Osho

Kendinle Uyum İçinde Olmak 1

Kişilik, bir soğan gibidir. Birçok şartlandırma ve bozulma tabakası altında, insanın basit varlığı gizli kalmıştır.

O kadar çok filtrenin altındadır ki onu göremezsin. O kadar çok filtrenin arkasında gizli kalmıştır ki, dünyayı da göremezsin. Çünkü sana ulaşan her neyse, o filtrelerden geçerken bozularak gelir.

Hiçbir şey sana olduğu gibi ulaşmaz. Sen de onu kaçırırsın. Arada birçok çevirmen vardır.

Bir şey görürsün, önce gözlerin ve sonra duyuların onu yalanlar. Sonra ideolojin, dinin, toplumun, kilisen yalanlar. Ondan sonra duyguların yalanlar. Bu böyle devam eder. Sana ulaştığı zaman, neredeyse aslından hiçbir şey kalmamıştır. Aslı o kadar azalmıştır ki, hiçbir fark yaratmaz. Sen sadece filtrelerinin izin verdiği şeyleri görürsün ve o filtreler çok fazla şeyin geçmesine izin vermez.

Bilim adamları buna katılıyor. Bizim gerçeğin sadece yüzde ikisini gördüğümüzü söylüyorlar. Sadece yüzde iki! Yüzde doksan sekizi kaçırılıyor. Beni dinlerken, sadece söylenenin yüzde ikisini duyacaksın. Yüzde doksan sekizi kaybolacak. Yüzde doksan sekizi kaybolunca da, o yüzde iki hiçbir şey ifade etmeyecek. Sanki bir romanın rasgele iki sayfasını almış gibi. Bir buradan, bir oradan. Sonra bütün romanı bu iki sayfadan yola çıkarak tekrar oluşturmaya çalışacaksın. Doksan sekiz sayfası eksiktir.

Ne olduklarına dair en ufak bir fikrin yok. Varolduklarını bile bilmiyorsun.

Elinde sadece iki sayfa var ve bütün romanı onlardan yola çıkarak tekrar oluşturuyorsun.

Bu oluşturulan şey senin icadındır. Gerçeğin keşfi değil, senin hayal gücündür.

Ayrıca içinde, boşlukları doldurma ihtiyacı vardır. Birbiriyle ilgisiz iki şey gördüğün zaman, zihin onlar arasında bir bağ kurmaya çalışır. Aksi halde huzursuz olur. Bu yüzden bir bağ icat edersin. Bağlantısız şeyler arasında bir köprü kurarak, aslında orada olmayan bir dünya yaratırsın. George Gurdjieff bu filtrelere, tampon derdi. Onlar seni gerçeğe karşı koruyor. Yalanlarını, hayallerini ve gelecek düşüncelerini koruyor. Senin gerçekle temas etmene izin vermiyor. Çünkü o temas seni paramparça edecektir. İnsan yalanla yaşar.

Friedrich Nietzsche’nin şöyle dediği söylenir: “Lütfen insanoğlundan yalanı almayın. Aksi halde insan yaşayamaz. İnsan yalanla yaşar.

Hayalleri almayın. Efsaneleri yok etmeyin. Gerçeği söylemeyin. Çünkü insan gerçeklerle yaşayamaz.” Yüzde doksan dokuz nokta dokuz söz konusu olduğunda haklı. Ancak yalanlarla nasıl bir hayat olabilir? Hayatın kendisi büyük bir yalan olur. Yalanlarla ne tür bir mutluluk mümkün olur? Bu mümkün değildir. O yüzden insanoğlu mutsuzdur. Gerçek örtülünce, yalanlarla sadece mutsuzluk olur. Ancak biz o yalanları korumaya devam ederiz.

O yalanlar, sana rahatlık verir. Seni doğrulardan, gerçekten ve varoluştan korur.

Osho / Sezgi

 

Araç çubuğuna atla