka düştü bir zaman İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını Gökteki Harut Marut aşk için indi yere Zühre yüzün görecek unuttu Rahman’ını Güzaf görmen siz aşkı kime oğradı ise Sultanı iltir baştan yitirir hanmanını Ferhat bu aşk yolunda başın külünge tuttu Hüsrev Şirin derdinden dosta verdi canını Leyli’yle Mecnun işi acebdür ( ür ) bu halka Abdürrezzak terk etti aşk için imanını Zemane…

  • Tasavvuf

    Mecnun

    MECNUN; Leyla’sının köyüne gitmek için, dişi bir deveye bindi. Bir süre yol aldı. Mecnun’un tek derdi, bir an önce Leyla’sına kavuşmaktı. Dişi deve ise, geride bıraktığı yavrusunu düşünmekteydi ve onun tek derdi ise, geriye dönmekti. Mecnun bir an dalıp gitse, elinden yuları gevşetse, deve bunu hisseder ve geriye döner geldikleri köye yani yavrusunun olduğu yere doğru giderdi. Mecnun kendine gelip baktığında, bulundukları yerden çok daha geriye gittiklerini fark ediyordu. Bu yolculuk iki-üç gün böyle sürdü. Mecnun yıllardır yollardaymış gibi şaşırmış kalmıştı. Baktı ki bu yol böyle bitmeyecek, deveden indi ve: “Ey deve!” dedi. “İkimiz de aşığız. Fakat aşklarımız birbirine zıt, birbirine aykırı! Demek ki biz, birbirimizle yol arkadaşlığı yapmaya uygun…

  • Tasavvuf

    Bir ustaya Hakiki bağlanmanın Önemi

    Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük velilerden biri olan Hacı Bayram (XV. y.yıl) Anadolu kökenli başka birçok bilgin ve ‘erenin de üstadıdır. Bunlardan biri de Fatih’in hocalarından Akşemseddin idi. Akşemseddin Hacı Bayram’a bağlanışından kısa bir zaman sonra zekası, anlayışı, kavrayışı, en önemlisi de şeyhine tam teslimiyeti sayesinde icazet (diploma) aldı ve irşadla görevlendirildi. Akşemseddin’in bu başarısı Hacı Bayram’ın diğer müridleri arasında kıskançlığa sebep oldu. Bunlardan biri Hacı Bayram’a sordu: – Efendi Hazretleri, kırk yıldır talebeniz olanlar henüz halifeliğe (sizi temsile) layık görülmezken Akşemseddin’in kısa zamanda bu rütbeye ulaşmasının sebebi ne ola? Hacı Bayram, gerek maddi gerekse manevi hayatta yükselmenin veya yerinde saymanın sebebini açıklarcasına cevap verdi: – Bu köse (Akşemseddin) bizde ne…

  • Tasavvuf

    Şükür

    İsa (a.s) bir ağacın altında dua eden birini görür, dikkatlice baktığında, adamın ayaklarının sakat olduğunu, iki gözünün de görmediğini anlar. Vücudunda ise baras hastalığı olduğunu görür.Ama adamın bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmışcasına dua ettiğini fark eder. “Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabb’im! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun”… Hazreti İsa kötürüm adama yaklaştı: “Yürüyemiyorsun, gözlerin görmüyor. bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğin düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen.” Kapalı gözler ile sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki; “Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, O’nu tanıyorum.…

Araç çubuğuna atla